Tarihe Yön Veren STK’lar

Tarihe Yön Veren STK’lar

Günümüzde STK’lar özellikle demokratik ülkelerde, yönetimi denetleyen ve yönlendiren bir görev üstlenmişlerdir. Bu sebeple de toplum hizmetine olmak üzere hemen her alanda faaliyet göstermek üzere birçok STK kurulmuştur. Bunların devlet tarafından da maddi olarak desteklendiği malumdur. Zira yönetimde bulunanlar, yürüttükleri hizmeti daha iyi yapmak için STK’ları “Olmazsa Olmaz” olarak görürler. Gerektiğinde toplumun bilinçlenmesinde de yönlendirici olarak bu kuruluşlardan yararlanırlar. Devleti yönetenlerin duyduğu bu ihtiyaç ve kendilerine verilen bu önem ve değer dolayısıyla STK’lar da siyasi sebeplerle değil, toplumun yararına bir politika izlerler.

Türk tarihinde STK olarak nitelendirebileceğimiz kuruluşlar da tıpkı bugünkü modern toplumlarda olduğu gibi, hem idareyi denetlemiş, hem de toplumun yapılanmasında önemli bir rol oynamıştır. Mesela Osmanlı Devleti’nde Gül Baba, Harabati Baba, Geyikli Baba, Bayezid Baba, Otman Baba gibi Kolonizatör Dervişler olarak adlandırılan ve kurdukları zaviyeler vasıtasıyla topluma yön veren, fakir insanların karnını doyuran, toplum bireylerine dayanışma ruhu aşılayan, henüz fethedilmemiş yerlerde kurdukları zaviyelerle gönülleri fetheden bu insanlar, günümüzün STK’ları olarak tarihteki yerlerini almıştır. Bunlara ek olarak bir esnaf birliği kuruluşu olan Ahi Teşkilâtı, hem mal standardını kontrol ederek tüketicinin korunmasını sağlamış, hem de esnafın tefecilerin eline düşmesini önlemiştir. Lonca adını aldıktan sonra ise yönetimle halk arasında, siyasi bir denge unsuru olarak görev yapmıştır.

Geçmişe damgasını vuran söz konusu kuruluşların en önemli özelliği ideolojik nitelikli olmamasıdır. Bu sebeple de özellikle toplum içindeki dayanışma ve insanî değerleri öne çıkaran politikaları sayesinde önemli hizmetlerde bulunmuşlar ve Osmanlı Devleti’nin dünyanın en uzun ömürlü bir devlet olmasında önemli rol üslenmişlerdir.

Sanırım günümüz STK’larının birçoğunun içine düştükleri ideolojik yapı, geçmişteki benzerleri kadar hizmette bulunamamalarının asıl sebebidir. Mustafa Kemal Atatürk “Tarih ihtiyatsızlar için merhametsizdir” derken, herhalde geçmişin tecrübelerinden bihaber kalanların tarihe yön veremeyeceklerini söylemek istiyordu. Şayet STK’lar toplum yararına kurulmuş iseler, kendi çıkarları için değil, toplum çıkarları için faaliyette bulunmalıdırlar. Tarihten kazanılan tecrübe, geleceğin şekillenmesinde ve başarısında belirleyici bir unsur olacaktır. Bu tecrübeye sahip STK’lar, kuruluş felsefelerine uygun faaliyette bulunan ve geçmişteki benzerleri gibi üslendikleri görevi yerine getiren kuruluşlar olarak tarihteki yerlerini alacaktır.

Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu