Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına “Aidiyet Köprüsü”: METS’ten Dil ve Kültür Kampı

img

Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına “Aidiyet Köprüsü”: METS’ten Dil ve Kültür Kampı

Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Zeliha Sorkunlu’nun, eğitimci ve yazar Aslıhan Duran ile gerçekleştirdiği röportajda; Ankara’da düzenlenen METS Türkçe Dil ve Kültür Kampı’nın, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının dil, kimlik ve kültürel bağlarını güçlendirmeyi hedefleyen vizyonu ele alındı.

Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesi olarak, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının dil ve kültür bağlarını güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir projeyi mercek altına aldık. Yazı işleri müdürümüz Zeliha Sorkunlu, Ankara’da faaliyet gösteren METS Dil Okulu’nun yürüttüğü Türkçe dil ve kültür kampının arkasındaki vizyonu, hedefleri ve geleceğe dair planlarını kampın Başöğretmeni, eğitimci ve yazar Aslıhan Duran ile konuştu. Bu röportajda, dil öğreniminin ötesine geçen ve aidiyet duygusunu yeniden inşa etmeyi amaçlayan bu özel projenin detaylarını bulacaksınız.

METS Türkçe dil ve kültür kampı nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Biz iki eğitimci olarak hem gençlere faydalı olmak hem ülkeye faydalı olmak adına çalışmalar yürütüyoruz. METS bir Ankara’da bir dil okuludur. Çocuklara ve yetişkinlere farklı dillerin öğrenilmesi ve konuşulması, sınavlara hazırlık konularında destek vermektedir. Yaz aylarında da yaz kampları açarak yine kamplarda hem dil eğitimi hem de kültür gezileri düzenlemektedir. Bu çalışmalar sürerken hep yurt dışına farklı dillere öğrenci hazırladığımızı fark ettiğimizde aslında yurtdışındaki Türk çocukların da böyle bir çalışmaya ihtiyacı olduğunu zaman zaman gözlemlediğimiz için artık emeği biraz da onlar için vermeye karar verdik. Çünkü biliyoruz ki oradaki çocuklar özellikle ikinci üçüncü kuşak artık Türkçeyi unutuyor. Türkiye’ye geldiklerinde; Türkçeyi  anlamakta zorlanıyorlar, dolayısıyla kendi kültürlerine ve ülkelerine yabancılaşıyorlar. Biz de istedik ki bu çocuklar Türkçeyi anlayabilecek düzeye, rahatlıkla iletişim kurabilecek seviyeye gelsinler ve kendi ülkelerini ve kültürlerini bu süreçte tanısınlar.

Yurtdışında yaşayan Türk çocuklara yönelik böyle bir proje neden önemli?

Proje bir çok açıdan önem taşıyor. Bunlardan en önemlisi yurt dışında yaşayan Türk ailelerin çocuklarının kendi dillerini öğrenmeleri konuşmaları ve Türkiye’ye geldiklerinde hiçbir şekilde yabancılık çekmemeleri aidiyet duygularının gelişmesidir. Bir diğer öneminin konu bu çocukların Türk kültürünü gelenek göreneklerini öğrenmeleri ve Türkiye’yi özellikle başkenti tanıyarak buradan ayrılmalarıdır.

Bunu isteme sebebimiz bu gençler ya da çocukların kendi kültürlerini bilmediklerinde ülkelerine olan gönül bağlarını kaybetmesidir. Günün sonunda bu çocuklar okuduklarında iş yaptıklarında belki de Türkiye’ yi değilde başka bir ülkeyi tercih edebiliyorlar o kadar yabancılaşıyorlar. Oysa bu kamp sayesinde buradaki yaşıtlarıyla kurdukları bağ onları aslında öz topraklarına her anlamda yakınlaştıracak. Bugün yeni arkadaşlar edinmeleri dillerini öğrenmeleri kültürlerini tanımaları yarın burada kurdukları dostlukları belki networke çevirerek iş ilişkilerini sağlamlaştıracak ve her iki ülke için de tabi ki kendileri için fayda sağlamasını temin edecektir. Ayrıca eğer bu çocuklar kültürlerini tanırlarsa kendi çocuklarına aktarabilirler. Ancak bilmezler ise aktaramazlar be onlardan doğan çocuklar tamamen öz kültürlerini kaybedecektir.

Bu kampın klasik dil kurslarından farkı nedir ?

Bu kamp klasik dil kurslarından farklı çünkü tek amacımız çocuklara Türkçeyi öğretmek değil. Zaten biz Türkçeyi çocuklara mükemmel düzeyde örneğin C2 seviyesinde öğretmeyi hedeflemiyoruz. Burada dilini öğrenimi ile birlikte Türkiye’yi tanıma, kültürü öğrenme, kendi ülkesinde yaşıtlarıyla güzel vakit geçirme anılar biriktirerek dönme ve aklının bir yerinde Türkiye’nin hep gülümsemek gurur duyularak hatırlanmasını sağlama var. Oysa klasik dil kampları sadece dili en iyi şekilde öğretmeye hedefler bunun yanında da çocuğun boş kalan zamanlarında bulunduğu yerde hoş vakit geçirmesini sağlamaya çalışır.

