Has Parti Genel Başkanı Numan KURTULMUŞ ile söyleşi

Has Parti Genel Başkanı Numan KURTULMUŞ ile söyleşi

Yeni Anayasa çalışmaları hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz?

2002den beri vatandaşların temel beklentisi yeni anayasadır. 12 Eylülcülerin yaptığı anayasanın hala yürürlükte olması izah edilemez bir durum.  Türkiye, 12 Eylül rejimini değiştirmek zorundadır. 2012 yılında mutlaka yeni bir anayasa yapılması gerekiyor. Yapılacak anayasa hem sivil hem de demokratik olması gerekir. HAS Parti olarak anayasa yapım sürecinde, doğru işler yaptığı sürece hükümete destek vereceğiz.

Sizin parti olarak TBMM’ye sunduğunuz Anayasa teklifi hakkında bilgi alabilirmiyiz.
– “Yeni Siyaset – yeni Türkiye için Yeni Anayasa” başlıklı teklifimizi kamuoyu ile paylaştık, TBMM’ye verdik, bu konuda Ankara ve İstanbul’da birer tane de sempozyum yaptık. Biz basit değişiklikler değil, yeni bir anayasa istiyoruz. Herkesi eşit vatandaş kılacak; tüm insanlara adalet, özgürlük ve gelir dağılımı adaleti sağlayacak bir anayasa istiyoruz. Sadece metni değil, anayasanın ruhu da değişmelidir. Yeni Anayasa, eşitlikçi, katılımcı, özgürlükçü, sosyal adaletçi ve insan odaklı olması gerekiyor. Yürütmenin etkin ve verimli denetlenebilmesi için halkın seçtiği ve münhasıran bu işle görevli bir “Denetim Meclisi”ne ihtiyaç vardır. Yerel yönetimlerin güçlenmesi için “İl Meclisleri” önerisini sunduk. Yerel yönetimlerin koordine edilmesi için de “Yerel Yönetimler Bakanlığı”nın kurulması gerektiğini ifade ettik.
Bu ülkede yeni bir Anayasa’nın yapımı için en önemli adımlardan biri de hiç kuşkusuz, millet egemenliğini hâkim kılmaktır. Halkın iktidar olduğu ve halksız demokrasi kavramının tarihe kavuştuğu bir Türkiye, sosyal ve siyasal anlamda kısa zamanda dönüşecek ve dünya ülkeleri arasında hızla yükselecektir. Vesayet sisteminin temel direklerini oluşturan anayasa ve diğer antidemokratik yapıların tamamı değiştirilmeli, YAŞ, MGK, HSYK ve YÖK gibi kurumlar kaldırılmalı ve bu alanların hepsinde milletin hâkimiyeti esas olmalıdır.
Bu çalışmaların yürütülmesinde STK’lara da çağrıda bulunuldu ve STK’ların katkılarının çok önemsendiği de vurgulandı. Sizce STK’lar bu sürece yeterince katkı sağladılar mı?
Halkın istediği şekilde bir anayasa oluşması için Sivil Toplum Kuruluşlarının işin içinde olmasını önemsiyoruz. Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte bölgesinde öne çıkmış kanaat önderlerinin de bu sürece dahil edilmesi önemlidir. Ancak STK’ların ve sözü olan herkesin bu sürece dahil olabilmesi için hükümetin yeni anayasa yapımı konusunda daha net, daha samimi ve kararlı olması gerekir.

Yeni Anayasa’nın TBMM eksenli olacağı anlaşılmaktadır. Ancak Has Parti’nin başından beri bu konuda düşüncesi nettir ve yeni Anayasa’nın halk tarafından seçilmiş Anayasa Meclisi tarafından yapılması gerektiği fikrini birçok platformda savunmuştur. Bu yolla halkın doğrudan katılacağı bir anayasa yapım sürecinin daha doğru ve demokratik olacağı fikrini ısrarla gündeme getirmiştir. Bu defa TBMM bir anayasa yapacak olsa bile 3–4 sene sonra yeniden anayasa konusu gündeme gelecektir.

Anayasa hazırlık sürecinde katılımın yeterli olmamasının nedenleri nelerdir?
Bu durumun oluşmasında hükümetin ve meclisteki partilerin anayasa değişikliği konusunda hala net olamamalarının rolü büyüktür. Bu süreç, hem hükümet partisi hem de meclisteki partiler tarafından bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılmaktadır. Meclis başkanı öncelikle meclisteki partilerin bu konudaki tavırlarını netleştirmelerini sağlamalıdır. Hükümet ve diğer partiler bu konuda net olduktan sonra STK’lar, Üniversiteler ve akademisyenler çok daha aktif olarak bu süreçte yer alacaklardır.
Ermeni Meselesi ve Fransa’nın tutumu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Ermeni Soykırımı Yasasının Fransa’da kabul edilmesi tarih ve barış adına üzücüdür. Geçmişle yüzleşmek hepimiz için faydalıdır ancak bu tür girişimler bunu sağlamaz. Fransa’nın bu adımı Türkiye için dünyanın sonu değildir, millet olarak karamsarlığa düşmemeliyiz. Ancak stratejik adımların acil ve kararlı şekilde atılması şarttır. Türk dışişleri geçmişteki hatalarını tekrar etmemeli; kalıcı ve sonuç alıcı adımlar atmalıyız.
Ermeni soykırımı iddialarını gündeme alan bazı ülkeler bunu bir Ermeni dostu olarak değil Türkiye karşıtı bir tez olarak istismar etmektedir. Fransa da böyledir. Herkesin ve Ermenistan’ın bunu anlaması gerekir. 1965’ten beri, özellikle de son 10 yıldır sanki kulağımızdan tutarak çocuk gibi bizi terbiye etmeye kalkan ülkelere karşı daha ciddi ve stratejik adımlar atmalıyız. Daha 2-3 ay önce Libya’ya NATO operasyonu çerçevesinde kol kola olduğumuz Fransa’nın Türkiye aleyhine bu kadar cüretkâr davranmasını da doğru okumalıyız.
Bu sorunu çözmek için kalıcı önerileriniz nelerdir?
Paradigma değişikliğine gitmeliyiz. 2015’e doğru çok sayıda benzer kararla karşı karşıya kalabiliriz. Tanıma sürecini tazminat ve toprak talepleri takip edebilir. Geçmişimizle yüzleşme veya geçmişinize ayna tutma işi istismarcıların elinden kurtarılmalıdır. Bunun için Dışişleri arşivleri açılmalıdır. Geçmişin üzerinden köşeye sıkıştırılmaktan kurtulmalıyız. Lobicilik noktasındaki zaaflarımız giderilerek, Avrupa’daki işadamlarımız, siyasetçilerimiz, bilim adamlarımız harekete geçirilmelidir. Bunun yanında, Azerbaycan’ın hassasiyetlerini dikkate alacak şekilde, bir komşu ülke olarak Ermenistan’la ilişkilerin doğrudan düzeltilmesi için de stratejik adımların atılması gerekir. Aradaki istismarcı kimi ülkelerin saf dışı bırakılmasını başarmalıyız.

Ben milletim adına ülkem adına her zaman umut doluyum. Önümüzdeki yıllarda barış ve huzur içerisinde, kalkınmasını tamamlamış, sosyal adaletini sağlamış bir Türkiye hayali kuruyorum. Has Parti olarak, barışın, adaletin ve kardeşliğin tesis edildiği bir dönemin sağlanması için çalışıyor.