Saadet Partisi’nden Başbakan’a baba ocağına davet

Saadet Partisi’nden Başbakan’a baba ocağına davet

1- Dünyanın birçok yerinde kan ve  gözyaşı dökülmekte, Afganistan da, Bosna Hersek de, Çeçenistan’dan vs sonra şimdide, Suriye’de Irak’ta Arakan’da Kadınlar  Çocuklar Yaşlılar, Hasılı insanlar katlediliyor, bu ülkelerdeki Müslümanlar çok zor durumda, Dünyanın bir çok bölgesinde bunun gibi  birçok örnekler yaşandı ve hala yaşanmaya devam ediyor; bu zulmün sona erdirilebilmesi için çözüm için neler yapılmalı?

İstisnasız bütün insanların âdil bir dünyada, huzur ve barış içinde yaşamaya hakkı vardır.

Bu dünyada herkese yetecek kadar yer de vardır, nimette vardır.

Ancak ırkçı emperyalizm ve sömürgeci batı yüzünden milyonlarca insan yersiz, yurtsuz ve vatansız olarak mülteci hayatı yaşamakta, yine milyonlarca insan açlıktan kırılmaktadır.

Ne acıdır ki bütün hesapları, sömürmek, ezmek ve yok etmektir.

Sizinde ifade ettiğiniz gibi nereden kesif bir duman yükseliyorsa orası bir İslam ülkesidir.

Nereden can hıraş feryatlar, çığlıklar yükseliyorsa, orası bir İslam diyarıdır.

Nerede kan ve göz yaşı akıyorsa, orası bir  İslam coğrafyasıdır.

Nerede bir kuşatma, bir işgal varsa orası bir İslam bölgesidir.

İşte Filistin, işte Irak, işte Suriye, işte Afganistan, Ve işte en son Arakan.. Maalesef, Arakan’lı Müslümanlar yıllardan beri sistemli bir şekilde yok ediliyorlar. Nitekim sadece 1942 yılında 40 günde tam 150 bin Arakanlı Müslüman katledilmiş, daha sonraki yıllarda da bu katliamlar devam etmiştir. Bu sebeple, çoğunlukta oldukları bölgede bile Müslümanlar azınlık haline getirilmiştir. Biçarelerin Müslümanlıkları öylesine büyük suç ki hangi cezayı versen vız geliyor.

Ama biz bu oyuna yabancı değiliz. Biz bu filmi defalarca izledik.

Bosna’da ne yaptılarsa, Filistin’de ne yaptılarsa, Moro’da, Keşmir’de ne yaptılarsa, şimdi Arakan’da da onu yapıyorlar.

Çözüm ne? Çözüm İslam birliği kardeşim. İslam birliği’ni kurmadığımız sürece, Müslüman ülkeler güçlerini birleştirmediği sürece olmaz. Çünkü tüm yaşananlar gösteriyor ki; müslümanın müslümandan başka dostu yok.

Efendim nasıl yapılacak? İstenince olur. Bakın biz 6 aylık iktidarda, refah yol hükümeti döneminde D-8’leri kurduk. Mısırla-İran arasında diplomatik ilişki yoktu biz aynı masada buluşturduk. Bunlar Milli Görüş’ün başarılarıdır. İstenince olur.

2- Hükümetin izlemiş olduğu dış politika Suriye’deki sorunlar ve izlemiş oldukları politika hakkında düşünceleriniz ve Ortadoğu,Orta Asya’daki  stratejileri hakkında neler söylemek istersiniz?

Yanlış buluyoruz.  Yanlış yoldalar. Biz Kuzey Irak olayları ilk başladığında da dönemin iktidarına ‘yanlış yoldasınız’ diyorduk. Böyle dış politika olmaz diyorduk. ABD’nin, İsrail’in sözüne güvenilmez, onların ipiyle kuyuya inilmez diyorduk. Ne dediysek çıktı. Suriye konusu başladığında da aynı uyarıyı yaptık. Yine yanlış yapıyorsunuz dedik. Şu an biliyorsunuz Türkiye, Kuzey Irak’tan sonra  şimdi belki daha tehlikeli bir durum ortaya çıktı; Kuzey Suriye.’

Türkiye bu oyuna gelmesin diye çok uğraştık. Kimsenin cesaret edemediği bir dönemde Suriye’ye gittik. Esad’la oradaki yetkililerle de, buradaki bizim yetkililerimizle de görüştük. Uyardık. ‘Küresel emperyalizm, Türkiye’yi bir savaşa sürüklemek istiyor. Eğer Türkiye savaşa girecek olursa bölünür. Amaç da Türkiye’yi bölmektir. Küresel emperyalizmin ilk etaptaki yakın amacı Türkiye’yi savaşa sokmak ve bölmektir. Küresel emperyalizmin nihai amacı büyük İsrail devletini kurmaktır. Yahudilerin inancına göre büyük İsrail devletinin sınırları Nil’den Fırat’a kadar olan bölgeyi kapsar. İyi de bu bölge önemli bir kısmı halihazırda Türkiye’nin sınırları içindedir. Türkiye’nin bir parçasıdır. Türkiye oyuna gelmemelidir. Terör belasını yenmek için Türkiye dışarıya müdahale etmeyi planlıyor. Kuzey Irak’a, Kandil’e, bu arada başımıza yeni bela olan Kuzey Suriye’ye müdahale etmek istiyor. Ama küresel emperyalizm buna izin vermez, vermiyor da zaten. Bir taraftan her gün Türkiye’miz şehit haberleriyle sarsılıyor. Bu böyle gitmez, gitmemelidir. Peki çare nedir- Açık net ve kesin olarak söylüyoruz, tek çare Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir. Kendi tarihimize, kendi değerlerimize, kendi şahsiyetli politikamıza dönmek zorundayız.

3- Meclis anayasa çalışmaları konusunda düşünceleriniz nelerdir? TBMM de gurubu bulunan siyasi partilerin yeni anayasayı toplumun tüm katmanlarını tatmin edecek şekilde yapacaklarına inanıyor musunuz?

Hemen kısadan cevap vereyim; inanmıyorum. Keşke yapabilse ama bu meclis, bu haliyle yeni bir Anayasa yapamaz. İdeolojik kaygıları değil, ortak paydaları ön plana çıkararak bir anayasa yapılabilir. Ama şu anda meclis maalesef ideolojik kaygıların ağır bastığı bir parti yapısına sahip. Anayasa bir toplumsal sözleşmedir. Herkes kendini o sözleşmenin içinde bulabilmelidir. Benim anayasam değil, bizim anayasamız olmalı.

Nasıl olacak bu? Bunun için öncelikle Yeni anayasanın temeline insan hakları harcını dökmemiz lazım. Anayasanın temeline insan hakları harcını dökmemiz lazım. Bütün maddeler insan hakları temeline dayanmalı, oradan beslenmeli. Amacı da insana hizmet olmalıdır. Her bir fert, anayasaya baktığında ‘şu madde bana hitap ediyor’ diyebilmeli. Anayasa toplumun anayasasıdır, her bir ferdi bağlayan hukuk kuralıdır. Her vatandaş o anayasayı benimseyebilmelidir.

4- Ak Parti ile Has Parti’nin yakınlaşması hatta yakında Has Partinin Ak Partiye iltihak  edeceğini biliyorsunuz; Aynı gelenekten gelen liderler bir çatı altında yani Ak Parti çatısı altında toplanıyor, size de böyle bir davet geldi mi? Ak parti ve Has partinin bu birlikteliği hakkında neler söyleyebilirsiniz? Parti olarak siz nasıl bir tavır alacaksınız?

Babaocağı saadet partisi’dir. Malumunuz Merhum Erbakan Hoca’mız Saadet Partisi Genel Başkanı olarak vefat etti. O yüzden burası babaocağıdır. Babaocağı’nın da evlatlarına kapı kapatması görülmüş bir şey değildir. Bizim bütün kardeşlerimize hem gönlümüz hem kollarımız sonuna kadar açıktır. Kastınız Ak parti’den size bir davet gelirse ne cevap verirsiniz diye soruyorsanız; “Biz kendilerine; “buyurun babaocağına. Adres burasıdır, Saadet Partisi’dir” deriz.

Numan beyin Ak parti’ye geçiş meselesine gelince. Kendilerinin kararıdır. Ancak şunun bilinmesinde fayda var; Numan Bey Milli Görüş’ü alıp oraya yamayacaktı. AK Parti’ye götürecekti, gönlü oradaydı kendisinin ama Cenab-ı Allah bu fırsatı vermedi ona. Mesele bu kadar açıktır.

Teşekkür ediyorum.