Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kaldırıldı mı?

Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kaldırıldı mı?

Sayın Okurlar;

Bu yazımda ülkemizde çok yeni bir gelişmeden, 3. Yargı Reformu paketinde yer alan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin kaldırılarak yerine Bölge Ağır Ceza Mahkemelerinin kurulmasından bahsetmek istiyorum. Bu konuda bir meslektaşımın makalesinden yararlanmak suretiyle sizlere bir takım bilgi verip bu reformun ülkemiz acısından getirisini siz sayın okurun yorumuna bırakıyorum.

(“ DGM ”) kaldırmış ve bunların yerine Özel Ağır Ceza Mahkemelerini getirmiştir.
Ancak öğretide de genel olarak kabul edildiği üzere Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin DGM’lerden isimleri haricinde büyük bir farkı bulunmamaktadır. Yeni yasal düzenleme ile getirilen Bölge Ağır Ceza Mahkemelerinin de ÖACM den farkı bulunmamaktadır. Kuruluş amacı ve işlevsel yönüne bakıldığında bu mahkemelerin de çok açıdan AİHM nezdinde ihlal nedeni sayılabilecek ve ülkemizi bu anlamda tazminattan kurtaracak özellikte olmadığı anlaşılmaktadır.
II- ANAYASAL İLKELER, TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER VE
ÖZEL AĞIR CEZA MAHKEMELERİ
Yukarıda belirtildiği üzere DGM’ler, birtakım anayasal ilkelere, temel hak ve özgürlüklere aykırı nitelikte oldukları iddiasıyla uzun süre eleştirilmişlerdir. Kanun koyucu, bu eleştirileri gidermek için 1999’da olduğu gibi bazı değişiklikler yapma yoluna gitmişse de, eleştirilerin önüne geçilememiştir. Bu mahkemelerin varlığı ve nitelikleri özellikle uluslararası platformda Türkiye’nin önüne çıkan bir engel olmuştur.
Ancak, hemen belirtmek gerekir ki bu eleştirilerin birçoğu teknik hukuki boyutta gerçekleştirilmemiş; DGM’ler içte ve dışta Türkiye aleyhtarı birtakım güçlerin hedeflerini gerçekleştirme aracı olarak kullanılmıştır.
Yine de Türkiye’nin ve AİHM gibi birtakım uluslararası örgütlerin gündemini fazlaca işgal eden bu eleştirilerin ne kadar haklı olduklarını ortaya koymak gerekir.
• Adil Yargılanma Hakkı
Adil yargılanma hakkı (fair trial, fair hearing) bireyin en temel haklarındandır. Mezkur hak, ulusal ve uluslararası hukuk tarafından korunmaya alınmıştır.
Uluslararası planda bu konuda karşımıza çıkan en temel metin, Türkiye’nin de bu sözleşmeye taraf olması bakımından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir (“ AİHS ”). Söz konusu sözleşme temel insan haklarını düzenlemekte ve koruma altına almaktadır.
Sözleşmenin 6. maddesi adil yargılanma hakkını düzenlemektedir. 6. madde geniş ve ayrıntılı bir düzenleme içermekte; adil yargılanma hakkını her yönü ile ortaya koymaktadır.
Adil yargılanma hakkının genel bir tanımı yapmaya gerek yoktur. Zira AİHS bu hakkı tüm yönleri ile ortaya koymuş ve mezkur hak artık bir genel hukuk ilkesi halini almıştır.
Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin yargılama usulleri bu hakka, dolayısıyla AİHS ve 1982 Anayasası’na aykırı düşmektedir.
Şöyle ki, adil yargılanma hakkının en önemli yansımalarından biri de sanığın duruşmalarda bulunma hakkıdır. AİHS’nin 6. maddesinde bu husus açıkça belirtilmemiş olsa da, maddede yer alan aleni yargılama (public hearing) ilkesinden bu sonuç çıkmaktadır. AİHM de çeşitli kararlarında bu görüşümüzü paylaşmaktadır.
Sonuç olarak Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin yargılama usullerine ilişkin kanun hükümlerinin adil yargılanma hakkı ve bunun yansımaları olan duruşmada bulunma hakkı ve savunma hakkına aykırı oldukları açıktır.
• Eşitlik İlkesi
Eşitlik ilkesi hukukun genel ilkelerinden biridir. Aynı adil yargılanma hakkında olduğu gibi eşitlik ilkesi de ulusal ve uluslararası hukuki metinlerce tanınmakta ve korunmaktadır.
