ESKİ BİR DEVRİMCİDEN İLAHIYATÇILARA VE TÜM DÜNYAYA ÇAGRI

ESKİ BİR DEVRİMCİDEN İLAHIYATÇILARA VE TÜM DÜNYAYA ÇAGRI

Gazeteci-Yazar İdris Ortakaya’nin Köşe Yazılarından Derlediğimiz Yazı Dizisinde, Prof.Dr. Necmettin Erbakan’dan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Dünya Liderlerinden Tüm Ilahiyatçılara Söylediği Sözü ve Çağrısı Var….
——————————————–
ANLAMAKTA ZORLANIYORUZ

Evet, değerli okurlarım, koronavirüs bittikten sonra, dünya insanlarını daha büyük bir tehlikenin beklediğini bir çok yazımda yazmıştım.

Üzülerek belirteyim ki, kimsenin umurunda olmadı.

Umurlarında olsa bile ne yapabilirlerdi ki…

Normal vatandaşın yapabileceği çok şey yok…

Bu mesele siyasi iktidarların meselesidir.

Bu meseleyi çözmek de çok kolay bir şey değildir.

Yürekli olacaksın.

İnançlı olacaksın.

İmanlı olacaksın.

İnsanları seveceksin.

Kararlı olacaksın ve yönettiğin ülke halkının desteğini alacaksın.

Dünyada senin gibi düşünenleri de örgütleyeceksin…

Belki o zaman çözebilirsin.

Nedir? bu kadar önemli olan konu diye soranlara anlatmaya çalışayım.

Değerli okurlarım, Amerika’da bir araştırma sonucunda, Amerikalıların yüzde ellibeşi aç ve açıkta kalabileceklerinden dolayı endişe yaşadıklarını ifade etmişler.

Bu acı tablo yalnızca Amerika’da değil ne yazık ki dünyanın tüm ülkelerinde gündeme oturacaktır.

Fransa’da ve Avrupanın diğer ülkelerinde “Sarı yelekliler” diye oluşan bir gurup, her şeyin farkındadırlar…

Şu anda onları engelleyen tek bir şey var, oda bu salgın hastalık…

Salgın bittikten sonra eylem başlatılacak demiştim. ..

Ancak daha erken başlama sinyalleri gelmeye başladı.

Milyarlarca insan aç ve açıkta kalacak.

Bizim ülkemiz de dahil olmak üzere, dünya bir felaketin içinde bulacak kendini. Geç kalınırsa, hiç bir güç bu felaketi engelleyemez.

Bu korkunç felaketin adı “Kapitalist köleci sistemdir”.                              

Bu sistemle alakalı onlarca yazı yazdım.

Kapitalist sistem nihai hedefine ulaşmak üzeredir.

Bu sistem çok acımasız, gaddar bir sistemdir.

Sistemde iki sınıf mevcuttur.

Birisi efendiler, diğeri köleler.

Bunların modern isimleri ise çalışanlar ve çalıştıranlar.

Çok zenginler ve çok yoksullar.

Bu tanımlama şaka gibi gelse de gerçeğin ta kendisidir.

Kimsenin evi, arabası ve rahat geçinebiecek bir geliri olmayacak.

İster inanın.

İsterse inanmayın.

Emin olmak için, insanlık tarihine bir göz atın. 1400 yıl önce köle olan insanlar, köle pazarlarında alınır ve satılırlardı. Bunlar efendilerin malıydı. İster asar, ister keserlerdi. İslamiyetin egemenliğinden sonra köleci toplum anlayışı sona ermiştir. Günümüzde ise köleci toplum anlayışı zirve yapmış durumdadır. Tüm engeller aşılmıştır.

Emin olun ki, sistem gereğini yapacaktır.

Bu da çok uzun bir zamanı kapsamayacaktır. Bizler yaşamasak bile, torunlarımız, mutlaka yaşayacaklardır.

Evet, değerli okurlarım, bu sistemden kurtulmamız için tek bir seçeneğimiz var.

O da İslami ekonomik sistemdir.

Başka hiç bir yolu yok.                      

Ya köle olacaksın.

Ya da islami ekonomik sistemin gelmesi için gayret göstereceksin.

Dünyanın hiç bir ülkesinde islami ekonomik sistem yoktur.

Bu sistem mutlaka gelmelidir.

İlahi bir sistemdir.

Ana kaynağı Kuran’dır.

Dünya insanlarının kurtuluş reçetesidir.

