Irak Halkı, Herkesten Fazla Türkiye’ye Güveniyor

Irak Halkı, Herkesten Fazla Türkiye’ye Güveniyor

“Irak-Türkmen Davası” kutsal ve haklı bir davadır. Başkasının mağduriyeti üzerine kurulu veya genişleme amaçlı bir dava değildir.

Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Dr. Mustafa Ziya’nın ismini, ilk olarak 1997 yılında Irak Türkmen Cephesi’nin “Türkiye Temsilcisi” olarak görevlendirildiğinde duymuştuk. O zamanlar, Irak Türkmen Cephesi, Saddam döneminde “Güvenli” olarak adlandırılan Irak’ın kuzeyinde Türkmen siyasi kuruluşlarının şemsiyesi olarak çalışmaktaydı. Irak muhalefet güçleri arasında yer alan ITC’nin karargahı Erbil şehrinde olmakla birlikte, ITC Türkiye Temsilciliği çok önemli bir misyon üstlenmişti. Çünkü Türkmenlerin dünyaya açılan tek penceresiydi. 1997-2004 yılları arasında devam eden görev süresince hem siyasi hem de sivil etkinlikler yürüttü Dr. Mustafa Ziya. Irak Türklerinin davasını Türk halkına tanıtmak, siyasi destek sağlamak gibi çalışmalarının yanı sıra, yurtdışında (özellikle ABD ve İngiltere’de) Irak muhalefeti toplantılarında ITC’yi temsil etmek ve hür dünya ülkeleriyle ilişkiler kurmak gibi ciddi çalışmalarda bulundu.
Dr. Mustafa Ziya’yı, vakıf merkezinde ziyaret edip, sorularımızı yönelttik. İşte o çok özel söyleşi:

Öncelikle “Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı”nı ve 1997 yılından bu yana aralıksız olarak yüklendiğiniz tarihî misyonuzu sizden dinleyebilir miyiz?
Saddam rejiminin yıkılmasıyla birlikte Bölgeye(Türkmeneli’ne) intikal ederek siyasi çalışmalarıma devam ettim. 1996 yılından itibaren Ankara’da bulunan Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı’na bağlı Global Strateji Enstitüsü’nde akademik danışman olarak göreve başladım. Bu dönemde de Enstitü olarak başta Irak olmak üzere Ortadoğu ve genelde uluslararası ilişkilerle ilgili raporlar yayınladık, sempozyumlar ve çalıştaylar düzenledik. Bunlardan en önemlisi “Kerkük 2007” sempozyumu idi. 2008 yılında yine Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı’na bağlı olan Türkmeneli Kültür Merkezi başkanı olarak görevlendirildim ve hala bu görevime devam ediyorum.
Günümüzde büyük bir yalnızlığa itilen Türkmen toplumunun, bunca olumsuz şartlara rağmen, ayakta kalma ve varlığını yaşatma çabası içinde vakfınızın çalışmaları nelerdir?
Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı bir sivil toplum kuruluşudur. Amacı Türkmen toplumuna eğitim, kültür, ekonomik ve sosyal alanlarda destek ve hizmet vererek, toplumu geliştirmektir. Bu kapsamda Vakıf, 2003 öncesi Erbil, Zaho ve Kifri’de birer dispanser ve bu bölgelerde toplam 13 Türkçe eğitim veren okul açmışıtr. Ayrıca, bölge insanlarına ayırım yapmadan gıda ve elbise yardımında düzenli olarak bulunmuştur. 2003’ten sonra Zaho ve Erbil dispanserleri Barzani kontrolüne geçmiştir. Ancak Türkmeneli’nin diğer bölgelerinde vakıf faaliyet göstermeye başlamıştır. 2003’ten beri Vakıf, Musul, Telafer, Kerkük, Tuzhurmatu ve Diyala bölgelerinde Türkmen toplumuna hizmet vermektedir. Vakıf kuyular kazarak onlarca köyü içme suyuna kavuşturmuştur. Onlarca köye toplantı ve münasebetler için köy odaları yapmıştır. Onlarca cami ve mescidi tamir etmiş ve ihtiyaçlarını karşılamıştır. Köy yollarını asfaltlamış ve düzeltmiştir. Okul binaları yapmış, Kerkük’te karşılıksız hizmet veren bir hastane açmış, binin üzerinde tedavisi Irak’ta bulunmayan hastaları Türkiye’ye getirerek tedavi ettirmiş. Türkmen okullarının onarım, kitap, malzeme ve eğitmen ihtiyacını karşılamış, muhtaç ailelere düzenli ve sürekli yardımda bulunmuş, spor ve sanat gibi sosyal aktiviteleri desteklemiştir.
Büyük Öğrenci Projesi’ni anlatır mısınız? Bu ses getiren projenin dışında yürütülmekte olan projeleriniz nelerdir? Yakın dönemde uygulamaya geçireceğiniz projeleriniz varmı ?
Büyük Öğrenci Projesi, Türkiye’nin Türk devletleri ve akraba topluluklarına tahsis edilen burslu öğrenci kontenjanlarıdır. Bu kapsamda Irak Türkmenlerine yıllık 80 kontenjan tahsis edilmiştir. Şu anda yaklaşık 450 öğrenci Türkiye’de tahsillerini sürdürmektedirler. Bu rakamın yaklaşık yarısı yüksek lisans ve doktora eğitimi görmektedir. Türkmeneli Kültür Merkezi binasında öğrencilerimize sosyal faaliyetleri için bir lokal ve kütüphane tahsis edilmiştir. Ayrıca, vakfımız maddi destekte de bulunmaktadır. Merkezimiz, öğrencilerin yerleştirilmesi, işlemlerinin ve eğitim durumlarının takibi, sağlık problemleriyle ilgilenmek, değişik kurslar vermek gibi hizmetlerde bulunmaktadır. Bu kurslardan sayokan eğitimi, ingilizce, matematik, kişisel geliştirme, Türk tarihi eğitimi gibi kursları sayabiliriz.

