Son yıllarda Türkiye’nin dış politikası

Son yıllarda Türkiye’nin dış politikası

Son yıllarda ülkemizin attığı siyasi adımlar ve dünyanın farklı bölgelerindeki ülkeler, örgütler ve siyasi liderlerle girdiği iletişim küresel dünya düzeni içinde özellikle Ortadoğu ve orta Asya da vazgeçilmez bir aktör haline gelmiştir. Daha önce küresel güçlerin alacağı tavra göre konumunu belirlerken artık bölgesel bir güç olduğunu bölgesel sorunlara bakan tavır takınan bir strateji izlemektedir.
Ama ülkemizin içinde bulunduğu dünya coğrafyasındaki yeri ve konumu itibarı ile kırılganlığı (jeopolitik özelliği) göz önüne alındığında tehlikeli görünmesi bizleri dış dünya ile bağlantılarını koparmadan içe yönelik olmamayı küresel güçlerin bölgemizde yapmak istediklerini ülkemizin menfaatlerine yönlendirmeyi amaç edinmeliyiz. Bu yapının temelinde güç ve çıkar ilişkilerine dayanan uluslar arası politikaya yeni güçlerin oluşması mevcut yapıdaki hakim güçlerin kıskanmaları ve çelme takmaları beklenmelidir. Küresel güçlerin günümüz dünyasında enerji koridoru olarak Akdeniz’den Ortadoğu’yu Karadeniz’den Kafkaslar ve Orta Asya olarak belirlemişlerdir. Bu alanlarda mevcut enerji yataklarının kullanılması ve bundan ülkelerinin çıkar ve menfaat elde etmelerinin planları yaptıkları bilinmeyen bir yapı değildir.
Ortadoğu’daki Gelişmeler Suriye’deki Yapı
Ortadoğu’daki otoriter rejimler halk hareketlerinin yıkılması yerine demokratik bir yapının gelmesinin aslında küresel güçlerin enerji koridoru olan bölgede harita değişikliğine gitmek istemeleri ve kendilerine bağlı yönetimleri başa getirme çabasında psikolojik savaşın bir yapısıdır. “Arap Baharı” denilen bu hareketin bu günlerde Suriye’de kendini hissettiriyor olması ülkemiz için çok önemlidir. Ancak bu hareket geçtiğimiz aylarda silahsız süren rejim karşıtı hareketler silahlı bir yapıya dönüştürülmüş bu anlamda Suriye rejiminin yapısı irdelenmeli uluslararası küresel güçlerin beklentileri irdelenerek ülkemizin bölgesel ve küresel sorunlar karşısında takınacağı tavır önem arz etmektedir.
Suriye rejimin yapısı
Yönetimin elit yapısı Nusayri mezhebinin elinde olması, ülke nüfusunun yüzde on kısmını oluşturması, ordu üst kademesinin ve ticaretin bu azınlığın elinde olması
Sünni burjuvazi ile ticareti dayanışmayı sağlayarak birlikte yürütmeleri bu sosyo-ekonomik yapının batı karşıtlığını Arap milliyetçiliği ile birleştirerek birbirleriyle sıkı bağlanmalarını sağlamaktadır. Çin, Rusya ve İran’ın rejimiyle geçmişten gelen bağları nedeniyle
Bu da rejimin kolay bir şekilde yıkılmayacağını göstermektedir. Ama kitlesel hareketler gün geçtikçe artmakta ordunun alt kademelerinde çözünmeler olmakta,Sünni burjuvazi de henüz böyle bir çözünme görülmemektedir Ancak küresel güçlerin atacağı adımlar bu yapının çözünmesini hızlandıracaktır Fakir halk kesimi ise baskı altında tutunmaktadır.
ABD ve AB açıktan muhalefeti desteklemektedir. Baas rejiminin yıkılmasını istemektedirler. Buna karşılık Çin ve Rusya güvenlik konseyinde veto kararını açıktan ilan etmeleri baas rejimine destek vermişlerdir Bunun nedenleri ise;
1-Suriye’nin eskiden beri sosyalist blokla hareket etmesi
2-Rusya’nın Akdeniz de stratejik üstünlüğü tamamen ABD ve batıya kaptırmaması, Doğu Akdeniz deki üstlerinin elinden çıkmaması.
3-Çinin de iç politikasında bu tür halk hareketlerini olumsuz etkileyeceğini kaygılarını taşıması Çin muhalefetini cesaretlendireceği
4-Rusya’nın Suriye üzerinde Akdeniz’e açılması ve Suriye’ye yüklü miktarda silah satması
Nedenlerinden dolayı Çin ve Rusya veto kararını kullanmıştır. Ayrıca Suriye’nin müttefiki olan İran ise Suriye’nin muhalefetinin başarılı olduğu takdirde demokrasi bloğunda ve batı yanına geçmesini istememektedir. Gizli veya açıktan Suriye’ye asker göndermesi oldukça yüksek bir ihtimaldir.
Ülkemizin bu karmaşık yapı içinde alacağı pozisyon ne olmalıdır?
a)Güvenlik konseyinde durum çözülememiştir. Bu çözüm BM genel kuruluna önümüzdeki zamanda getirilip üye ülkelerin akan kanın durması için ortak hareket etmeye çağrılması çok kuvvetli bir olasılıktır.
b)Suriye’nin Hatay sınır bölgesine bin kadar pkk’yı konuşlandırdığı yazılıp çizilmektedir. Kürt otonom bir yapının oluşturulması.
c)Rusya’nın Suriye kara sularına savaş gemilerini konuşlandırılması
d)Rusya ve İran’ın Türkiye ye konuşlandırılacak füze kalkanı projesinin kendilerini hedef almalarını görmesi
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı ülkemizin bu karmaşık yapıdan nasıl davranması gerektiğini bizleri düşünmeye sevk ediyor. Suriye konusunda giderek sabrın tükendiği açıktan muhalefetin desteklendiği Türkiye dahi bazı ülkeler Suriye muhalefetinin oluşturduğu ulusal konseyle temas halinde Arap birliği ve Türkiye Suriye konusunda istişare halinde olması ve karar alması Suriye üyeliğinin askıya alınması reform paketi sunması batı basınında çıkan haberlere göre Türkiye’nin Suriye ye müdahale etmesini açık açık bir beklentilerinin olduğu Rusya’nın Akdeniz deki üstünlüğü tamamen batıya kaptırmamak istemesi Rusya ve İran’ın Türkiye de konuşlandırılacak füze kalkanı projesini kendilerine tehdit görmesi nedeniyle Rusya ve İran’ın Türkiye’nin batı yanlısı bir tutum sergilemesi argümanını geliştirdikleri Batı ve Rusya İran arasında sıkışmış olarak görünmektedir.Suriye’nin Hatay sınırına konuşlandırmış olduğu pkk’nın Türkiye ye bir saldırı planlaması olduğunu da beklenilmelidir.Tüm bu açıklamalar ışığı altında öngörümüz şudur:
1-Türkiye Arap Birliği ile birlikte hareket etmeli
2-Uluslararası toplumla hareket etmeli
3-Suriye’den meydana gelebilecek göçlere karşı tampon bölgeler oluşturulmalı
4-Tek başına zorunlu kalmadıkça askeri bir operasyon yapmamalı özellikle Arap toplumlarında askeri bir operasyon farklı argümanlar yaratacağından yeni tartışmalara yol açmamalıdır.
5-Rusya ile görüşülerek Suriye de yeni bir yönetimin iş başına gelmesi konusunda fikir birliğine yaklaşım sergilenmeli. Bunlar yapılmadığı taktir de tek başına müdahale etme olasılığı, bölge daha bir kaosun içine gireceği ve buda üçüncü dünya savaşının çıkma olasılığının gündeme getireceği tarafımca gözlemlenmektedir.