Türk Kızılayı’nın Yunanistan’a Yardimları

Türk Kızılayı’nın Yunanistan’a Yardimları

Türk Kızılayı’nın

Yunanistan’a Yardimları

(1939-1945)

Dr. Tayfun Atmaca                                                                                            

Çok uzun yıllardır dünyada yaşanan savaş ve silahlı çatışmaların merkez üssü konumunda bulunan Ortadoğu’nun Batı kıyılarından başlayıp, bir yanına Afrika’yı bir yanına ise Türkiye ve devamında Avrupa’yı alarak devam eden Akdeniz bu kez giderek artan bir askeri gerilimle dünyanın gündeminde.

Akdeniz’in doğusunda aylardır tırmanan gerilim, 2010’larda sakin bir sürece girdiği gözlenen Türk-Yunan ilişkilerini uzun yıllar sonra bir kez daha eski öngörülemez seyrine kavuşturmuş durumda. Gerilimin temelinde ise bölgede bir süre önce keşfedilen hidrokarbon yatakları ve bununla bağlantılı olarak Türkiye anakarasına yakın bölgelerde bulunan Yunan adalarının kıta sahanlığı tartışmaları var. Kıta sahanlığı tartışmalarının altında, Akdeniz’deki ülkelerin deniz sınırlarının nasıl çizileceği sorusu yatıyor. Çizilecek bu deniz sınırları aynı zamanda bölgedeki enerji kaynaklarının nasıl paylaşılacağının belirlenmesi anlamına geliyor.

2020’nin yaz ayları Ankara-Atina-Paris üçgeninde peş peşe yapılan sert açıklamalar ve askeri tatbikatlarla geçerken, son haftalarda bölgedeki gelişmelere damgasını vuran ise diyalog çabaları oldu. Türkiye Oruç Reis’i bakım çalışmaları için geri çekerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun diyalog kapısının açılması için bir fırsat olduğunu belirtti. Bölgedeki gerilimin baş aktörlerinden olan Fransa’dan da benzer yönde açıklamalar geliyor. Emmanuel Macron MED7 zirvesi sonrası yaptığı ‘iyi niyetli diyalog’ açıklamasını yinelerken, Alman hükümeti ise olası bir müzakere masasında arabulucu rolü oynamaya hazır gözüküyor.

İki ülkenin diplomat ve askeri uzmanları zamanlarının büyük bir bölümünü problemlerin çözümü için harcarken, her zaman olduğu gibi, tarihte unutulmaya yüz tutmuş satır aralarını incelemeye devam ediyoruz. Bu vesileyle, hafızalarda silinme noktasına gelmiş, Türkiye’nin Yunan halkına göstermiş olduğu kadirşinaslığı gözler önüne sermiş olacağız.

Türkiye’nin Yunanista’a Yardımları

Türkiye, Lozan Barış Antlaşması ile bağımsızlığını tüm dünyaya ilan etmiş ve 1923’te Cumhuriyet rejimini kurmuştur. I. Dünya Savaşı sonrasında Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış!” temelli politikasına da yansımıştır. Yunanistan’ın iç politikalarında da yansımaları olduğu görülebilir. Yunanistan ve Türkiye 1923’ten (iki ülke arasında sadece mübadele anlaşmasının son ihtilaf konusu olduğu düşünülürse) sadece 7 sene sonra 1930’da dostluk anlaşması imzalamışlardır. 30 Ekim’de imzalanan anlaşmalar: Tarafsızlık, dostluk, uzlaşma ve hakemlik anlaşmasıyla deniz kuvvetlerinin sınırlandırılması anlaşmalarına dayanıyor ve anlaşma sonunda Yunan başkanı şöyle demiştir:

“Felsefe yapmıyorum. Artık dünya akıllanmıştır. Bu antlaşmayı gerçekleştirmek için harcadığımız mesai bütünüyle heba olsaydı, insanlığın aklıseliminden şüpheye düşecektim.”

Yunanistan ve Türkiye’nin diplomatik olarak yakınlaştığı bir dönemde II. Dünya Savaşı’na aktif olarak katılan Yunanistan ile savaşta tarafsızlık politikası izleyen Türkiye farklı taraflarda konumlanmıştır. Yıkıcı etkilerini derinden hisseden ülkelerden büyük kıtlık ve dram yaşayan Yunanistan’a Türkiye’den yardım eli uzanmıştır. Türkiye Yunanistan’a ilk yardım gönderen ülkelerden biridir. Türkiye’nin savaşa girmemesine rağmen büyük ekonomik zorluklar yaşadığı bir zamanda Yunanistan’a yaptığı yardımlar daha büyük anlamlar kazanmaktadır. Esasında Türkiye Yunanistan’a yiyecek ve temel ihtiyaç maddelerinin yanı sıra diğer hususlarda da insani yardımlarda bulunmuştur.

– İşgal altındaki Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelen mültecilere yardım.

– Avrupa’daki Nazi soykırımından kaçan Yahudilere yardım.

-Hava, kara ya da deniz yoluyla sınır geçip sığınmacı konumunda olan askerlere yardım.

-Çeşitli zamanlarda Kızılhaç tarafından farklı bölgelerdeki esirlere hediye paketleri yollayarak onların hayata tutunmalarını sürdürme, esir değişimleri Kurtuluş Gemisi ile yapılan yardımlar o günlerde büyük açlık ve felaket yaşayan Yunanistan halkı için bir umut olmuştur. Kurtuluş Gemisi’yle alakalı bir belgesel film de çekilmiştir. “Barışı Taşıyan Vapur-Kurtuluş” isimli belgesel film 2006 yılında çekilmiş olup ayrıca filmin galasına dönemin Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Yunanistan Büyükelçisi George Yennimatas da katılmıştır. Kurtuluş Gemisi’nin getirdiği yardımlardan yararlanan bir Yunanistan vatandaşı olan ve belgesel için İstanbul’a gelen 87 yaşındaki Kyriakos Georgiadis, o günlerdeki sefaleti ve geminin gelişiyle ilgili şunları söyler:

“Açlık ve sefalet hüküm sürüyordu. O kadar çok insan ölüyordu ki gömmekte zorlanıyorduk. Kurtuluş’un yardımları halkıma nefes aldırdı. Vapur geldiğinde herkes sevinç içinde limana koşardı. Tam benim dükkânımın önüne yanaşan gemiden kasa kasa yumurta, fasulye, mercimek, nohut indirilirdi. Belediye, erzakı halka dağıtırdı. Geminin kaptanıyla hiç konuşmadım ama mürettebatına talimat verip erzakın indirilmesiyle bizzat ilgilendiğine hep tanık oldum. Geminin battığını öğrendiğimizde hepimiz çok üzülmüştük. Kurtuluş’u hep minnetle andık.”.

Yazar Mark Mazower’in, konuyla ilgili yazılarına göre; 300 000’den fazla insanın açlıktan kırıldığı Yunanistan’da insani durumun her geçen gün daha kötüye gitmesi sebebiyle ülke çapında Yunanistan’a bir yardım eli olması amacıyla Türk kamuoyunda kampanya oluşturuldu ve bu kampanya büyük ölçüde Amerikan-Yunan savaş yardım kuruluşu (The Amecian-Greek War Relief Foundation) tarafından finanse edilmiştir. Yapılan yardımlar basına da yansıyarak halk tarafından yakından takip edilmiştir.

Mazower, Türkiye’nin Yunanistan’a yardım seferlerini gerçekleştiren Kurtuluş Gemisi’nin de yine bu kuruluş tarafından finanse edildiğini belirtir. Ancak Kızılay’ın Yunanistan’a yaptığı bu yardımlar yeterince araştırılmamıştır. Kızılay ve Türkiye Cumhuriyeti işgal altındaki sefalet içinde bulunan Yunan halkına yardım etmiştir. Türkiye’nin yaptığı bu yardımlar hem yurtiçi hem de yurtdışındaki basın tarafından da duyurulmuştur.

Türkiye savaş sırasında sadece Yunanistan’a insani yardım göndermekle kalmamış aynı zamanda tarafsız konumu nedeniyle savaştaki diğer devletler de kendi esirlerine, zor durumda kalmış vatandaşlarına ve personellerine yardım için Türkiye ile temasa geçmiştir. Yine bu yardım talepleri de Kızılay aracılığıyla gereken yerlere ulaştırılmaya çalışılmıştır. Bu yardımlardan bazıları şunlardır:

-İngiltere’nin Ankara büyükelçiliği vasıtasıyla Almanya’da esir düşen İngiliz ordu personeline başka malzemelere ek olarak ayda 100 koliyi geçmemek şartıyla her koli maksimum 5 kilogram olacak şekilde çikolata ve bonbon ihraç edilmesine müsaade edilmiştir.

– Fransız büyükelçiliği de tıpkı İngilizler gibi Almanya’da esir düşen askerlerine tanesi 3,7 kilogram olan 250 adet yün yorganın yine Kızılay aracılığıyla verilmesi için izin istemiştir. Bu istek de kabul edilip onaylanmıştır.

– Bu isteklerin artması üzerine Dışişleri, Ticaret, Gümrük ve İnhisarlar Vekâletleri ve Kızılay temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulmuş ve bakanlıklarca da izin alınmıştır. İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Polonya, Hollanda, Yugoslavya, Belçika ve diğer devletlerin de elçilikleri aracılığıyla yardım amaçlı malzeme gönderilmesine izin verilmiştir.

– Savaşın sonlarına doğru Türkiye, Almanya yani Mihver Devletleri aleyhine politika gütmeye başlamış, hatta 1944’te diplomatik ilişkiler yavaşlatıldığı için bu yardım gönderileri durdurulmuştu. Ancak Kızılhaç yetkilileri yardımların sevkinin devamını talep etmiş ve bu talep kabul görmüş; hatta yardımlar savaş sonrası dönemde de devam etmiştir.

