“Ülkemin STK’ları”

“Ülkemin STK’ları”

Sivil Toplum Kuruluşları…
Adı üstünde SİVİL TOPLUM!

Açılımını yapacak olur isek; hiçbir siyasi, ticari gaye gütmeden, tamamen toplum menfaati maksadıyla bir araya gelmiş, amatör ruh ile hizmete talip, gönüllü çalışan insanlar topluluğu! Adı geçen, menfaati için çalışılan toplum zaman zaman bir meslek grubu, zaman zaman haklarını yeteri kadar kullanamayan kadınlar, çocuklar, ya da engelli vatandaşlar ya da şehit, gazi yakınları, hemşeriler, v.s. şeklinde daha sayamadığım Kanarya Sevenler Derneği’ne kadar uzanan her katmandan geniş bir yelpaze…
Kuruluşunda bulunduğum birçok Dernek, Federasyon, Konfederasyon hatırlıyorum. Nasıl amatör bir ruh ve heyecan ile yola çıkılıp gece gündüz demeden fedakârca çalışmalarımızı… Her insan farklı bir dünya, her insan farklı bir kültür, bir zenginlik ve neticesinde ortaya çıkan muhteşem fikirler, bu fikirlerin hayata geçirilmesi için gösterilen olağanüstü çaba… İlk zamanlar herkes gayretkeş, herkes cömert, herkes fedakâr…

Peki ya sonra…
Sonrası malumunuz sayın okurlar. Eminim çoğunuzun bu tür tecrübeleri olmuştur. STK, maya tutup, organize hale gelip de birtakım çevreler tarafından tanınıp, saygınlık kazanıp, varlık gösterince; işte o güzelim amatör ruh yerini maalesef o hiç sevmediğim profesyonel ruha bırakıyor. Bu defa o her yapıda görmeye alıştığımız iktidar kavgaları, sen-ben çatışmaları, insanların doyurulmamış egoları ve kişiliklerinin en vahşi yanı, bencillikleri o kadar ileri gidiyor ki söz konusu STK ‘nu kuran amatör ruhlar ya sessiz sedasız gemiyi terk ediyor ya da emeklerine acıyıp gemide kalıp bu yeni ruh ile savaşmaya başlıyor. Maalesef her iki durumda da STK kaybetmeye mahkûm oluyor. Çünkü kişiler arasındaki bu mücadelede detaylarla uğraşılırken özü kaybeden STK belki kuruluş amacını dahi hatırlayamayacak hale geliyor….
Peki, günümüzde tüm dünyada önem verilen STK ların varlığını aynı amatör ruh ve heyecan ile devam ettirebilmesi için ne yapmak lazım?
Öncelikle STK ların çalışmaları için gerekli finans, kullanacakları mekan gibi maddi sorunlarını çözüp, onları bir takım iş adamlarının ya da siyasi partilerin insaflarına bırakıp Arka Bahçe olmalarını engellemek gerektiğini düşünüyorum. ‘Parayı veren, düdüğü çalar’ derken Atalarımız ne kadar da haklılar… Yani öncelikle STK ların bağımsız ve tarafsız olması sağlanmalı ki rahatlıkla sözcüsü oldukları kesimin dert ve davasını sonuna kadar dile getirebilsinler, sesleri kısılmasın.
Ayrıca Avrupa’da olduğu gibi etkin hale gelmeleri sağlanıp, hak ettikleri itibarı vermek gerekir. Zira ülkemizde, tamamen sivil kuruluş olması sebebiyle önemsenmeyen STK başkan ve üyeleri bir çok mevki ve makama ulaşmakta maalesef çaresiz kalmaktadır. E tabi yetkinin olmadığı yerde etki de olmaz prensibinden hareketle STK ları basamak yapan birçok kişi maalesef hizmet üretmek adına Siyasi Partilere geçmekte ve bu defa burada kıyasıya mücadele ederken yola çıkarken edindiği o Ulvi Gayeyi bu yolda yitirip gitmektedir… Şahsen Başkentte Serbest Avukat olarak 20.yılımı tamamlamak üzere iken düşünüyorum da Ankara Barosu’nun bir çok Başkanı da gayet idealist söylemler ve meslektaşlarının sorunlarına çözüm üretmek maksadıyla yola çıkıp sonrasında kendisini ya Belediye Başkanlığı koltuğunda ya da TBMM’ nde siyaset yaparken bulmuş, hukuk arenasında kalan talihsiz meslektaşlarını ve sorunlarını çoktan unutmuştur.
Naçizane STK’ ların maddi-manevi sorunlarını çözüp ülkenin yönetiminde görüşlerine itibar edilir hale getirilir ise bu tamamen gönüllü, amatör ruhtan milletimizin üst düzeyde istifade edeceğini düşünüyor, el ele, gönül gönüle 2023’e doğru istikrarlı ve güçlü adımlarla ilerleyeceğimizi düşünüyor, saygı sunuyorum…

Av. Neslihan Duran KOCAKAYA