İslamın özünde bulunan, adalet, sevgi, merhamet, Allah korkusu ve paylaşım duygusu sistemin oluşmasında önemli bir yer alacaklar.

“Komşun aç ise, sen tok yatamazsın” anlayışı üzerine inşa edilecek bir ekonomik sistemin mükemmelliğini düşünün.

Önce insan, sonra eşya düşünüldüğünde, hiç kimse aç ve açıkta kalmaz.

Bu gün aç kalma, açıkta kalma  korkusu içinde olan insanlar, yarınına güven içinde bakacaklar.

Bu anlayışı hayata geçirebilecek tek bir Dünya liderinin Recep Tayyip Erdoğan olduğuna inanıyorum. Bu beklenmeyen durum, Erdoğan için de çok önemli bir fırsattır. Umarım Erdoğan bu fırsatı değerlendirerek, hem ülkemiz insanlarına, hemde Dünya insanlarına büyük bir hizmet yapmış olur. Haydi Erdoğan Allah yar ve yardımcın olsun.

İnşallah, Erdoğan bu önerilerimizi dikkate alarak Dünya nizamını yeniden dizayn ederse, Dünya insanlarının gönlünde ölümsüzleşir.

Dünya Emekçileri Aç Ve Açıkta Kalacaklar… 

            Değerli okurlarım, bundan önceki yazımda, İslami Ekonomik Sistem “dünyadaki tüm çalışanların, emekçilerin, ücretlilerin ve dar gelirlilerin tek kurtuluş raçetesidir” demiştim.

            Bu meseleyi bir yazı ile bir kitap ile anlatabilme imkanına sahip değiliz.

Konu ile ilgili genel bilgiler ile birlikte belli başlı kodlar verebiliriz.

Örneğin; helal, haram; günah, sevap; doğru, yanlış vb. Kuran’da belirtilmiştir.

İslam özünde bir dünya sistemidir.

Ben bu sistemle ilgili görüşlerimi saklı tutarak İslamı Ekonomik Sistemin gündeme gelmesi için bir çalışma yapmayı planlamaktayım.

            Devrimci bir adamım.

Arkadaşlarımın eleştirilerine muhatap oluyorum.

Bana, bu islamı anlayış nereden çıktı, diyorlar.

Ben de, Nazım Hikmet’in, çok güzel bir şiiri ile cevap veriyorum.

“Yok edin insanın insana kulluğunu.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine”

İnsan için, İslam budan daha farklı bir şey istemiyor.

Yalnız Allah’a kul olunur.

Yalnız ona secde edilir.

Kimsenin kimseden üstünlüğünü kabul etmez.

Tüm insanları eşit görür.

“Komşusu aç, kendisi tok yatıyorsa, o bizden değildir” diyen yüce bir dinin adıdır, İslam…

            Ben, maneviyata önem veren bir devrimciyim.

Hatırlıyorum da; rahmetli Erbakan Hoca, Kapitalist sistemin zalim bir sistem olduğunu her seferde dile getirmiş önemli bir siyasi liderdir.

İslami ekonomik sistemin oluşması için büyük çabalar harcamıştır.

Kimse bu zatı ciddiye almamış, “hoca yine yükseklerden uçuyor” diyenlerin içinde ben de vardım.

Ülkemiz yetmiş sentte muhtaçken, toplu iğne dahi üretemeyen bir durumda iken, Hoca; Motor üretelim, fabrikalar kuralım, ağır sanayi hamlesi başlatalım” gibi özlemlerini seslendiriyordu.

            Hoca, Başbakan olmuştu.

Emperyalizme baş kaldırıyordu.

Ülkemi, ben dilediğim gibi yönetirim dyordu.

25 Ağustos 1996 yılında İslam ülkelerine bir gezi planladı.

İlk olarak İran’dan başlayacaktı.

Bu geziye başta ABD ve yerli uşakları karşı çıktılar.

Hoca hiç kimseyi dinlemedi.

Planladığı gibi gezisine başladı.

Bu çok onurlu bir duruştu.

Yani ben sizin eyalet valiniz değilim, T.C. Devleti’nin başbakanıyım, dedi.

Bunun üzerine ben bir tebrik telgrafı gönderdim.

Telgrafım Akit gazetesinin 25 Ağostos 1996 tarihli sayısında yayınlandı.

