Öcalan: ”Küresel Güçler PKK Kullanarak Büyüyen Türkiye’yi durdurmak istiyorlar”

Öcalan: ”Küresel Güçler PKK Kullanarak Büyüyen Türkiye’yi durdurmak istiyorlar”

PKK’nın kurucularından Osman Öcalan, Erbil’de Yaz Boz’a şok açıklamalarda bulundu.

PKK’nın küresel güçler tarafından kullandığını söyleyen Öcalan, “Büyüyen Türkiye’yi durdurmak istiyorlar” dedi… Demirtaş için militan diyen Öcalan, “HDP son dönemde PKK’lılaştı” diye konuştu…

Liderimiz Öçalan yakalanmış, bunun bizde yarattığı öfke ile bir savaşa hazırlık durumumuz vardı. Bunu gören birçok bölgesel ve Uluslararası güç teşvik edici tutumlar içerisindeydi.
– Örnek verecek olsanız ?
Örnek verecek olursak, Uluslararası anlam da Rusya, Bölgesel anlam da İran, Suriye, Irak, Ermenistan vs. birçok güç, Türkiye’de bir savaşın iç savaşın başlatılmasını arzu ediyorlardı. Çeşitli tutum ve davranışlarıyla da bu arzularını pratikleştirmek için teşvikte bulunuyorlardı.

-Yanı bu ülke temsilcileri PKK’ya gelip Türkiye ile savaşın mı dediler?

Yani belki öyle açık söylenmez yani bu tür şeyler.

-Açık söyleyelim

Yani o güçler böyle açıkça gidin savaşın biz destekleriz demezler. Örneğin  bizim Moskova temsilcimiz Mahir Welat, Öçalan’ın Avrupa’da tutunmamasın da birinci planda pay sahibi iken, biz gelin deyince endişe etmeden geldi ve yaptığı teklif şuydu; Siz bana kararı elime verin, gerisini bana bırakın ben Türkiye’de büyük bir terör dalgasını geliştireyim. Şimdi bu PKK’nın Rusya temsilcisi bunu neye dayanarak söylüyor. Adamın örgüt içerisindeki etkinliği sınırlı, herhangi bir özel maddi gücü yok, ona bağlı bir yapı da yok ama sadece diyor ki bana karar verin de ki bir terör hareketi geliştir bu konu da sen inisiyatiflisin, gerisini bana bırakın, ben çözerim diyor.

-1999 da oluyor…

1999 yılında oluyor bu. Biz onun bu önerisi yerineÖçalan’ın yakalanmasında payı nedir diye bir soruşturma başlatınca bir gün de Moskova’ya ulaştı. Dağdan indi aynı gün Moskova da… Yani şimdi biz bir tek insanımızı Avrupa’ya göndermek için aylarca uğraşırken bir hastayı, Mahir Welat bir günde Moskova’ya tekrar ulaştı. Bu şunu gösteriyor yan, bir iç savaş için yani o dönemde ciddi bir planlama var, ancak o planlama, Öçalan tarafında boşa çıkarılır. Bir tarafta diyelim böyle Uluslararası bir destek, diğer tarafta İran kürtleri akın akın PKK’nın saflarına geldi. Hiç kimse bunların gelişini engelleme diye bir çabaya girmedi.

Türkiye o büyük sorununu, kürt sorununu çözmede hamle yapmak istedi. Bir süper güç olmaya yöneldi. Bunun karşılığın da ise dünya ve bölge güçleri durun dedi ve Türkiye’yi durdular. Neden Türkiye düşmanlığı bu kadar arttı, bir tek şey Türkiye’de de ben işte öyle denetim altında izinli hareket eden bir güç olmaktan çıkmak istiyorum. Bir gelişme içerisine girmek, bölge ve dünya olmak istiyorum. Bunu dediği anda biliyoruz ki Türkiye’ye karşı dünyanın çeşitli devletleri tavır aldılar ve bu tavırları devam ediyor. Türkiye’ye bu iddiasından vazgeçirmek için de iç sorunlarını kullandılar.

-PKK’yı kullanıyorlar…….

Yani tekrar bir savaş gündeme koydular PKK üzerinden..

-Evet bu sürüyor halen..

Yani son iki yılda olan buydu. Bir çözüm ve büyüme fırsatı yerine, gelişme fırsatı yerine tekrar bir savaşma, Türkiye’yi kendi iç sorunlarıyla uğraştırma süreci başlatıldı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin dört ülkesi bugün PKK’yı destekler pozisyonda. İngiltere her ne kadar kendi tarzıyla yapıyorsa İngiltere’dir, Fransa’dır, Amerika’dır, Rusya’dır, özellikle Rusya bu işin başını çekiyor.Dört Güvenlik Konseyi ülkesi,direkt ve endirekt destek konumunda. Bölgede İran’dır, Suriye’dir, Irak’tır, Lübnan Hizbullah’ıdır, ondan sonra diyelim Ermenistan’dır, bu ülkeler yani destekler konumdadır.. Diğer tarafta yani Türkiye’nin komşusu Bulgaristan, Yunanistan, belki böyle tarafsız bir konum içerisindedirler. Şunu belirtmek istiyorum yani bu iki yılda 99’da planlanan ama uygulanma alanı bulamayan Türkiye iç savaşını tekrar gündeme aldılar.

