ORTA ÇAĞ KARANLIĞINI TEMSİL EDEN EMBESİL KAFALAR!

ORTA ÇAĞ KARANLIĞINI TEMSİL EDEN EMBESİL KAFALAR!

Bu güne kadar genel de İslam’a saldırılar ülke dışından gelir, İslam’a karşı söylenmedik laf bırakmazlar biz de söylenmesi gereken ne varsa söyleriz. Çünkü “gâvur, gâvurluğunu yapıyor, tarihsel düşmanlıklarını sergiliyorlar”. Örneğin; İsveç’te Türk camisi önünde provokasyon yapan İslam düşmanı Rasmus Palu, Kur’an-ı Kerim’i yere atarak, hakaretler ederek, itliğini, alçaklığını, şerefsizliğini sergileyerek, Müslümanları kışkırtı, İsveç polisi de her zaman olduğu gibi seyretti. İslam’a düşmanlığı hat safhada olanların, mutlaka ruhunda ve tercihlerinde ciddi sapkınlıklar, anormal davranışlar gözlenir, cinsel tercihlerinde sapıklıklar olduğu herkesin malumu, Palu’da olduğu gibi.

Danimarka’nın Ekstra Bladet gazetesinin 27 Ağustos 2021’de yayımladığı ses kayıtlarına göre, Discord (Danimarkalı Gençlik) adlı sesli sosyal medya platformundan, malum şahsın 13 yaşı ve altındaki erkek çocuklara cinsel muhtevalı saldırıda bulunduğu belgelendi. Bu sapık İslam düşmanını en sert şekilde lanetliyor, Allah’tan belasını bulacağına inanıyoruz. Bu ve benzerleri, Orta Çağ karanlığının embesil kafaları, sapık temsilcileri olduğu aşikârdır.

İşin en vahim olanı ise, İslam’a yönelik açık, aleni saldırıların ülkemizde de olması. Vahim diyoruz çünkü tam da Müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor. Üstelik söylemlere baktığınızda tam da “gülermisin- ağlarmısın” cinsinden. Akıl tutulması desen basit kalır, cehalet desen cahil bile o lafları etmez, tımarhanelik desen adam diye koymuşlar oraya konuşturuyorlar. Bunlara en basitinden, ruh sağlığı bozuk meczup, ar, edep, haya, saygı bilmeyen, şeref ve haysiyetten yoksun birileri diyebiliriz.

Hatırlayın ne demiş kendine tiyatrocuyum diyen, Ferhan Şensoy’un cenazesinde kendisini sanatçı lanseden meczup;”70 senedir bu ülkeyi din bağımlısı hükümetler yönetiyor buna rağmen 70 senedir inadına tiyatro yapıyoruz”. (70 yıldır bu ülkede iktidarlar seçimle iş başına gelir. Bunun adı halka hakaret, halkı aşağılamadır.) Bu yetmedi zırvalamakta da zirve yaptı; “O şimdi Rasim’ine, Münir abisine, Erol abisine kavuştu. Hep birlikte orada bir meyhanede kafa çekiyorlar!”. Defalarca izledim konuşmayı yok yanlış duymamıştım hatta birileri de çılgınca alkışlıyorlardı. Ve tabi değerli dostum Ersin Konar bombayı patlatıyor;”Eskiden ışıklar içinde uyuyorlardı, şimdi meyhane bulmuşlar orada toplanıyorlar” diyerek olaya başka bir boyut kazandırdı!

Malum şahıs sahi sen “sanatçı mısın, tiyatrocu musun?” Nesin sen? Kimin veya kimlerin borazanlığını yapıyorsun? Kimlerin alkışları, paraları, manevi destekleri ile bu duruma geldiğini sakın unutma? Seni o mertebeye getiren Müslüman olan bu ülkenin insanları değil mi? Sen nasıl olurda onların inançları ile dinleri ile alay edersin? Senin için verilen bütün maddi- manevi desteklere yazıklar olsun. Nankörlükte zirve yaptın! Merak etme bu millet seni yukarılara çıkardığı gibi yerin dibine sokmasını da bilir!

Peki, kendine gazeteci, tv ci denilen meczuba ne demeli? Yargıtay binasının açılışında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın duasına duyduğu rahatsızlığı öyle bir dile getirdi ki akıllara zarar. Öyle bir salladı ki ki tam da İşkembe-i Kübra dan. Ne diyor malum şahıs;”Böyle bir Türkiye olamaz. Bu Orta Çağ ritüelidir. Bu tören bir Orta Çağ seremonisidir”. Breh, breh, breh! Yahu sen neymişsin be abi!!! “ Bir lafa baktım laf mı diye, bir adama baktım adam mı diye”

İşte sizlere üç tane örnek. Palu denen alçak ve benzerleri zaten Orta Çağ karanlığından hiç çıkamadılar da, bu tiyatrocu ve gazeteci bozuntusuna ne demeli? Türkiye’de Orta Çağ karanlığının temsilciliğini yaptıkları gibi Mustafa Kemal Atatürk’e hakarette sınır tanımadılar!

Nasıl mı? Bu meczuplar Mustafa Kemal’i açıp tekrar okusunlar. Örneğin, Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde yapmış olduğu konuşmayı. Ne diyor Paşa, “Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür… Peygamber Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı (Anayasa), hepimizin bildiği Kur’an-ı Azimüşşan’daki açık ve kesin hükümlerdir. İnsanlara manevi mutluluk vermiş olan dinimiz son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymaktadır…” Peki, bu sözlere ne diyeceksiniz zat-ı muhteremler!

Ve siz akıl yoksunu, akıl hocalığına soyunanlar, Mustafa Kemal’in birinci Meclisi’i, cuma namazından sonra dönemin hocaları ile birlikte dualarla, açışına ne diyeceksiniz?

Atatürk’ün dinimiz ile ilgili söylemleri ve davranışları karşısında neler söyleyeceksiniz veya Paşa’ya “bulmuştur bir meyhane kafa çekiyor mu diyeceksiniz?” Birinci Meclis’in dualarla açılmasına, “Orta Çağ ritüeli”mi diye saçmalayacaksınız? Ne zırvalayacaksınız?

Hadi konuşun susmayın! Yüreğiniz yetiyorsa, zerre kadar delikanlıysanız, dürüstlükten, ahlaktan nasibinizi almışsanız konuşun bakalım. Konuşamazsınız sıkar biraz. Hani siz en büyük Atatürkçüsünüz ya! Oysaki en büyük Atatürk düşmanı sizlersiniz…

Son söz olarak, Hüseyin Hakkı Kahveci’nin;” Atatürk’ün yasaklanan kitabı, Yahudi casusu Suzy Liberman’ın anıları” kitabında ayrıca Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinden, Mustafa Kemal şöyle söylüyor. “Şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için, İslamiyet’in mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mâni olacağız. Buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Peygamber’in son arzusunu, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.”

BİZ HAZIRIZ. PEKİ, YA SİZ ATATÜRK’ÇÜYÜM DİYENLER, SİZ HAZIRMISINIZ?