Sivil İnisiyatif (Zeliha Sorkunlu)Antalya’nın kalbinde, modern şehrin gürültüsü ile binlerce yıllık sessizliğin kesiştiği bir noktada yükselen Hadrianus Kapısı, yalnızca bir Roma anıtı değil; geçmişle bugünün, insanla doğanın, taşla canlının iç içe geçtiği yaşayan bir tarih sahnesi olarak varlığını sürdürüyor. Halk arasında “Üçkapılar” olarak bilinen bu görkemli yapı, Antalya’nın simgelerinden biri olmanın ötesinde, kentin hafızasını bugüne taşıyan nadir mekânlardan biri olarak öne çıkıyor.
Hadrianus Kapısı, MS 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti onuruna inşa edildi. Roma İmparatorluğu’nun en entelektüel ve gezgin imparatorlarından biri olarak bilinen Hadrianus, imparatorluğu boyunca şehirleri yalnızca yönetmekle kalmamış; mimari, sanat ve kent estetiğiyle de yakından ilgilenmişti. Antalya’da inşa edilen bu kapı, imparatorun gücünü simgelediği kadar, Roma’nın kent mimarisine verdiği önemi de yansıtıyordu.
Üç kemerli yapısı, mermer sütunları ve ince işçiliğiyle Hadrianus Kapısı, Roma mimarisinin zarafetini bugüne taşıyan ender örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Kapının üzerindeki süslemeler, zamanın tahribatına rağmen hâlâ dikkatle incelendiğinde Roma estetiğinin izlerini taşıyor.
Hadrianus Kapısı yalnızca Roma döneminin değil; Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin de tanığı. Kapının ardında uzanan Kaleiçi surları, Antalya’nın yüzyıllar boyunca geçirdiği dönüşümün sessiz anlatıcıları gibi duruyor. Aynı taşlar, farklı çağlarda farklı medeniyetlerin savunma, yaşam ve kent anlayışına hizmet etti.
Bu surlar, sadece savaş ve savunma amacıyla değil, aynı zamanda kentin gündelik yaşamının bir parçası olarak kullanıldı. Bugün bu taşların arasında açılan çatlaklar, tarihin beklenmedik bir armağanını barındırıyor: güvercinler.
Yıllar içinde Hadrianus Kapısı ve çevresindeki surlar, yüzlerce güvercin için doğal bir yaşam alanına dönüştü. Taşların arasındaki küçük boşluklar, kuşlar için ideal yuvalar oluştururken; gözenekli yapı, güvercinlerin ihtiyaç duyduğu tuz ve mineralleri doğal yollardan almalarına imkân sağlıyor.
Bu durum, Hadrianus Kapısı’nı sıradan bir tarihi yapı olmaktan çıkararak yaşayan bir ekosisteme dönüştürüyor. Güvercinlerin sabahın erken saatlerinde surlardan havalanışı, gün batımında kemerlerin üzerinde sıralanışı ve kalabalık halinde uçuşları, ziyaretçiler için benzersiz bir görsel şölen sunuyor.
Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Antalya’da Kaleiçi’ni keşfetmek isteyenlerin yolu mutlaka Hadrianus Kapısı’ndan geçiyor. Bu nokta, yalnızca fotoğraf çekilen bir alan değil; ziyaretçilerin durup nefes aldığı, geçmişi düşündüğü, doğayı izlediği bir durak haline gelmiş durumda.
Bir yanda Roma İmparatorluğu’nun ihtişamını temsil eden taşlar, diğer yanda özgürce uçan güvercinler… Bu karşıtlık, mekâna güçlü bir estetik ve duygusal derinlik kazandırıyor.
Afyonkarahisar’dan Antalya’ya tatil için gelen Ahmet Eroğlu, ilk kez gördüğü Hadrianus Kapısı’ndan etkilenmiş:
“Üçkapılar ve güvercinlerin yuvaları gerçekten çok güzel. Tarihle doğa iç içe geçmiş. İnsan burada zamanın yavaşladığını hissediyor. Herkesin gelip görmesi gereken bir yer.”
Antalya’da 25 yıldır yaşayan İbrahim Eser ise Hadrianus Kapısı’nın kendi hayatının bir parçası olduğunu söylüyor. Yıllardır arkadaşlarıyla birlikte kapının yakınındaki banklarda oturup güvercinleri izlediğini anlatan Eser, şöyle konuşuyor:
“Yem verince aşağıya geliyorlar, sonra birden hep birlikte havalanıyorlar. O an ortaya çok güzel bir görüntü çıkıyor. Surların üzerinde nasıl durduklarını anlamak zor ama izlemek insana huzur veriyor.”
Gün içinde ziyaretçiler tarafından bırakılan ekmek kırıntıları ve yemlerle beslenen güvercinler, özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyor. Yerli ve yabancı turistler, akıllı telefonları ve profesyonel kameralarıyla bu anları kaydederek Hadrianus Kapısı’nı sosyal medyada da görünür kılıyor.
Bu paylaşımlar, Antalya’nın tanıtımında tarihsel miras ile doğal yaşamın birlikte sunulmasının ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Hadrianus Kapısı’nı yalnızca korunması gereken bir tarihi eser olarak değil, yaşayan bir kültürel alan olarak değerlendiriyor. Burada tarih, cam vitrinlerin arkasında değil; sokakta, taşta, kuşun kanadında ve ziyaretçinin bakışında varlığını sürdürüyor.
Bu yönüyle Hadrianus Kapısı, Antalya’nın modern turizm anlayışında önemli bir yere sahip. Ziyaretçiler, burada yalnızca bilgi edinmiyor; bir deneyim yaşıyor.
Hadrianus Kapısı bugün, Roma İmparatoru adına dikilmiş bir zafer anıtından çok daha fazlası. O, Antalya’da yaşayan tarihin, taşla canlının, geçmişle bugünün aynı hikâyeyi paylaştığı nadir mekânlardan biri.
Binlerce yıl önce atılan temeller üzerinde bugün güvercinler yuva yapıyor, insanlar fotoğraf çekiyor, çocuklar kuşları izliyor. Ve tarih, tüm bu canlılığın ortasında sessizce nefes almaya devam ediyor.





Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberleri, önemli gündem yazıları, siyaset, Kültür sanat'tan Dünya haberlerine bütün konuların tek adresi www.gazetesivilinisiyatif.com'da.
© Copyright Uluslararası Sivil İnsiyatif Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır. |