 

“Hendek terörünün amacı daha fazla insan ölmesi ve böylelikle iç savaş çıkmasıdır.”

Daha fazla insan ölümü yani daha fazla kazanmak değildir, yani budur, bir bakımda  yani bu şeylerdir, pilot bölgelerdir. Şimdi yapabilecekleri yerde yapıyorlar. Bunu yavaş yavaş kanıksar hale getirip her yerde yapma. Bugün diyelim yapabilecekleri yer Sur’dur, Cizre’dir, Silopi’dir, Şırnak’tır, Nusaybin’dir, Yüksekova’dır buralardır. Daha bazı şeyler devam ettirilir ve bu giderek doğal hale gelir. Böylelikle bir iç savaşın pilot bölgelerinde başlayarak genele yayma gibi bir politika izlenir. Bir sefer de diyelim insanlar düşman hale geldi mi, gerisi gelir.

 

“Kandildekiler dış güçlerle İttifak içindeler”

Kandildekileri başka güçler ittifak güç haline getirdiler  Kandil PKK’sını..

– Bu önemli mesela hangi güçler ittifak güç haline getiriyor?

Yani İran, Suriye, Irak bunlarla ittifak yaptı. Öçalan yakalandıktan sonra iki çizgi vardır. Bir Kürt Ulusal Demokratik yapısı diğeri de işte Sosyalist Kürt yapısı… Demokratik yapıyı bizler temsil ediyorduk ve reformu gündeme koyduk. Barışçıl siyasal çözüm için diyelim bir çalışma içerisine girdik. O zaman mesajlarımızı Türkiye’ye iletenler ya yanlış ilettiler, zannederim yanlış rapor verdiler ve yahut kendi düşünceleri içerisinde değerlendirdiler.

PKK’nın sosyalist kesimi ki bu Ankara grubu diyoruz, Bölge güçleriyle ilişkileri vardı onlardan destek gördüler. İran benim karşımda Cemil Bayık’ı destekledi, Suriye keza öyle, Irak öyle yani biz hiçbir destek bulamadık.

“ Uluslararası Güçler PKK’yı İstedikleri Yönde Kullanıyorlar”

Lideri yakalanmış, şimdi yani bazı etkili kadroları da örgüt dışına itilmiş bizim gibi. Örgüt yani mikrop kapmaya aç hale gelmiştir. Bizim dönemimiz de biz red ediyorduk. 1993’ te bana yapılan teklif var.

– Kim yaptı.???

92’ de yani İran, İran’ın KDP’ sine karşı tavır almamı istedi, ben red ettim. Bnered ettiğim zaman da beni top atışına tabii tuttu. Ben zor bela kurtuldum.. Yanımda 2 kişi yaşamını yitirdi, 6 kişi yaralandı. Şimdi biz direndik şu ve bu gücün bir uzantısı olmamak için ama herkes direnmiyor onu ifade edeyim..

Öçalan koruyup kolluyordu, yani örgütünün bir gücün uzantısı haline gelmemesi için özel çaba sarf ediyordu. Öçalan yakalandı, Örgüt başsız kaldı. Bazı bizim gibi kadrolar da tasfiye edilince örgüt başka güçlerin etkisine açık hale geldi ve süreç içerisinde yani bu etki güçlendi. PKK’nın yönünü belirleyecek noktaya kadar gelindi.

“Türkiye’yi Durdurmak İsteyen Güçler Paralel Yapı ve PKK’yı Harekete Geçirdi”

Bölge güçleri bazı Uluslararası güçler Türkiye’nin konumundan rahatsız oldular, özellikle Türkiye’nin, Suriye’ye müdahalesidir, Irak’a müdahalesidir, Sayın Barzani ile geliştirdiği ittifaklardır yani kendi içerisinde diyelim güçlenme çabalarıdır yani izlediği politikaların bir bütününde rahatsız oldular. Bunun içinde Türkiye’yi durdurmak istediler. PKK’yı, Türkiye’yi durduracak güç diyelim siyasal planda Cemaat ’ti, askeri planda PKK’dı. Hem cemaat hem PKK harekete geçti ve biliyoruz hala Türkiye ciddi bir biçimde cemaat ve PKK ile uğraşıyor. Birisi diyelim ard arda yaptığı siyasal girişimler var cemaat, PKK ise hem siyasi hem de askeri boyutta Türkiye’nin istikrarını bozmak, Türkiye’nin gelişmesini istiyor. Bu konuda bir yoğun çaba söz konusu ve giderek genişleyip büyüme sinyali veriyor. Yani Türkiye daha fazla uluslararası ve bölgesel gücün desteğiyle, içten karıştırılabilir.

