Küresel ticaret dengelerinin derinden sarsıldığı, korumacı ekonomi politikalarının ve gümrük duvarlarının yeniden yükseldiği bir dönemde, Türk iş dünyasının dış ekonomik ilişkilerini yürüten en üst çatı kuruluşu olan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde ezber bozan, çok katmanlı bir lobi ve diplomasi atağı başlattı. Ankara ve Brüksel hattındaki tıkanıklığı aşmayı hedefleyen DEİK, hem Avrupa başkentlerine hem de Türkiye'deki karar alıcılara "ortak gelecek" çağrısı yapıyor.
Son yıllarda tam üyelik müzakerelerinin durma noktasına gelmesi, vize süreçlerinde yaşanan tıkanıklıklar ve karşılıklı siyasi gerilimler, Türk halkının AB'ye olan inancını doğrudan olumsuz etkiledi. Edinilen bilgilere göre, Türkiye’de Avrupa Birliği’ne tam üye olunmasını destekleyenlerin oranı yüzde 50 civarına kadar düşmüş durumda.
Kamuoyu desteğindeki bu tarihi gerileme, DEİK’in stratejik çalışmalarını en üst perdeden hızlandırmasına yol açtı. Kurul, Türkiye’nin ekonomik ve modernizasyon çıpası olarak gördüğü AB vizyonunun toplumsal tabanda yeniden güçlenmesi gerektiğine inanıyor. Bu kapsamda hazırlanan geniş çaplı eylem planıyla, halk nezdindeki bu destek oranının yıl sonuna kadar yeniden yüzde 75-80 bandına çıkarılması hedefleniyor. DEİK, bu hedef doğrultusunda hem yurt içinde hem de yurt dışında eş zamanlı bir farkındalık ve lobi kampanyası yürütüyor.
DEİK, sesini sadece diplomatik kanallarla değil, doğrudan Avrupa kamuoyuna ve karar alıcılarına ulaştırabilmek için küresel medyanın gücünü kullanıyor. Bu stratejik hamlenin ilk büyük adımı, Ocak ayı sonunda dünyanın en prestijli ekonomi ve finans yayınlarından biri olan Financial Times’a verilen tam sayfa ilanla atıldı. DEİK bu ilan aracılığıyla hem AB liderlerine doğrudan seslendi hem de Ankara’ya entegrasyon sürecinin hızlandırılması yönünde güçlü bir çağrıda bulundu.
Avrupa genelinde yürütülen bu "ilan diplomasisi", tek bir merkezle sınırlı kalmayıp yerelleştirilerek büyütülüyor:
Yürütülen bu devasa kampanyanın felsefi ve ekonomik gerekçelerini ise kurumun en üst düzey isimleri çarpıcı ifadelerle özetliyor.
AB üyeliğinin son dönemde Türkiye’nin iç siyaset ve ekonomi ajandasında geri plana itildiğini kabul eden DEİK Başkanı Nail Olpak, AB üyeliğinin adeta gündem dışı kaldığını açıkça vurguluyor. Ancak Olpak'a göre, küresel konjonktür bu konunun yeniden masaya yatırılmasını zorunlu kılıyor.
Jeopolitik kırılmalar ve ticaret savaşları bağlamında en net ve keskin analiz ise DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’dan geldi. Dünyadaki korumacı politikalara ve küresel liderlik değişimlerine işaret eden Yalçındağ, şu kritik uyarıyı yaptı:
"Trump'ın politikaları başta olmak üzere dünyada masa dağıldı. Masa yeniden kurulurken Avrupa masasını birlikte tayin etmek, yeni dünyayı birlikte şekillendirmek istiyoruz."
Yalçındağ’ın bu sözleri, Türk iş dünyasının AB’yi sadece bir "üyelik" hedefi olarak değil, küresel ölçekte yükselen yeni ekonomik bloklara karşı (ABD, Çin vb.) tedarik zincirlerinin korunması, yeşil dönüşümün yönetilmesi ve ortak bir ekonomik kalkan oluşturulması adına stratejik bir ortak olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor.
DEİK’in bu proaktif çıkışı, ekonomi kulislerinde ve diplomasi koridorlarında geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, tam üyelik müzakereleri tamamen yapılamasa bile, bu tür güçlü lobi faaliyetlerinin Türkiye için hayati önem taşıyan şu başlıkları tetikleyebileceğini öngörüyor:
DEİK’in başlattığı bu kapsamlı "Avrupa Seferberliği", küresel dengelerin yeniden kurulduğu bu kritik tarihi eşikte büyük bir fırsat barındırıyor. Şimdi en büyük merak konusu, Berlin, Paris ve Brüksel başta olmak üzere Avrupa başkentlerinin ve Ankara'daki karar alıcıların bu stratejik çağrıya nasıl bir somut yanıt vereceği.


Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberleri, önemli gündem yazıları, siyaset, Kültür sanat'tan Dünya haberlerine bütün konuların tek adresi www.gazetesivilinisiyatif.com'da.
© Copyright Uluslararası Sivil İnsiyatif Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır. |