Terör mücadele ve yeni dönem

Terör mücadele ve yeni dönem

12 haziran seçim sürecinde yeni seçilecek parlamentonun gündemin de 1. Öncelik yeni sivil bir anayasanın yapılması 2.öncelik Kürt sorununun çözüme kavuşturulmasıydı.
Ancak seçim öncesi yapılan görüşmeler neticesinde eylemsizlik kararı alan PKK seçim sonrası eylemsizlik kararını bozması sonucu terörle mücadele de yeni bir konsepte anlayışla mücadelesi yapılması gerekirken eski usulde mücadeleye devam edildi. Bu da terörle mücadele de 1983 yılından beri sürdürülen mücadelenin devamı olduğu gözlenmektedir. Ancak PKK terör örgütü yurtiçi ve yurtdışı gelişmeleri değerlendirerek eylemlerini bu konseptlere dayanarak yaptığı görülmektedir. Ancak her gün gelinen nokta PKK terör örgütünün misak-i milli sınırları içinde mücadele etmek terör örgütünün gücünü pek fazla zayıflatmaktadır. Terör örgütünün desteği, komşularımızdan aldığı gibi Avrupa devletlerinden de destek aldığı gerçeği göz önünde bulundurularak PKK ya karşı mücadeleyi bu konsept içinde değerlendirilerek yeni bir stratejiyle mücadele etmelidir.
Türkiye’nin çevresin de ve dünyadaki gelişmeler dikkate alınarak PKK terör örgütüyle mücadele etmelidir. Son terör olayları değerlendirildiğin de İran ve Suriye’deki PKK’ya aynı felsefeyi paylaşan grupları, İran’dan ve Suriye yönetimlerin de destek alarak Türkiye’deki eylemlerini tırmanmaktadır. Ancak bunlarla mücadele etmenin misak-i milli sınırları içinde kalarak mücadele etmemiz sorunu çözmediği aşikardır. Bu nedenle mücadeleden başarı ile çıkmanın yolunu ;
1- Parlamento sivil ve demokratik anayasa’yı yapacağını net olarak ifade etmeli bunu gerçekleştirmek için gerekli adımları hızlı atmak zorundadır. Bu toplum da parlamentoya olan güveni tesis edeceğinde, parlamentonun terörü de marjinalleştireceğine olan inancını pekiştirecektir.
2- Kürtlerin istemleri göz önüne alınarak milli birlik ve bütünlüğümüzü bozmayacak bir yapı içinde çözüme kavuşturacak iletişim kanalları etkin bir biçimde kullanmalıdır.

11-12 Asırdır Türkler ve Kürtler birlikte yaşamış, birbirlerinden kız alıp vermişler ve akrabalık bağları oluşturmuşlardır. Ulus olmanın özellikleri olan 1. Dil birliği 2. Kültür birliği 3. Toprak birliği 4.din birliği 5.iktisadi yaşam birliği oluşturmaktır. İşte bu iki toplum yukarıda saydığım beş temel öğede birlikteliği tamamlamıştır. Birlikte bu değerlerle, sistem üstünde bir millet oluşturmuştur. Türkler ve Kürtler bin yılı aşkın bir zaman içinde birlikte yaşayan, kültürel, ekonomik, dinsel birlikteliği etle tırnak olmuştur. Halk olarak yaşamanın, birlikteliği millet olması ve bu sorunun çözümün de terör örgütüne destek vermeyen Kürt halkının %90 oranının nedenidir. Bu birlikteliğimizi yıkmak isteyenler sonu hep hüsranla bittiğinin farkında olmasına rağmen, bu çabaları da hüsranla biteceğini bilmelerine rağmen, ülkemin güçlenmesini istemeyenlerin ekmeklerine yağ sürmeye çalışan gafillerdir. Devlet olarak insanca yaşamın tüm koşullarını misak-i milli sınırları içindeki tüm yurttaşlarımıza sağlamalı, geçmişte yapılan hataları telafi edici çalışmalarını hatta daha hızlı bir şekilde uygulamaya sokmalıdır.

3-Misak-i milli sınırları içindeki çözümün sadece oyalanmak olacağı son saldırılarla, ortaya çıkmıştır. Devlet yürütme herkesin elinde bulunduran hükümet Türkmenlere ( Irak, Suriye, İran ) içinde kardeşlerimiz ve akrabalarımız anlayışı ile yaklaşıyorsa, aynı yaklaşımı söz konusu komşularımız da yaşayan Kürtler içinde aynı yaklaşımı sergilemeli ve bunda samimiyetini ortaya koymalıdır. Türkiye de yaşayan Kürtlere demokratik, kültürel hakların komşularımız da yaşayan Kürtler içinde olması gerektiğini sesli olarak ifade etmelidir.
Bu nedenle çevremizde gelişen olaylara baktığımız da Suriye de gelişmeler İran’ın batı da gün geçtikçe yalnızlaşması, terör kartını Türkiye üzerinde oynamakta olduğu görülecektir. Bu nedenle Suriye olsun, Irak olsun, İran olsun bu terör kartını oynamaya devam edeceklerdir.
Bu nedenle Türkiye olarak artık misak-i milli sınırları içinde değil sınırlar dışında terörle mücadele etmek zamanı gelip geçmiştir. Dünyada değişen konseptlere göre eylemleri hayata geçirmeye çalışan terör örgütü dış ülkelerden aldığı desteği yok etmenin yolu da misak-i milli sınırları dışında da mücadelesini stratejik bir şekilde yürütmelidir. Gerekirse komşu ülkelerden gelen terörü önlemek için uluslar arası ilişkileri sürdürerek tampon bölgeler oluşturmak için gerekli adımlar atmalı ve hak ettiğini tüm dünya’ya anlatmalıdır. Ancak bu şekil de terörü kısmileştirebileceği anlaşılmaktadır.