Meclisin itibarının artırılması ve güçlendirilmesi önceliğimiz olmalı

Meclisin itibarının artırılması ve güçlendirilmesi önceliğimiz olmalı

Kırıkkale eski milletvekilimiz Sayın Kemal Albayrak, Serap Kuru, Başkent Platformuna yaptıkları ziyarette, Platform Genel Başkanı Mustafa Kurt, yönetim kurulu üyeleri ile “Anayasa’dan, Başkanlık Sistemi’ne; ekonomiden, terör’e her konuyu birlikte değerlendirme imkanı bulduk… “Düşünenlerin, düşüncelerini” okudukça, fikir sahibi olduğunuz konuların farklı versiyonları ile de tanışmış olacaksınız… Bakın Kemal Albayrak, bizler için, nasıl bir Türkiye panoraması çiziyor…

Türkiye anayasa yapabilmek için en iyi zemini bu dönemde yakalamış durumdadır. Toplum buna hazırdır. Meclis çoğunluğuna baktığımızda, güçlü bir iktidar vardır. Anayasa yapma konusunda isteklidir. Muhalefet de bu konuda istekli olup, talepleri mevcuttur. Artık bir an evvel yeni anayasanın çıkarılması gerekiyor. Darbelerin zorla kabul ettirdikleri kanunların, bir an evvel değiştirilerek toplumun dertlerine çare olabilecek yeni bir anayasanın ortaya konması artık kaçınılmazdır. Türkiye’nin kalkınmasının önünün açıldığı, yasakların kalktığı, hak ve özgürlüklerin ortaya konduğu, kardeşçe yaşamanın adalet kuralları çerçevesinde sağlandığı bir Türkiye görmek istiyoruz. Bu kapsamda yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele temel argümanları üzerinde yasal düzenlemeler getirilmelidir. Evrensel değerler anayasal metinde mutlak yer almalıdır.

Sivil İnisiyatifin Sesi pek çok alanda referans teşkil etmektedir. Özü itibariyle topluma faydalı olmakta, ortaya koydukları rehberlik çalışmaları ile farklı bir sivil kuruluş örgütü olduğunu göstermektedir. Bu vesile ile faydalı ve bütünleştirici görüşlerini dile getiren Sivil İnisiyatif Gazetesi ve görevlilerine hizmetlerinden dolayı minnetimizi ifade etmek isterken, bu tür faaliyette bulunan kuruluşların çoğalmasını arzu ediyorum. Her alanda gösterdikleri gayretli çalışmaları takdirle karşılıyorum.
Milletimizin yeni anayasa ihtiyacı uzun zamandır gündemdedir. Üniversiteler, siyasi kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, toplumun hemen hemen her kesimi, yeni anayasa konusunda seslerini çıkarırken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bu konudaki gayretleri ortadadır.

Türkiye anayasa yapabilmek için en iyi zemini bu dönemde yakalamış durumdadır. Toplum buna hazırdır. Meclis çoğunluğuna baktığımızda, güçlü bir iktidar vardır. Anayasa yapma konusunda isteklidir. Muhalefet de bu konuda istekli olup, talepleri mevcuttur. Artık bir an evvel yeni anayasanın çıkarılması gerekiyor. Darbelerin zorla kabul ettirdikleri kanunların, bir an evvel değiştirilerek toplumun dertlerine çare olabilecek yeni bir anayasanın ortaya konması artık kaçınılmazdır. Türkiye’nin kalkınmasının önünün açıldığı, yasakların
kalktığı, hak ve özgürlüklerin ortaya konduğu, kardeşçe yaşamanın adalet kuralları çerçevesinde sağlandığı bir Türkiye görmek istiyoruz. Bu kapsamda yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele temel argümanları üzerinde yasal düzenlemeler getirilmelidir. Evrensel değerler anayasal metinde mutlak yer almalıdır.
Siyasi partiler yasasının mevcut haliyle milletin tercihlerini meclise tam yansıtmadığı gerçeği üzerinde tartışmalar uzun zamandır devam etmektedir. Siyasi partiler yasası üzerinde titiz bir çalışma yapılmalı ve bu çalışma yasalaştırılmalıdır. Milletin iradesinin objektif ve demokratik bir şekilde yansıdığı meclis tablosunu önemsiyoruz.
Türkiye’de, TBMM’nin güçlendirilmesi gereklidir. Diğer bir ifadeyle, ordunun siyasetinin dışına çekilmesi, sivil siyasetin güçlendirilmesi esastır. Milletimizin ihtiyaçlarının çözüm yeri meclis çatısı altında olmalıdır. Milletin iradesinin yansıdığı yer meclistir. Aynı zamanda önemli olan meclis iç tüzüğünün de millet iradesini yansıtacak şekilde değiştirilmesi gerekmektedir. Burada amaç şudur; Meclisin itibarının artırılması ve güçlendirilmesi esas alınmalıdır.

