Kurt; Büyükelçi Taskovski’yi ziyaret etti

Kurt; Büyükelçi Taskovski’yi ziyaret etti

Kardeşlik ve beraberinde yaşama olanağı olacak her dine saygılı, her dile saygılı bir dünya istiyoruz.

Ankara (Sivil İnisiyatif) – Başkent Platformu Genel Başkanı Mustafa Kurt, Makedonya Ankara Büyükelçisi Goran TASKOVSKI makamında ziyaret etti.
Ziyarette, ülkeler arasındaki barışa ve kardeşliğe giden yolda nasıl bir yol izlemeleri gerektiği hakkında “fikir alış verişinde” bulunuldu.
Büyükelçi Goran TASKOVSKI ülkesi hakkında hakkın da bilgi verdi.
Goran; bizim Türkiye ile yaşanmış çok eski bir tarihimiz var, biz hep beraberdik. Mustafa Kemal ATATÜRK Selanik’te doğdu.Selanik o zamanlar Makedonya topraklarında yer alıyordu.Annesi ,babası ve kendileri Makedonya da olan Kocacık köyünde doğdu ve yaşadılar. Manastır köyünde askeri darbe ve çalışmalarını orada yaptı. Aslında oradan bütün Türkiye için planlarını oradan kurdu.Bu nedenle manastır şehri yada şimdi ki adı “bitola” Atatürk şehri olarak anılmaktadır.

Ben üç yıldır Türkiye de bulunmaktayım. Biz Makedonya olarak şimdiye kadar gelen bütün hükümetlere aynısını söyledik. Kardeşlik ve beraberinde yaşama olanağı olacak her dine saygılı, her dile saygılı bir dünya istiyoruz. Biz her zaman bunu ön plana çıkardık.

DSC_5106Makedonya da ortaklaşa yaşayan çok fazla milliyet var.Makedonlar, Arnavutlar, Türkler, Sırplar, Boşnaklar, Ulahlar ve onların hepsiyle kardeşçe hiçbir sorunumuz olmadan yaşamaktayız.Aynı zaman da Müslüman ve Hıristiyanlarında bir arada olduğu, cami ve kilisenin yan yana olduğu toprakları paylaşmaktayız.Makedonya; Arnavutça,Makedonca,Türkçe bütün dillerin konuşulduğu; her dilden milletin rahatça,televizyon programları, radyo programları ve eğitim dillerinin kendilerine ait olduğu bir ülkedir.Aynı zaman da bakan ve bakanlıklar var. Arnavut, Türk bakanlar, belediye başkanları var.
Hükümetler de dünya için; nasıl beraber yaşanacağı konusunda örnek ve model bir ülke olduğumuzu görmeliler.

550 yıl Makedonya ve Türkiye beraber yaşadılar. Osmanlı o zamanlar Makedonya topraklarına hakimdi. 550 yıldır Makedonya dili hiçbir şekilde bitirilmedi.550 yıl istese bunu tamamen bitirebilirdi; ama bunu yapmadı aksine yaşattılar hem de kültürleriyle beraber. Kiliseler inşa ettiler. O, 550 yıl içerisinde kültürler birleşmiş buket gibi, et ile tırnak gibi olmuşlar.İki ülke arasın da benzer çok kültürlerimiz var; örneğin dilimiz de yedi bin tane Türkçe kelime var,bir çok yemeklerimiz var, kültürel aletlerimiz var, kültürlerimiz çok benzeşir adeta iç içe geçmiş. Ancak maalesef 1918 yılında balkan savaşlarından sonra Makedonya parçalandı. Yunanistan, Bulgaristan belli parçaları aldılar. Orada yaşayan Makedonyalılar, Yunanistan ve Bulgaristan da tamamen asimile edildi. 550 yıl Makedon dili ve milleti Osmanlıyla beraber yaşadı. Ancak Yunanistan ve Bulgaristan 50 yıl içerisinde tamamen dilini, dinini, kültürünü asimile etmeyi başardı.Avrupa ve dünya bunu tolere etti bir şekilde.
Onun için hem Türkiye’nin bakış açısına hem Makedonya’nın bakış açısına Avrupa birliğinin söylediği ve gösterdiği prensiplerin hepsi suya düştü.

Makedonya her zaman ortak yaşama ile ilgili kültürlerini ortak yaşama ile ilgili politikalarını yapıyor ve her zaman da ön plana çıkarıyor. Ancak Avrupa birliği bir şekil de bunu çok fazla görmezden geliyor.