“Dil hayatın içinde öğrenilir” yaklaşımını sahada nasıl uyguluyorsunuz?

Bugün baktığımızda dil eğitiminin artık sadece gramerlerin öğretilerek, kelimelerini ezberleyerek sadece belli bir müfredata uydurmaya çalışarak verilmesinin çok da kullanışlı olmadığını görüyoruz. İnsanlar artık çok daha farklı yollarla dili öğrenmeye çalışıyorlar ve bunu başarıyorlardı daha kolaylıkla hatta başardıklarını söyleyebiliriz. İşte Türkçe dil kampında gün içerisinde evet sabah tabii ki temel bilgileri alması adına bir sınıf ortamında ve hazırlanmış bir müfredat ile Türkçe dersleri yaparken günün kalan kısmında gerek müze gezileri, gerek sanatsal faaliyetler, gerek çevre ve doğa gezileri, bazen sportif faaliyetlerle ve yaşıtı Türkiye’de yaşayan çocuklarla vakit geçirmesini ve iletişim kurmasını sağlayarak hayatın içerisinde kullanmak zorunda kalarak Türkçeyi daha aktif öğrenmelerini sağlıyoruz.

Yani hayatın içinde kullanmaya mecbur kalarak belki daha doğru tabir maruz bırakılarak Türkçelerinin gelişmesini ya da bilmeyenlerin öğrenmesini teşvik etmeye çalışıyoruz.

Kampın Ankara’da yapılmasının özel bir nedeni var mı?

Kampın Ankara’da yapılmasının en özel nedeni Ankara’nın başkent olması, gelişmiş bir şehir olması imkanların fazla olması. Bu şehirde eski ve tarihi yapıları görebilecekleri, bir çok müzeyi gezebilecekleri, eski Ankara‘yı tanıyabilecekleri ve aynı zamanda en modern sanat gösterileri tiyatrolar sinem Emea spor salonlarıyla tanışabilecekleri bir zenginlik mevcut. Ayrıca başta söylediğim gibi Ankara’nın başkent olması ve onların öz topraklarının başkentini çok iyi tanımaları bizim Ankara’yı seçme sebeplerimizin başında yer alıyor.

Katılımcılar da kamp sonunda en çok hangi değişimi görmek istiyorsunuz?

Bizce en önemlisi buradaki yaşıtlarıyla bir iletişim kurmaları ve bunu gittiklerinde de sürdürmeleri ki biliyorsunuz dil konuştukça gelişiyor. Ayrıca kendi kültürlerini tanımaları. Yani buradan Türkçe konuşabilen ve Türkiye dendiğinde akıllarında kalplerinde sıcacık sevgi dolu duygular taşıyarak yaşadıkları ülkeye gitmelerini istiyoruz. Aidiyet duyguları gelişsin istiyoruz kısaca.

Bu kampı tek cümleyle nasıl tanımlarsınız?

Yurtdışında yaşayan Türk çocuklarının kalplerinde Türkiye ile sürekli aktif yolculuk yapılan bir köprü kurmak

Sizce bir çocuk ana dini neden güçlü öğrenmeli?

Yurt dışında yaşayan bir çocuk ana dilini güçlü öğrenmeli; çünkü ana dili kimliğini, kültürünü ve ailesiyle bağını korurken aynı zamanda ikinci dili öğrenmesini, kendini daha iyi ifade etmesini ve iki kültür arasında özgüvenle köprü kurmasını sağlar.

Bu proje beş yıl sonra nerede olacak?

Beş yıl içinde bu proje, dünyanın farklı ülkelerinden Türk çocuklarını bir araya getiren, dil öğrenimini kültürel deneyimle birleştiren ve sürdürülebilir iş birlikleriyle her yıl büyüyen uluslararası bir kültür ve dil kampı ağına dönüşmüş olur. Hatta bizim hayalimiz ilerleyen süreçte sadece yurtdışındaki Türk çocuklarını değil Türk cumhuriyetlerdeki çocukları da birbirine yakın bu iki kültürle birleştirerek bir köprü oluşturmak, böylece ilerleyen zamanda birbirleriyle iş birliği yaparak, ihtiyaç duyduklarında danışma dayanışma sağlayarak ilerlemelerine katkı sağlamak.

METS Türkçe Dil ve Kültür Kampı, yalnızca bir eğitim programı değil; aynı zamanda yurt dışında yaşayan Türk çocukları için kimlik, aidiyet ve kültürel bağlarını yeniden keşfetme fırsatı sunan güçlü bir köprü niteliği taşıyor. Dilin hayatın içinde öğrenildiği, kültürün deneyimlenerek aktarıldığı bu yaklaşım, katılımcıların Türkiye ile kalıcı ve duygusal bir bağ kurmasını hedefliyor. Aslıhan Duran’ın da vurguladığı gibi, bu kampın uzun vadeli vizyonu sadece bireysel kazanımlarla sınırlı değil; gelecekte uluslararası ölçekte bir kültür ve dayanışma ağı oluşturarak nesiller arasında köklü bir bağ kurmayı amaçlıyor.

KAYNAK: Zeliha Sorkunlu(Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesi)