Turgut Özal Üniversitesi siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencileri gazete ziyareti

Turgut Özal Üniversitesi siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencileri gazete ziyareti

Medya ve Siyaset adlı dersin öğretimini gören öğrenciler, Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesini tercih ederek, Kırgızistan Türkiye Kayseri Fahri Konsolosu, Başkent&Uluslararası Barış ve Kardeşlik Platformu Genel Başkanı ve aynı zamanda Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Kurt’a Medya ve Siyaset ilişkisi hakkındaki sorularını yönelttiler. Prof. Dr. Muhammet Kösecik tarafından verilen dersin öğrencileri; Osman REFAH, Murat DİLEK ve Samet AKTAŞ sorularını sorarken, Sayın KURT soruları şu şekilde yanıtladı:

Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesi olarak öncelikle Misyonumuzdan kısaca bahsederek sorularınızı Misyonumuz doğrultusunda cevaplayacağımızı bilmenizi isteriz.

Gazetemiz Başkent&Uluslararası Barış ve Kardeşlik Platformu bünyesinden doğup Sivil Toplum Kuruluşları ve Sivil İnisiyatif iradesi altında tüm insanlığın; hür düşüncelerini bir arada barındıran, birbirine zıt fikirlerinde ortak bir zeminde anlamlandırılmasında büyük katkılarda bulunan bir medya organıdır. Başkent&Uluslararası Barış ve Kardeşlik Platformu Misyonumuza ilham kaynağı olup bugün Birleşmiş Milletlere bağlı tüm ülkelere ve uzanabildiğimiz bütün ülkelere sesimizi duyurmakta ve çalışmalarımıza Gazetemiz ve Sivil Toplum Kuruluşlarımız(900’ü aşkın) ile birlikte devam etmekteyiz.

Bu disiplin içerisinde ilham kaynağımız olan Başkent&Uluslararası Barış ve Kardeşlik Platformu; pek çok farklı konu ve alanda toplumsal sorunların dile getirilmesinde ve sosyal sorumluluk projelerinin uygulanmasında, izlenmesinde, değerlendirilmesinde, duyurulmasında önemli çalışmalara imza atmıştır. Bizlerde aynı disiplinde ve aynı platformda bir medya organı olup Misyonumuzda; Evrensel değerler bakış açısından; beşeri değerleri, desteklemek, geliştirmek, sorunların çözümüne katkı sağlayabilmek amacıyla hareket eden ve bu doğrultuda çalışmalarda bulunan, sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve görüşlerinin kamuoyuna duyurulması, projelerinin dile getirilmesi ve uygulanmalarının tanıtımına katkı sağlanmasını hedeflemektedir.

Genel bakışla bu nitelikler üzerinden Sivil İnisiyatif Gazetesi olarak, hür bir şekilde soruların cevaplandırılacağını sizlerin nezdinde tüm kamuoyuna duyururuz.

1.Türkiye’de Medya organlarının ve mensuplarının siyaset ve kamuoyu üzerindeki gücü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Bizler Medya organları ile Medya mensuplarını ayrı alanlarda ayrı güçler olarak görüyoruz. Şöyle ki, Medya organları birer kurumsal yapı olup bünyesindeki kurallar doğrultusunda çalışanlarıyla, gösterdiği veya göstermek istediği alanda aynı bakış açısına sahip özgür fikirler bağımlı fikirler üzerinde güç sahibi olmaktadır. Medya mensupları ise çalıştıkları Medya organları neresi olursa olsun kamuoyunda birer toplum mühendisleri olup, bağımlı fikirlere özgür düşünce kapıları aralayan ancak ‘aktardığı resmin çözünürlüğünü azaltan’ sebeplerden dolayı sistem içerisinde Medya organlarının sunduğu imkanlar kadar güç sahibi olmaktadırlar. Daha açıkça ifade etmek gerekirse bizler Medya organlarından önce Medya çalışanlarının bağımsız Medya organlarına daha çok önem vermekteyiz. Güç tanımlanmasının da bu Kriter üzerinden siyaset ve kamuoyu üzerindeki etkisini tartışmak gerekir. Siyaset ve Kamuoyu alanına geldiğimizde bizler Sivil İrade ve Özgür Fikirlere önem verdiğimiz için Siyaset gücünü kamuoyundan alırken, kamuoyu da güvenini Medya organlarından teyit etmektedir. Çok Partili Türkiye’nin inşasından bugüne kadar Siyaset gücünü kamuoyundan almıştır ve kamuoyu Medya organları ile güvenini azaltmış ya da pekiştirmiştir. Medya mensupları ise imkanları olduğu zamanlarda resimlerin çözünürlüğünü netleştirmiştir. Resimlerin çözünürlüğünden maksat halkın bilinçlendirilmesi ile ilgilidir. Sorunuza daha net bir cevap almak isterseniz Türkiye’de Siyaset ve Medya organları farklı zamanlarda sürekli olarak el değiştirmektedir ancak kamuoyu ve medya mensupları doğaçlamalı olarak dengeli bir entegrasyon halindedir. Bu yüzdendir ki, siyaset ve kamuoyu üzerindeki Medya gücü dengesi Türkiye’de zamana ve olaylara bağlı bir kaderde ilerlemektedir. Bu kader ise pozitif manada genellikle kamuoyundaki Sivil İnisiyatif ile gerçekleşmiştir.
2. Türkiye’de Medya organlarının ve mensuplarının iktidar ya da siyasi partiler tarafından yönlendirildiği veya siyaset aracı olarak kullanılmaya çalışıldığı tartışmasına nasıl bakıyorsunuz?
Öncelikle Medya organlarının ve mensuplarının çoğunluğu yönlendiriliyor veya araç olarak kişisel menfaatler doğrultusunda siyasi parti ya da iktidara hizmet ettiriliyorsa biz buna kesinlikle karşıyız. Ancak siyasi parti yahut iktidar; kendilerine ait bir medya organını ve mensuplarından oluşan bir ekibi oluşturup kendi reklamlarını yapmalarında hiçbir sakınca yoktur. Siyasi Parti veya İktidar kamuoyunu yanlış bilinçlendirerek kendi menfaatine yönelik medya organı ya da organlarına, medya mensubu ya da mensuplarına yönlendirme, araç vs. olarak kullanmaya kalkışırsa Sivil İnisiyatif etkisini kaybetmiş ve demokratik özgür düşünce ortamı yok olmuş demektir.

3. Medya organları ve mensuplarının, kendi çıkarları/beklentileri için iktidar veya siyasi partiler üzerinde bir baskı aracı olabildiği görüşüne nasıl yaklaşıyorsunuz?
Soru 2 cevap: Öncelikle Medya organlarının ve mensuplarının çoğunluğu yönlendiriliyor veya araç olarak kişisel menfaatler doğrultusunda siyasi parti ya da iktidara hizmet ettiriliyorsa biz buna kesinlikle karşıyız. Ancak siyasi parti yahut iktidar; kendilerine ait bir medya organını ve mensuplarından oluşan bir ekibi oluşturup kendi reklamlarını yapmalarında hiçbir sakınca yoktur. Siyasi Parti veya İktidar kamuoyunu yanlış bilinçlendirerek kendi menfaatine yönelik medya organı ya da organlarına, medya mensubu ya da mensuplarına yönlendirme, araç vs. olarak kullanmaya kalkışırsa Sivil İnisiyatif etkisini kaybetmiş ve demokratik özgür düşünce ortamı yok olmuş demektir. Bu cevabımızın paralelindeki bir konuya değinen sorunuz, güçler dengesi ve kamuoyunun gücü nispetinde değerlendirilecek bir konudur. Güçler dengesi açısından baktığımızda tabi ki Medya Organlarının bazı zamanlarda iktidar veya siyasi partiler üzerinde bir baskı aracı olma ihtimali vardır. Bunun ahlaken ya da kanunen doğruluğuna ancak kamuoyu vicdanı karar verebilir. Kamuoyunun gücü açısından değerlendirirsek, birinci sorunun cevabında belirttiğimiz gibi kamuoyu güvenini Medya organlarından teyit ettiği için yine Medyanın gücünün hafife alınmaması gerektiğini düşünmekteyiz. Bizlerde bu görüşü fazla abartmamak şartı ile medyanın bazı zamanlarda baskı aracı olabildiğini düşünmekteyiz.

4. Medya organları ve mensupları ile iktidar ve siyasi partiler arasındaki ilişkilerde yaşanan başlıca sorunlar sizce nelerdir?
Sorunuzu Uluslararası bir gazete olarak dünya kamuoyunu ilgilendiren başlıklar altında cevaplamak isteriz. Bizim gördüğümüz pencerede dünyanın genellikle çoğu yerinde siyasi parti ve iktidar ile Medya organları ve mensupları arasında yaşanan başlıca sorunlar;
a.Çıkarların dengesizliği sorunu var
b.İdeolojik davranış sorunu var
c.Güç dengesi sorunu var
d.İletişim sorunu var
e.Empati sorunu var
f.Bilimsel hareketlerden uzaklaşma sorunu var

Çıkarların dengesizliği sorunu: Ortak bir çıkarda buluşamayıp kaos ortamına zemin hazırlamaktır.
İdeolojik davranış sorunu: İktidar ve Siyasi Partiler ile Medya Organları ve Mensupları iletişim kurarken bilinçaltı yansımalarında fanatik davranışlarda bulunmaları.
Güç dengesi sorunu: Tek Güç- Tek Tip modeli oluşturarak farklı alanlara güç dağılımının engellenmesi veya kısıtlanması
İletişim sorunu: İktidar ve Siyasi Partiler ile Medya Organları ve Mensupları arasındaki iletişimlerin yorumlama hataları.
Empati sorunu: İktidar ve Siyasi Partiler ile Medya Organları ve Mensuplarının Sivil İnisiyatif prensibini unutma halleri.
Bilimsel hareketlerden uzaklaşma sorunu: İktidar ve Siyasi Partiler ile Medya Organları ve Mensuplarının çözüm analizlerinde olayları kendi açılarından kişiselleştirmeleri ve bilimsel tekniklerden uzaklaşarak yanlış hesaplamalar yapılması.

5. Medya organları ve mensuplarının tarafsızlığı ya da siyasi parti veya siyasi görüş odaklı biçimde taraflı olarak görevlerini yapmasının doğru olup olmadığı konusundaki görüşleriniz nelerdir?
Sizlerde takdir edersiniz ki, medya organlarının tamamı disiplinde tarafsızlığını ilan eder. Pratik çalışmalarında ise farklılıklar gösterebilir. Bizde bir medya organı olarak gazetemizde genel disiplinde tarafsızlığı çalışma prensibi olarak kabullenip, kendimizi bu kalıp içerisinde sivil inisiyatif iradesine teslim etmiş bulunmaktayız. Bu halde bizlerde tüm sorulara ve tüm olaylara tek cevap vermekten ziyade birden fazla görüş içerisinde cevaplamak durumunda kalmış oluyoruz. Zaten bir konu hakkında en iyi analizin bu denli bir prensipte olacağını sosyal analiz bilim dalları desteklemiş durumdadır. Sosyal olayların davranış biçimleri her an değişiklik gösterdiğinden cevaplarda her an değişiklik göstermiş oluyor. Bizler bu soruyu tarafsız cevaplarken fazla detaya inmeden birden fazla görüşümüzden iki tanesini sizlerle paylaşmak isteriz. Daha fazla görüş bildireceğimiz başka bir platformda görüşlerimizi açıklayabiliriz.
Bir konu hakkındaki doğruluk yada yanlışlık tartışılırken bunun çok çeşitli olduğunu unutmamız gerekir. Doğruluk yada yanlışlık; bilime, kültüre, dine veya insanlara göre değişiklik gösterir. Bizlerde doğruluk ve yanlışlık tartışmasını Sivil İnisiyatif iradesi altında bir medya organı olarak kendi düşüncelerimize göre değil de bugünün Dünya Toplumunun ve Evrensel Kültürünün değerlerine göre cevaplamaktayız.
Medya Organlarının ve mensuplarının tarafsızlığı insanlara doğru bilgiyi ulaştıracağından doğru olduğunu düşünmekteyiz.
Medya Organlarının ve mensuplarının siyasi parti veya siyasi görüş odaklı biçimde taraflı çalışma yapmaları ise hitap ettikleri topluma göre farklılık göstermektedir. Eğer medya mensupları ulusal bir medya olarak otonom halde ise bu o ülkenin Siyasi İktidarından dolayı rahatsız edici olmayabilir çünkü çoğunluk söz sahibi olduğundan onların doğrusuna göre doğrudur. Ancak azınlığın sesini duyuran bir medya organı engelleniyor ise evrensel değerlere göre yanlıştır. Söz ettiğimiz basın organı Uluslararası bir medya organı ise tarafsızlığı dünya toplumu ve bizim için doğrudur. Eğer oligarşinin oligarkları olarak taraflı bir tutum sergiliyorsa dünya toplumu ve bizim değerlerimize göre yanlıştır.
Teşekkürler.

İlginizi çekebilir