TÜRKİSTANIN İKİZ KULELERİ

TÜRKİSTANIN İKİZ KULELERİ

Değerli okurlarım sizi 11 eylül 2001 yılına götürmem gerekiyor. Amerika’da Dünya ticaret merkezinin ikiz kule denilen binalarına uçaklarla sabotaj yapıldığı güne.. İki tane yolcu uçağı, harikulade hesaplamalarla, tamda çarpışacağı zamanda o kuleler infilak edildi ve binalar çöktü. Amerika resmi ağızlarının bildirdiğine göre ‘’Afganistan’daki terör örgütü el kaide militanları, Saddam’ında desteği ile Amerika da yolcu uçaklarını zapt edip, o yolcu uçaklarını ikiz kulelere gönderip çarpmasına sebep olmuşlar’’ dediler.

İnsanlık bu kadar ahmak yerine konulunca biz de bizi ahmak yerine koyanların müstahak oldukları üslup ile cevaplayalım.

‘’yersen’’

Tabii bu Çıfıt kurguyu hemen yemeye amade tipler, tüm İslam aleminde de zuhur ettiler. Sonra da zavallı pentagon çetesi gidip Irak ve Afganistan’a çöküp ikiz kulelere sabotaj yapanları öldürdüler. Gerçi Türkiye’den bir iki cılız ses ‘’bu saldırının Amerika’ya dışarıdan yapıldığına dair elimizde herhangi bir belge yok’’ demekle kaldılar, ardı gelmedi gelemedi. ABD pentagonuna çökmüş küresel cani Çıfıt çetenin kurgularına aykırı söz söylemek kimin haddineydi?

Burada başa dönmek zorundayız. 1918 den önce Asya’da Afganistan diye bir ülke,  bir toprak parçası yoktu. Hoş Tacikistan, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan diye devletler de yoktu. Oraya kısaca 1000 yılında da Türkistan deniliyordu.  Birinci Dünya Savaşının galipleri Rusya ve İngiltere o coğrafyanın adını koydular, parçaladılar ve canice yönettiler (aynı bizim merkez coğrafya dediğimiz bölgeye İngiltere’nin orta doğu diye uydurduğu coğrafya gibi….)

