Siyasette hareketli günler başlıyor

Siyasette hareketli günler başlıyor

Dış politikada yaşanan hareketliliğe nazaran daha sakin günler geçiren iç siyaseti hareketlendirmeyi, gündem belirleme konusunda mahir olan Sayın Başbakan başardı ve bir süredir gündemde olan AK Parti-Numan Kurtulmuş flörtünü soyut bir konu olmaktan çıkarıp somut bir eyleme dönüştürdü.

Dün gerçekleşen Erdoğan-Kurtulmuş görüşmesi, uzun süredir beklenen ya da her iki partinin tabanında temenni edilen bir projenin ilk adımının atılması anlamında bir anlam taşımakta.

Parti tüzüğü uyarınca 2014 yılındaki seçimlere giremeyecek olan Başbakan Erdoğan’ın yine aynı yıl yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlandığını artık sokaktaki çocuklar bile biliyor.

Bu nedenle partiyi emanet edecek güçlü ve karizmatik bir lider arıyor Sayın Başbakan.

AK Parti’deki mevcut kadroda Erdoğan’ın yerini dolduracak bir isim görünmüyor.

İlk akla gelen Arınç, Davutoğlu gibi isimler her ne kadar siyaseten başarılı ve parlak bir siyasi kariyere sahip olsalar da Başbakanın sahip olduğu liderlik özelliklerini taşıdıklarını söylemek pek de mümkün değil.

Güçlü bir liderin arkasında güçlü birer ikinci adam olabilecek bu isimlerin, Sayın Başbakanın kişisel olarak sürüklediği AK Parti’ye aynı başarıları yaşatmaları mümkün görünmüyor.

Aslında tabanın ve de kamuoyunun beklentisi Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül arasında Rusya’daki Putin-Medvedev örneğinde olduğu gibi bir görev paylaşımı olması yönündeydi.

Ancak Sayın Gül, şimdiki makamından sonra Başbakanlık koltuğuna oturur mu net bir cevap yok elimizde.

Kaldı ki 2014 yılından sonra Başbakanlık makamı olmaya devam edecek mi ya da ABD örneğindeki gibi tam başkanlık sistemine mi geçeceğiz, bu konu da henüz belirgin değil.

Öyle ya da böyle, AK Parti için güçlü bir potansiyel lider adayıdır Numan Kurtulmuş, hatta şimdi partide olan bazı isimlerden bile daha fazla.

Gerek birikimi, gerek vizyonu ve entelektüel düşünce tarzıyla koltuğu çok rahat dolduracak bir isimdir.

Numan Kurtulmuş elbette ki hemen gelir gelmez partide lider koltuğuna oturacak değildir.

Ancak hem AK Parti tabanının benimsediği bir isim olması hem de bizzat Sayın Başbakanın kafasındaki projede güçlü bir şekilde yer alması parti içinden yükselmesi muhtemel itirazları bastıracaktır.

Nitekim birkaç gün önce AK Parti yöneticilerinden Ekrem Erdem’in açıklamaları tamamen bu rahatsızlığın bir yansımasıydı ve Numan Kurtulmuş gibi bir ismi rencide edebilecek nitelikteydi

Çünkü “Numan Kurtulmuş partimizin bilmem kaç bininci üyesi olabilir” türü bir açıklama ancak ve ancak bu isimden duyulan rahatsızlıkla açıklanabilir, aksini söyleyebilecek olan var mı?

Kurtulmuş’lu yeni bir oluşuma parti içinde itirazlar yaşansa da güçlü bir iktidar partisini bırakıp gidecek ölçüde kopuşlar beklemiyorum.

Tek tük ayrılışlar olsa bile bu ancak siyasetten bir beklentisi kalmayan ya da Abdüllatif Şener örneğinde olduğu siyaseten intiharı seçen isimlerle sınırlı kalacaktır.

Kim ne derse desin, AK Parti için bu hamle çok yerinde ve başarılı bir hamledir.

Başkanlık (veya Cumhurbaşkanlığı) koltuğuna oturması artık neredeyse kesin olan Erdoğan sonrası AK Parti’de Kurtulmuş ismini hiç kimse hafife almamalıdır.

Partiyi, bugünkü siyasi aktörler arasında, mevcut oy potansiyelinde taşıyabilecek yegâne isim Numan Kurtulmuş’tur.

Benzer bir şekilde eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun da bu hamlenin devamı olarak partiye kazandırılması yine taktiksel bir başarı olacaktır.

Önümüzdeki dönemde AK Parti yönetim kadroları yeni proje doğrultusunda oluşacaktır.

Ancak puzzle’da eksik bir parça vardır.

Bütün bu denklemde Abdullah Gül nerede olacak, nerede duracaktır?

Bu parça tamamlanmadan 2014 sonrası Türkiye yönetim kademesinin tam bir fotoğrafını çekmek mümkün değildir.

Acaba Erdoğan’ın Devlet Başkanı, Gül ve Kurtulmuş’tan birinin Başbakan (veya Başkan Yardımcısı) diğerinin de AK Parti Genel Başkanı olduğu bir plan mümkün olur mu?

Abdullah Gül’ün siyasi geleceği aynı zamanda gelecek dönemde ülkenin de siyasi yönetimin şekillenmesinde rol oynayacak.

Gayet sakin günler geçiren Türkiye iç siyaseti ve sıkıntılı günler geçiren siyasi analistler için hareketli ve bol senaryolu günler de başlamış oluyor.