AİHS’nin 14. maddesi bu ilkeye “ayrımcılık yasağı” başlığı altında yer verir. Ayrıca 1982 Anayasası 10. maddesi ile bu ilkeyi güvence altına almaktadır.
• Bağımsız Mahkeme Hakkı
Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri bağımsız mahkeme hakkıdır. Buna göre sanık, tüm kişi ve kurumlardan bağımsız olan bir mahkemede yargılanmasını talep edebilmelidir.
AİHM de kararlarında bu hususun altını çizmiştir. Yüksek Mahkemeye göre bir yapının mahkeme olarak nitelendirilebilmesi için mutlaka tüm kurum ve kuruluşlardan bağımsız olması da aranmalıdır.
• Doğal Hakim Prensibi
Ceza yargılamasının temel taşlarından biri doğal hakim prensibidir. Bu ilke çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Örneğin Keskin ‘e göre doğal hakim genel olarak ve müşahhas davalar düşünülmeksizin gösterilen hakimdir. Yurt can ise doğal hakimin yargılanacak olaydan önce kurulmuş ve yetkilendirilmiş mahkemeyi ifade ettiğini belirtmektedir.
Bu prensip de hukuken korunma altına alınmıştır. 1982 Anayasası’nın 37. Maddesinin 2. Fıkrası sanığa kanuni hakim güvencesini getirmektedir. Ayrıca yine 1982 Anayasası’nın 38. Maddesi ve AİHS’nin 7. maddesinde yer alan “suçta ve cezada kanunilik ilkesi” uyarınca sanığın suçun işlendiği sırada var olan görevli-yetkili bir mahkemeden başka bir mahkemede yargılanmaması gerekmektedir.
• Yargı Birliği
Son olarak Özel Ağır Ceza Mahkemelerini yargı birliği ilkesi bakımından ele alacağız. Yargı birliği ilkesi 1982 Anayasası’nın 142. maddesinin bir sonucudur. Bu hüküm, “kanunsuz usul olmaz” prensibinin açık bir ifadesidir ve bu prensip de yargı birliğini gerekli kılmaktadır.
Aynı şekilde Anayasa’nın 2. Maddesinde yer alan “hukuk devleti” kavramı da yargı birliğini ihtiva etmektedir.
Egemenlik nasıl tekse, yargının da tek, bir olması gerekir. Bir ülkede birden fazla yargıdan bahsediliyorsa, birden fazla egemenlik mevcut demektir. Bu çerçevede somut bir uyuşmazlığı aynı anda yargılayabilecek birden çok yargı mercii de olmamalıdır.
Sonuç olarak DGM’ler yargı birliğini zedelememekteyken; bu mahkemelerin CMUK’a eklenmesi ile oluşan Özel Ağır Ceza Mahkemeleri yargı birliği ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
III- SONUÇ
DGM’ler özellikle AB’den gelen yoğun eleştiriler ve AİHM’nin mahkumiyet kararları sonucunda, uyum paketleri içinde kaldırılmıştır. Bu tartışmaları müteakiben kanun koyucu 5190 sayılı Kanunla 2845 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırmıştır. Ancak bu DGM’lerin hukuken kaldırıldığı anlamına gelmemektedir. Zira 5190 sayılı Kanun DGM’lerle aynı hukuki niteliği sahip Özel Ağır Ceza Mahkemelerini CMUK sistematiğine dahil etmiştir. Bu tutum tamamen şark kurnazlığıdır. Bu şekilde DGM’ler kaldırılmış gibi gösterilerek AB’den gelecek eleştirilerin önü kesilmeye, AİHM nezdinde tazminat cezaları bertaraf edilmeye çalışılmıştır.
Son olarak belirtmek gerekir ki, maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin bu önemli manevrası AİHM’de Türkiye aleyhine açılacak davalar bakımından esasa ilişkin bir fayda sağlamayacak; AB ise Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin hukuki nitelikleri bakımından Türkiye’nin başını ağrıtabilecek durumu ortadan kaldırmayacaktır.
Tüm bu incelemeler ışığında uzun yıllar ceza avukatlığı yapmış bir hukukçu olarak sunu söyleyebilirim ki nasıl DGM kaldırılıp yerine ÖYM ler kurulduğunda hiç bir fark olmayıp bir de Yargı’da birlik ve eşitlik ilkesi zedelendiyse şimdi de bunları kaldırıp yerine yine Bölge Ağır Ceza Mahkemelerinin kuruluyor olası aynı sakıncaları devam ettirip geçmişteki eleştirilerin devam etmesine yol açacaktır.