1921 yılında Mustafa Kemal, Afgan kralıyla birlikteliği sağladı. Afganistan’ın büyümesi ve gelişmesi için gerekli programlar hazırlandı. Afgan ordusunun eğitimi ve teşkili Türkiye ordusuna görev olarak verildi. Ne yazık ki Afganistan’da ismi olan bir millet bulunmuyordu. Oradaki halkın üst kimlik adı yoktu. Kavimler ve aşiretler ön plandaydı. İngiltere bu süreci kesti. Oradaki bir takım aşiretlerinin reislerini satın aldı, ve orada ‘’din elden gidiyor’’ feryadı ile halkı Türkiye ile müttefik olan Afganistan kralına karşı kışkırttı. Sonrasında da İngiltere, Afganistan’a lök gibi çöktü ve Afganistan doğal kaynaklarına el koydu. Ebetteki zaman içerisinde Afganistan’da İngiltere’ye karşı bir tepki gelişti. Afganistan’da herkesi maaşa bağlayamadığı için herkesi de yönetemiyordu. İkinci dünya savaşından sonra İngiltere’nin etkinliği sona erip, ABD pentagonunun etkin olduğu döneme geçildi.  Amerika, Afganistan’da İngiltere’nin yerini almaya yeltendiğinde bazı Afgan yöneticileri pentagona karşı Sovyetleri yardıma çağırdılar. Bu defa da Afganistan’a Sovyetler çöktü. Buna mukabil pentagonun desteği ile; Türkiye, Sudi Arabistan ve Pakistan, Sovyetlere karşı Afgan halkının mücadelesini hem oluşturdu hem destek verdi. Sonunda Sovyetler başaramadı, perişan oldu, mağlup oldu ve çekti gitti. Sovyetlere karşı savaşan gruplar öyle birbirleriyle çatışmadılar ve hükümet kuruldu. Devlet başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Burhaneddin Rabbani şöyle bir cümle kurdu ‘Afganistan’da Türk askerinden başka asker görmek istemiyoruz’. Bunun üzerine pentagon çıldırdı, Suud desteği ile daha önce ABD de kurduğu taliban (talebeler) isimli örgüt ile Pakistan’ın desteği ile Afganistan’da, Burhaneddin rabbaniyi katletti hükümeti düşürdü ve savaş başlattı. Maalesef Afganistan da bir millet olamadığından dolayı değişik aşiretler, gruplar dünden teşne olduğu çatışmanın içine girdiler. ABD’deki ikiz kulelere saldırı olmadan 6 ay önce ABD de merkezi mevcuttu. Ayrıca Afganistan’daki enerji şirketinin de,%5 hissesine de ortak edilmişti. Tam bu esnada ikiz kuleler sabotajının organize eden küresel çete; Irak ve Afganistan’ı işgal için bahane üretmişti. Güya barış ve demokrasi getirmek için Irak’ı yok etti, Afgan halkını katletti. Türkiye de bir NATO gücü olarak Afganistan’da yerini aldı. Türkiye Afganistan’da halkla beraber bayındırlık, imar ve sağlık eğitimlerini ifa etmekle görev aldı. Eskiden beri Türklere muhabbet duyan Afgan halkıyla haşir neşir oldu. Küresel çete dünyada etkinliğini öldürerek ve korkutarak tesis etme stratejisini güttüğünden, Afgan halkında herhangi bir sempati oluşturamadı. İşlediği cinayetler ve katliamlardan dolayı tüm Afgan halkının nefretini celp etti. Birçok Türk ülkesinde olduğu gibi Afganistan’ında FETÖ’leri vardı. Güçlü zannettikleri pentagonun ve küresel çetenin Afganistan’da uşaklığını yapıyorlardı. Fakat taliban ABD’nin arzu ettiği taliban olmaktan çoktan çıkmıştı. Hatta ABD etkinliğine karşı mücadele eden bir merkez haline gelmişti. ABD’nin paralı askerleri para uğruna ödemedikleri için kefenlerini omuzlarında taşıyan ayakları çıplak Afgan savaşçılarına dayanamadılar. Sonunda rezil bir şekilde bilindiği gibi defolup gittiler. İş birlikçilerinin rezil kepaze haline bütün dünya dehşetle tanık oldu. Afganistan’daki taliban yönetiminin arkasında güçlü bir akıl olduğu kesin. Taliban yönetiminin dünyaya yayınladığı beyannamedeki, üslup ve hedefler bu aklın Türk aklı olduğunu bana söylüyor. ABD’nin hiçbir hesabı tutmadı planladığı her şey tersine döndü. Bir tek umudu kaldı; Afganistan’daki iç çatışmayı ve terörü körüklemek. Bunun içinde daha önceden Suriye’den Afganistan’a taşıdığı nesebi  gayri sahih DEAŞ’ı kullanmaya başladı. Bu noktada hemen ABD başkanı Trump’ın şu sözünü hatırlatayım; Obama dönemini kastederek demişti ki; DEAŞ’ı ABD kurdu. Demem o ki ABD bu defa Türkistan’da yeni ikiz kuleler inşa ediyor. Sabotajını da DEAŞ’ı kabil hava alanına saldırarak gerçekleştirdi. Ha şunu da belirtelim. Havaalanında ölen ABD askerlerinin hiç biri ABD vatandaşı değil parayla canilik yapan kiralık katildi. DEAŞ, Afganistan da öncelikle Türklere saldırmaktadır. ABD pentagon çetesi tarafından yönlendirilen bir terör örgütüdür. DEAŞ’ın canını Suriye’de Türkiye okumuştur. Türkiye’yi hedefe koymak isteyen pentagon çetesi ABD’nin başına oturtulmuş, BİDEN isimli başkanın eline güya bir beyanat tutuşturdu. O beyanatta Biden; ‘kabil hava alanına DEAŞ’ın horasan kolu saldırdı’ dedi. Horasan deyince akla Türkler gelir. Küresel çete nereye vuracağını iyi biliyor. Asla güç yetiremeyeceği ve sirayet edemeyeceği dünyadaki yegâne medeniyet HORASAN medeniyetidir. Bunu da daha önceki yazılarımızda ifade etmiştir. Şimdi Sivil İnisiyatif Gazetemiz aracılığı ile Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) evladı bütün Türklere çağrımızı yenileyelim. Türkler aralarındaki sınırları silmeliler. Horasan medeniyetini merkez ittihaz edip Hz. Muhammed Mustafa Risalet’i üzerinden bütün evrenin kurtuluşu için bir kıyam hareketi oluşturmalıdırlar.

Rusça