Mesajım aynen şöyleydi:

“Hür basın birliği genel sekreteri İdris Ortakaya, Başbakan Necmettin Erbakan’a bir mesaj göndererek, ABD ve işbirlikçilerinin, bazı basın yayın organlarının, sözde aydınların, demokrat geçinen bazı yazarların, çeşitli siyasi parti yöneticilerinin baskılarına boyun eğmeden, doğru bildiğiniz kararı uygulayarak İran gezisini yapmış olmanızla vermiş olduğunuz onurlu mücadelenizin bundan böyle devam etmesi dileği ile yanınızda olduğumuzu belirtir, bağımsız, kişilikli ve ciddi bir devlet yönetimi anlayışının ülkemizde yerleştirilmesi konusunda başarılı olmanızı tüm içtenliğimizle ister, saygılarımızı sunarız” Bu mesaj içeriği, devrimc bir anlayışın ifadesidir.

Hoca, bu başkaldırısının bedelini ağır ödedi.

Başbakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı.

Ancak, hocanın anlayışı yaşadı. Önemli olanda buydu.

Zaman ve zemini iyi bir şekilde değerlendirerek, bayrağı teslim alan öğrencisi Erdoğan tarafından en yüksek tepeye ulaştırıldı.

Aynı sıkıntıları ve daha fazlasını Erdoğan yaşadı.

Erdoğan hem çok iyi bir öğrenci ve hem de çok fevkalede bir lider…

Tarihi iyi tahlil eden, tekerrür ettirmeyen, ancak tarihden ders çıkaran bir dünya lideri…

Erdoğan. Erbakan’ın çok önemli bir eseridir.

            Sayın Erdoğan’ı çok önemli şeyler beklemektedir.

Erbakan hocanın öğretilerinden harekatla İslami Ekonomik Sistemin temellerini gecikmeden atmalıdır.

Faiz, kapitalist sistemin temel taşıdır.

Faiz, islama göre haramdır.

İslam faiz yerine helal kazanç kodlarını vermektedir.

Sayın Erdoğan bu konunun acemisi değildir.

İslami ekonomik sistemin kodlarını çok iyi bir şekilde bilen birisidir.

Bu olay çok acildir.

Dünyadaki tüm emekçi insanlar aç ve açıkta kalma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Biz de dünyanın bir parçasıyız.

Aynı ölçüde etkileneceğiz.

Geç kalındığı taktirde çözüm bulma şansımız kalmaz.

            Yine ısrarla söylüyorum.

İslami Ekonomik Sistem tek seçeneğimizdir.

Ya modern köleciliği seçeceğiz ya da İslami Ekonomik Sistemin dünyada egemen olmasını sağlamak için mücadele edeceğiz.

İSLAM NEDİR?

            Devrimci bir adamın, İslam tanımlamasına, lütfen dikkat buyurunuz.

Ben İslam bilincisi değilim.

Bu konuda da her hangi bir iddiam yoktur.

Gördüğüm, bildiğim, okuduğum ve araştırdığım kadari ile İslamı tanımlamaya çalışacağım.

            Evet, değerli okurlarım, İslam, kitaplı dinlerin sonuncusu olduğu için, kendinden önceki üç din mensuplarının bir numaralı düşmanı olmuştur.

Dünya ekonomik sistemini ellerinde bulunduran bu egemen güçler İslam dinini etkisiz hale getirmek için tüm güçleri ile çalıştılar ve halen de çalışmaya devam etmektedirler.

Önemli ölçüde de başarılı oldular.

            Kurtuluş savaşında, müttefiklerimizle birleşerek bin yıllık ceddimiz olan osmanlıyı nasıl ki mezara gömdüksek, aynı anda İslam dinini de mezara gömdük.

Soysuz, sopsuz dinsiz bir millet oluşturmaya çalıştık.

Camilerimiz kapatıldı.

Kuran okunması yasaklandı.

Bu haleti ruhiye içinde insanlarımız Müslüman olmaya çalıştılar.

İslamın içi boşaltıldı.

Namaz ve oruç içine hapsedildi.

Namaz ve oruç ibadeti islamın olmazsa olmazlarındandır.

Ancak, Müslüman olmak için bu ibadetler yeterli değildir.

            İslam; özünde bir Dünya sistemidir.

Ana yasası Kuran’dır.

Sisteme ilişkin tüm kodlar Kuran da mevcuttur.

İslam bir ilahi sistemin adıdır.

Bu sistemi benimseyen ve tüm kurallarına uyanlara Müslüman denir.