Başkanlık tartışmaları son günlerde ağırlık kazanıyor; Yarı başkanlık mı, tam başkanlık mı olmalı sorusu ülkemizde değişik kesimlerce tartışılmaktadır. Asıl konu, buradaki isimden ziyade, ülke yönetimindeki sorumluların birbirini denetleyecek ve birbirini frenleyebilecek bir sisteme sahip olmasıdır. Bu tip yönetimler birçok ülkede mevcuttur ve uygulanmaktadır. Montesquiue’nun bir sözü var ”Gücün karşısında güç olmazsa demokrasi olmaz” der. Bazı korkular ve ön yargılarla hareket etmek faydasız ve zaman kaybıdır. Gerçek bir devlet yapısı içerisinde, çatışmadan uzak, birlikte çalışabilecek, uzlaşabilecek sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek temel hedef olmalıdır.
Has Parti – Ak parti bütünleşmesi bir heyecan yaratmıştır. Toplumda var olan beklentiler karşılık bulmuştur. Toplum gerek Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan’ı gerekse Prof. Dr. Numan Kurtulmuş Beyefendiyi seviyor. Olumlu bulunan bu bütünleşmenin güçlü bir şekilde devam edeceği ve ülkemiz sorunlarının çözümünde katkı sağlayacağı bir gerçektir. Ülke suni gündemlerle meşgul edilmemeli, öncelikli konular ele alınmalıdır. Bu noktada sivil toplum kuruluşları çok önem arz etmektedir. Çünkü milli iradenin ve milletin sesi bu kuruluşlarda dile gelmektedir. Onlara düşen görev ise özellikle milli konularda rehberlik ve görüş bildirilerek toplumun sesi olmaktır.
Terör belası devletimizin ve milletimizin uzun yıllardır çektiği bir sıkıntıdır. Dünya devletlerinde de bu tür olaylara rastlanmaktadır. Teröre karşı duruşumuz net, açıktır. Terör nereden gelirse gelsin karşısında durmak ve mücadele etmek sadece iktidarların görevi değildir, top yekün görevimizdir. Türkiye’de yaşayan her vatandaş bu konuda sorumluluk bilincinde hareket ederek, ülke yöneticilerine yardımcı olmalı diye düşünüyorum. Terörden rant sağlamak kimsenin işine yaramaz, sadece terörü güçlendirir.
Devletimizin resmi dili Türkçe’dir. Bunun dışında insanlarımızın anadillerini öğrenmelerinde, konuşmalarında hiçbir sakınca yoktur. Buna, hiç kimsenin itirazı da olmamalıdır. Ancak, bunu istismar etmek isteyenler vardır ve bunu başka amaçlar için seslendirmek istedikleri de ortadadır. Bizler aslında,  dilimizi nasıl zenginleştiririz, dünya dilleri arasında sevdirerek daha iyi konuma nasıl getiririzin gayreti içinde olmalıyız.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik şu anda dünyanın geldiği ekonomik noktada, bütün devletlerin ciddi sorunudur. Gelir dağılımındaki düzensizlikler giderilmelidir. Çünkü yaşanan kargaşanın bir nedeni de budur. Pir Sultan Abdal’ın sözüyle ”Demiri demir ile döverler. Biri sıcak, biri soğuk İnsanı insan ile kırarlar. Biri aç, biri tok…”  Bu dizelerde de belirtildiği gibi gelir dağılımındaki adaletsizliğin nelere sebep olabileceği hikmetli bir şekilde yüzyıllar önce anlatılmıştır. Bunu gözden kaçırmamak lazımdır. Bu bir sorumluluktur.
Millet gündeminde acil olan konulardan bir diğeri de gereksiz yatırımlardan kaçınılması ve israfın önlenmesi, verimli yatırımların yapılması gerekliliğidir. Milletimizin öncelikleri, ihtiyaçları iyi tespit edilmeli ve bu yöndeki yatırımlara ağırlık verilmelidir. Bir başka husus da hiç kimsenin kimseyi ötekileştirmemesidir. Devletin nazarında tüm vatandaşlar eşit olmalıdır. Bireyin özgürlüğüne saygı gösterilmedir. Bireyin özgürlüğü esas olup, korunmalıdır. Toplumsal barış ve uzlaşmayı öne çıkarmalıyız. Etnik kimlik ve ırk üzerinden siyaset yapılmaması, mezhep temelli siyasetten de uzak durulması ülkenin yararınadır.
Özel sektörün, yatırımları ile ilgili kolaylaştırıcı mevzuatlar geliştirmeliyiz. Gerek yerli, gerek yabancı yatırımcılara bu yolu açmak ülkemizin menfaatinedir.

Ülkemizde, özellikle sorumluluk sahipleri, elde ettikleri gücü şahsi menfaatleri için kullanmamalıdır. Ülkede, bir korku imparatorluğu yaratmadan, hukuk devletini güçlendirmek, demokratik yapıya uygun hareket etmek, temel düsturumuz olmalıdır. Çok beğendiğim hikmetli bir söz vardır. ”Güneş herkesin üzerine eşit doğar, kimi gül kokar, kimi leş kokar.” Tarihi misyonumuz gereği dünyadaki barışın, huzurun sağlanmasına katkı yapabilmemiz için güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Bu gücü, hep beraber, el ele vererek sağlamak, hepimizin asli görevi olmalıdır.

İlginizi çekebilir