Türkmeneli Kültür Merkezi’nin yürüttüğü projelerin bölgede yaşayan Türkmenler için önemi nedir?
Merkezimizin, öğrenciler ve bölgeden gelen gençlik için düzenlediği kurs ve eğitimin amacı başta insan kalitesini yükseltmek, milli bilinci aşılamak, bölge ve Irak için iyi profesyonel ve ileri görüşlü kadrolar yetiştirmektir.

Kültür Merkezi’nde her zaman yoğun bir ziyaretçi trafiği dikkat çekiyor. Bu trafikten ve sosyal olarak hangi platformlar oluşturduğunuzdan da bahseder misiniz?
Kültür Merkezi olarak tüm Türkmenlere açığız, herkesi dinler, sıkıntılarını gidermeye çalışır, yardımcı oluruz. Bu ziyaretçilerimiz öğrencilerimizin velileridir, eski dava arkadaşlarımızdır ve bizim davaya gönül veren arkadaşlarımızdır. Bu güzel insanlarla, topluma hizmet için her faydalı platformda ve ortamda birlikte çalışmaktayız.
Türkiye’nin, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile yürüttüğü görüşmelerin ne gibi sonuçlar doğuracağını düşünüyorsunuz?
Türkiye bölgede yerleşmiş olan terör kaynağını kurutmak konusunda kararlıdır. Bu kararlılık bir kez daha Barzani’ye iletildi ve seçimini yapması istendi. O topraklar Irak topraklarıdır. Irak’ın Türkiye ile iyi ilişkileri vardır ve Irak’ın Anayasası terör gruplarını barındırmaya izin vermiyor. Kaldı ki, terör örgütü konusunu yerel yönetim veya merkezi yönetim çözemiyorsa; Türkiye tek başına çözecektir ve çözebilir. Bu çerçevede her türlü diplomatik girişim veya siyasi çalışma yapılabilir.
A.B.D.’nin Irak’tan çekilmesi beraberinde bölgede oluşacak boşluğun doldurulmaması halinde büyük kaosların ve daha büyük sorunların oluşacağı beklentisi için ne düşünüyorsunuz?
Geçmiş yıllar gösterdi ki, ABD’nin çekildiği bölgelerde kaos, anarşi ve sonunda aşırı uçlar hakim olmuştur. ABD, laboratuarlardaki gibi toplumlarda da hızlı dönüşümüm olabileceği ihtimali üzerine kurulu sistemler üretti. Ancak toplumsal süreçler en az bir kaç nesil zaman alır. Tarih gösteriyor ki, kültürel değişimler zorlamayla veya ihtar yoluyla başarılı olmamaktadır. Tüm bu tezler Ortadoğu’nun sivilleşme sürecini etkilemektedir. Bizim en büyük kusurumuz Ortadoğu realitelerini batı gözüyle görmemizdir. Oysaki bu topraklar ve toplum bize yabancı değil ve hala bağlantılarımız üzerinden asırlar geçmemiştir. Bu bağlamda, bir Azeri yazarının yazdığı gibi “Irak bize çok ırak değil”, hatta iç içeyiz diyebiliriz. Komşu topraklarda muhtemel yaşanabilecek her hangi bir kaos veya orta süreli huzursuzluk Türkiye’yi birebir etkiler ve çıkarlarını tehlikeye sokabilir. Kaldı ki, bu kaosun ortasında kalacak insanlar bizim insanlarımız sayılır. Türkiye yanı başında çıkacak yangını tabi ki söndürmek amacıyla müdahale etmelidir. Irak Halkı bugün herkesten fazla Türkiye’ye güvenmektedir. Türkiye Irak halkının çıkarları doğrultusunda bölgede gerekli siyasi, diplomatik ve sivil çalışmalarını sürdüreceğini tahmin ediyorum. Gerekirse, huzuru sağlamak için uluslararası barış gücüne liderlik de yapabilir. Unutmayalım ki, zenginliklerinden ve konumundan dolayı Irak üzerine oynanan oyunlar çoktur ve bu oyunlar Irakla sınırlı kalmayacak şekilde bölgeyi hedeflemektedir.