DSC_5134Tam tersi milliyetçi hareketin daha fazla olduğu başka ülkelere, Yunanistan gibi ülkelere daha çok destek sağlarken bizleri de görmezden geliyor maalesef. Aynı şekil de iki kardeş ülke olarak Makedonya ve Türkiye bütün dünyaya bunu göstermekteyiz. İki kardeş ülke nasıl beraber olur nasıl çalışması gerektiğini, kültürel alışverişini aynı şekilde ticaret ilişkilerini nasıl yapması gerektiğini tam bir örnek olarak göstermekteyiz.Makedonya ve Türkiye bağımsızlığından bu yana 1990’lar da tanıdı ve her şekilde her platformda Makedonya’nın en büyük destekçisi oldu.Ve biz bunun çok değerli olduğunu Türkiye’nin desteğini çok iyi biliyoruz, bu bize güç kazandırıyor.Türkiye ne kadar güçlenirse bize o kadar uluslar arası platformlarda güçlenir ve o kadar fazla sesimizi çıkarabiliriz.

Biz aynı şekil de barış ortamının özellikle balkanlara gelecek uzun vadede ortamı için çalışıyoruz. Çünkü artık milletler geçmişe,tarihte olanları bırakıp yeni bir sayfayla ileriye dönük çalışmalarını devam ettirmeyi düşünmekte ve balkanlara da bunu teşvik etme çalışıyoruz.Dedi….
Başkent Platformu Genel Başkanı Mustafa Kurt; öncelikle Sayın Büyükelçi Goran TASKOVSKI bir teklifim var yakın zamanda Başkent Platformu olarak beraber ortak kültürümüzü anlatan bir kültürel faaliyet toplantısı yapmamızı teklif ediyorum. Büyükelçi Goran TASKOVSKI memnuniyetle dedi..

KURT sözlerine şöyle devam etti; Bizler insanlar arasında dinsel, dilsel, ırksal, mezhepsel ve siyasal görüş ayrımı yapmaksızın, dünya insanlarının tümünü kucaklayan, Türk ve dünya insanlarının huzurlu, mutlu ve barış içerisinde refah ile yaşayacağı bir dünya oluşturulması için, çok yönlü çalışmalar yürüten sivil bir inisiyatifiz.
İnsanlık tarihi boyunca medeniyetlerin ve dinlerin buluşma noktası olan Anadolu topraklarındaki insanlar, farklılıklarına rağmen kendilerini ülkelerinin büyük zenginliği olarak kabul etmiş ve uyum içinde, bir arada yaşamayı başarmış bir medeniyetin çocuklarıyız..

Başkent Platformu; “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın“ ilkesini düstur edinmiş, bu düsturla bütün dünya insanları için çalışmaya talip olmuş insanlardan müteşekkil bir sivil toplum kuruluşu olmanın, bilinç ve sorumluluğunu taşımaktadır.

Ben sayın elçiye çok teşekkür ediyorum objektif olduğu için. Bu bir ahde vefadır bu bir insan erdemidir, hakkı yad etmektir. Benim oğlum Makedonya ve Kosova ülkelerin de iş adamı. Telefonla görüştüğümüz zamanlar da bana hep şunu söylüyor; baba sanki kendimi Türkiye’de gibi hissediyorum der. Sizin duygu ve düşünceleriniz orada kardeşlik hukuku Makedoncada hayat bulmuş zaten. Bizlerde insan olma kardeşliğine dayalı, Atalarımızın mirası olan “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışına hizmet etmekteyiz. Hepimiz dünyada misafiriz aslında, dünya hepimize yetecek kadar büyük. Uzaydan başka varlıklar gelip bizi yiyip bitirmiyor, insan insanı yiyip bitiriyor maalesef. evrensel hukuk ve bütün semavi dinler, insanların malları, canları, namusları, dilleri, dinleri, renkleri özgürdür. Bu anlamda insanların düşünceleri, fikirleri, renkleri, kültürleri, dilleri bir kültürel zenginlik olarak görülmelidir.

Sayın büyükelçi ifade ettiğiniz gibi Osmanlı bunu başarmış aslında fakat günümüzde vahşi kapitalizm insanların kanını emiyor. Küresel güçler bu hassasiyetleri değerleri gözetmeden geliyorlar ve insanları savaştırabiliyorlar maalesef. Ancak bir gün sevgi, barış, kardeşlik söylemleri, insanlık onur ve mücadelesi bütün bunların üstesinden gelebilecek. Bizler sevgiyle, barışla bunu sağlayabiliriz.
Biz inanıyoruz ki;
Mutlu bireylerden mutlu aileler,
Mutlu ailelerden mutlu toplumlar,
Mutlu toplumlardan mutlu devletler,
Mutlu devletlerden mutlu bir dünya oluşur… dedi..