Müslüman olmak çok kolay bir iş değildir.

Ben Müslümanım demekle Müslüman olunamaz.

Müslüman olmak için, İslamın tüm şartlarına uymak zorundasınız.

Müslüman olmak için; Öncelikle Allahın ilk emrini yerine getireceksin Okuyacaksın ve okuduğunu da anlayacaksın. Sonra namuslu olacaksın, ahlaklı olacaksın, yalan söyleyemiyeceksin, hak ve hukuku bileceksin, merhametli olacaksın, insanları seveceksin, yetim hakkı yemiyeceksin, paylaşımcı olacaksın, mert olacaksın, helalı, haramı bileceksin…

Alah’dan korkacaksın, kimseye zulüm etmeyeceksin, zalimin zulmüne karşı koyacaksın, komşun aç ise, sen tok yatmayacaksın…

Her akşam, kendine soracaksın.

Bu gün Allah için ne yaptım?

Sonra da ibadetlerini yapacaksın.

Kısacası adam gibi bir adam olacaksın.

Bu şartlara haiz değilsen Müslünan da değilsin demektir.

            Evet, değerli okurlarım, dünyada iki milyar Müslüman olduğu iddia ediliyor.

Keşke iki milyar değilde yirmi milyon gerçek Müslüman olsaydı, kainatı yerinden oynatırlardı.

Dünyada en sefil ve en mazlum durumda olanlar, ne yazık ki Müslümanım diye geçinenlerdir.

Müslüman; dini için, ülkesi için canını feda edebilecek insandır.

İsrailin zulmüne karşı koyarak, her gün şehit olan Filistinlilere Müslüman denir.

On beş Temmuzda FETÖ işgal girişimine karşı koyarak şehit ve gazi olanlara Müslüman denir.

Müslümanlık o kadar ucuz değildir.

            İlahiyatçılar birliğinin bir açıklamasını okudum.

Müslümanların davranışlarından şikayetçiler…

İslama uygun davranmadıklarını yazıyorlar.

Kim aksini iddia ediyor ki?

Bin yıldan bu güne kadar müslümanlar devamlı eleştiriliyor.

Sadece eleştirmek Müslümanlara bir fayda sağlamaz.

İlahiyatçılar birliğinden ve diğer İslam bilginlerden beklenen, Müslümanları eleştirmek değildir. İslamı doğru anlamaları için gayret sarf etmeleridir. Bu anlamda görevlerini yapmış olmanın huzurunu duyuyorlarmı? Müslümanların, İslamı doğru anlamalarına siyasiler ve din adamları engeldirler. Bu zatı muhteremler hiç kendilerine soruyorlarmı? Eleştirmek iyi de, Öz eleştiri yapma erdemliliğine ulaşmak önemlidir.

Daha iyi ve daha ciddi meseleler var karşımızda.

Dünya emekçilerini büyük bir felaket beklemektedir. İnsanlar aç ve açıkta kalma korkusu içindedirler. Kapitalist sistem, nihayi hedefine ulaşmak üzeredir. İlahiyatçılar birliğinden ve din bilginlerden çok önemli beklentilerimiz var. İslami ekonomik sistemin hayata geçmesi için reçete yazmalarını ve yol göstermelerini beklemekteyiz.

Bu önemli mesele tüm Dünya insanlarının kurtuluş meselesidir.

            Günümüzde kapitalist sistem, dünyanın her ülkesinde acımasız, zalim bir şekilde nihai hedefine ulaşmak üzeredir.

İnsanlar köleleştirilecek…

Bu gaddar sistemin beşeri anlamında hiç bir alternatifi yoktur.

Bu bağlamda; İslami Ekonomik Sistem, insan oğlunun son seçeneğidir.

Bu seçenek mutlaka başarıya ulaşmalıdır.

İslami ekonomik sistemin tüm kodları Kuran’da mevcuttur.

İlahiyatçılar ve diğer din bilmcileri bu konuyu gündemlerine almalıdırlar.

İslam sadece Müslümanlara hizmet etmez. İslam doğaya hizmet eder. Tüm canlı varlıklara hizmet eder. Tüm insanlara hizmet eder

Yaradanından ötürü…

Haydi, değerli hocalar, şimdiye kadar almış olduğunuz İslami bilgilerinizi ortaya koyun.

İslami ekonomik sistemin oluşması için kafa yorun ki hem Müslümanlara, hem de tüm insanlığa bir faydanız dokunsun…