Sonuç olarak, dönemin bütün zor koşullarına rağmen, Türkiye savaşta tarafsız kalarak Yunanistan’a nazaran daha az etkilenmiş ve zor durumda olan Yunanistan’a dostluk elini uzatmıştır. Ancak savaşın yıkıcı etkileri taraflı tarafsız her ülkeyi büyük ölçüde etkilediğinden Türkiye’den yapılan yardımlar da çok kısıtlıydı. Ülkemizde de ekonomi çok büyük darbe almış, örneğin büyükşehirlerde ekmek karneyle dağıtılmaya başlanmıştı. Yine de Türkiye, Kızılay aracılığıyla elinden gelen gayreti göstermiştir. Örneğin yardım için gelen Kurtuluş Gemisi batmış mürettebat zor kurtulmuştur. Yardımlar başka gemilerle ulaştırılmış ve bütün zorlu şartlara rağmen yine de yardımlara devam edilmiştir.

Türkiye’nin savaştığı Yunanlılara karşı daha bunun üzerinden 20 sene geçmeden yaptığı yardım gerçekten takdire şayandır. Sadece insani değerler gözetilerek yardımlar yapılmış; Türk halkı elindekinin bir kısmını şimdi komşusu olan Yunan halkıyla paylaşmıştır. Yapılan bu yardımların aracısı ise Kızılay olmuştur. Tüm bunların Yunanistan’ın yaşadığı drama tamamıyla çare olması tabii ki düşünülemez. Ancak yapılan yardımlar birçok insanın hayatının kurtarılmasına vesile olmuştur. Yardımlar dehşetli savaş ortamında oldukça zor koşullarda yapılmaya çalışılmıştır. Hatta Feridun Demokan’ın hikâyesinde de anlatıldığı gibi Kızılay çalışanları kendi canları pahasına, belki de yıllarca işgal devleti hapishanelerinde kalmayı göze alarak fedakârlıklarda bulunmuşlardır. Yardımlar Yunan halkı ve yöneticileri tarafından da memnuniyetle karşılanmış şükran ve minnet duygularını dile getirmişlerdir.

Bugün bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan Yunan yöneticilerini, tarihe dönüp bakmaya davet ediyoruz. Belki, komşuluk ilişkilerinin önemini hatırlarlar…

Kaynakça:

Bakar, Bülent. Zor Zamanlarda İyi Komşuluk Örneği: İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’den Yunanistan’a Yapılan Yardımlar. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. 2008.

Bal, Faruk, Ed. Kızılay Arşivi Belgelerinde Birinci Dünya Savaşı, İstanbul: Seçil Ofset.2018.

Çapa, Mesut. Kızılay (Hilal-i Ahmer Cemiyeti), Ankara: Özel Matbaası. 2010.

Erdem, Nilüfer. Yunan Tarihçilerinin Gözüyle 1930 Türk-Yunan Dostluk Antlaşması ve Venizelos’un Bu Sürece Katkıları. Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırmaları Dergisi. 2013.

Halıcı, Şaduman. II. Dünya Savaşı Sırasında Türkiye’den Yunanistan’a Uzanan Dostluk Köprüsü: Kurtuluş ve Dumlupınar’ın Yardımları. Belgi Dergisi. 2015.

https://youtu.be/LUEQC7zyeIo (Bu belgesel, yapımcı şirket Demo Productions’ın Youtube kanalından izlenebilmektedir.)

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/hic-bir-vapur-soyle-sevilmemisti- 5052900. 8 Eylül 2006, Hürriyet.

http://www.gazetevatan.com/babani-gorunce-sevinc-icinde-limana-kosardik-86765-gundem/.

https://www.haberturk.com/5-soruda-dogu-akdeniz-krizi-2801199.

Keser, Ulvi. Kızılay belgeleri ışığında, Yunanistan’da ölüm, açlık, işgal, 1939-1949. Türkiye Kızılay Derneği. 2010.

Koç, Nurgün. II. Dünya Savaşı’nda Alman İşgali Altındaki Ülkelere Türkiye Üzerinden Yapılan Yardımlar. Bilig. 2018.

Mazower, Mark (2001). Inside Hitler’s Greece: the experience of occupation, 1941-44. Yale University Press. 2001.

Satan, Ali ve Balcı, Meral. Refugee Policies of Turkey during World War II. In ICPESS (International Congress on Politic, Economic and Social Studies. (2017, September).

Sertel, Suat. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Türk Kızılayı’nın Yunanistan’a Yaptığı Yardımlar, Yüksek Lisans Tezi, Hatay, 2019.

The Glasgow Herald, 6 Ekim 1941, The Daily News, 27 Ekim 1941.

Featherstone, Kevin, Papadimitriou, Dimitris, Mamarelis, Argris ve Niarchos, Geoggios. The Last Ottomans: The Muslim Minority of Greece 1940-1949. Springer , Vatan 5 Eylül 1941. 2011.

B.C.A. BAŞBAKANLIK CUMHURİYET ARŞİVİ

(B.C.A., 030.18.01.02.92.91.10).

(B.C.A., 030.0.010.163.139.8).

(B.C.A., 030.0.010.232.563.31).

 

 

Rusça