“ PYD’yi de PKK’lı Militanlar Kurdu”

PYD, PKK’dan kopan güçlerin oluşturduğu bir partidir. O partinin çalışmalarına bende katılmıştım yani onun diyelim kadrolarını eğitme, program, tüzük ve karalarını hazırlama hatta toplantılarını düzenleme, kuruluş aşamasında bizimde ciddi katkılarımız var, kendimizi PYD’nin kurucuları arasında görüyoruz. Şimdi PYD tabi ki bu kuruluş çalışmaları içerisinde yer alanların yüzde 70’ i PKK’nın gerilla yapısıydı. Diğer yüzde 30’u ise halk içerisinde tespit edilen delegeler ki bunlar  PKK sempatizanıydı, o yapı büyük çoğunlukla PKK’dan geldi. Ama şöyle bir espri vardı, örgütlenir gider kendi zemininde çalışır, 10 seneyi aşkın 13 senedir kurulmuş olan bu parti Suriye’ de, Rojova’da faaliyet yürüttü. Artık o zemine oturdu, zemine oturdukça da farklılaştı. Ben bunu şöyle değerlendiriyorum, PKK ile PYD akraba güçlerdir, akrabalık ilişkileri var.

“HDP Kandil’in Söylediğinin Dışına Çıkamaz “

Bana göre sayın Demirtaş öyle mevcut durumdan rahat değil, yani dağ ile çelişmemek için özen gösteriyor bunun için yerli yersiz çıkışlar yapıyor. Yani kendisinin HDP’nin kendisinin bir siyaset sistemi yoktur, bir siyaset çizgisi yoktur. Dağ ile ters düşmeme, espri ile siyaset yapmamaya çalışıyor. Bunun içinde çoğu zaman çelişkili açıklamalarda bulunuyor ve daha özgür bir etkinlik ortaya koyamıyorlar. Bu nedenle diyoruz ki, çok sıkıntılı bir durumları var, her zaman bu böyle olmuştur.

“Demirtaş Paralel Medyanın Parlatmaya Çalıştığı Bir Militandır”

Şunu belirteyim, sayın Selahattin Demirtaş lider bir kişilik değildir… Militan bir kişidir.. Lider olmaya da soyunmadı her ne kadar işte cemaat basını onu övdü ve sevimli göstermeye çalıştıysa da kendisi diyelim gücüyle yahut yetenekleriyle güçlenen bir yapı değil. Çeşitli odaklar onu topluma benimsetmeye çalıştılar ve bunun başında cemaat gelir.. Lider kişilik kimdir? Düşünce üretir, karar alır, bu kararları uygulayacak kurumlar oluşturur ve bu temelde siyaset yapar. Sayın Demirtaş dağ ne diyecek endişesi içinde hep oldu. Dağ ile ters düşmemesi ve dağ ile uyum içerisinde hareket etti. Bu da onu bir militan konumuna düşürdü, yani hiçbir zaman gerçek bir lider konumuna gelemedi. Bir militan gibi hareket etti, militan gibi hareket edince de çok zorlanıyor; İzliyorum çok zorlandığını biliyorum. Eğer düşünce üretebilse bu düşüncelerini karara dönüştürebilse ve yine bunun uygulamalarını geliştirebilse bir lider olur ve o zaman etkili olabilir. Dolayısıyla HDP’de bağımsız siyaset yürüten yine özgür bir siyaset yürüten bir güç haline geldi. Maalesef bu durum yaşanmadı.. Şu aşamada bana göre bir sene önceki noktadan çok dağ’a yakındır, dağ ile bütünleşmiş durumdadır ve sivil siyaset anlamında rolünü oynamaktan uzaktır.

“ HDP Son 1 Yılda İyice PKK’lılaştı “

Gittikçe de PKK’laşıyor, HDP son bir yılda önemli oranda PKK’lılaştı. Şimdi 7 Haziran seçimleri için bana göre o en büyük barışçıl adımdı. Halk 80 kişiyi Parlamento’ya soktu, Şu mesajı verdi, “ Ben Siyaset İstiyorum Savaş Değil” … O başarı Türkiye Cumhuriyetine karşı elde edilmiş bir başarı değildir. Kandil’de savaşı mırıldanan çözüm konusunda Öçalan’ın çabalarını desteklemeyen gönülsüz davranan yönetime bir mesajdı, ben barış istiyorum…. Sandıklarda çıkacak irade ile çözüme gitmek istiyorum…

İlginizi çekebilir