Esad’ın gitmesi çok zor, kalması imkansız

Esad’ın gitmesi çok zor, kalması imkansız

Mart 2011’den bu yana geçen yaklaşık on sekiz aylık süre içerisinde yaşananlar Suriye’de Beşar Esad’ın gitmesinin çok zor olduğunu ortaya koyarken artık Suriye’de yönetimin başında kalmasının da imkansız olduğunu gösterdi. İşin sırrı “gönülüz çoğunluk” ile “gönüllü azınlık’ın tavırlarında gizlidir. “Gönülsüz çoğunluk’tan kasıt Esad’ın gitmesini istedikleri halde yeteri kadar elini taşın altına koymayan ve birlikte hareket edemeyenlerdir. “Gönüllü azınlık”tan kasıt ise Esad’ın kalmasını isteyen ve bu uğurda her türlü riski göze alarak Esad’a destek vermeye devam edenlerdir.
Esad’ın gitmesi niye çok zor?
Suriye’de yaklaşık olarak on sekiz aydır yaşananlar etraflıca değerlendirildiğinde Esad’ın gitmesinin niye zor olduğunu görmek çok zor olmayacaktır. Nasıl mı? Şöyle; bugüne kadar Suriye’de yaşananlardan sonra hem Suriye içinde hem bölgede hem de uluslararası alanda Esad’ın yönetimden uzaklaşmasını isteyen “gönülsüz bir çoğunluk” bulunmaktadır.
Tek tek bakalım; İlk olarak Suriye içinde Esad’ın gitmesini isteyen bir çoğunluğun olduğu görülmektedir. Söz konusu çoğunluğun çoğunluğunu Sünni Araplar oluşturmaktadır. Oradan geçen on sekiz aya rağmen Suriye’yi yönetilemez hale getirseler de Esad’ın gitmesini sağlayacak kadar tabana yayılıp birlik içinde hareket eder bir görüntü sergileyemedikleri görülmektedir. Tabii ki, bunda Suriye’de Baas’ın iktidarı ele geçirmesinden sonra Suriye’de hiçbir meşru veya gayri meşru muhalefetin ortaya çıkmasına izin verilmemesidir. Nitekim Suriye’de rejim karşıtı olaylar başladığında Suriye içerisinde örgütlenme imkanı bulamayan muhalifler dışarıda Suriye Ulusal Konseyi adı altında bir araya geldiler. Suriye içerisinde etkin bir şekilde örgütlenemeyen muhalif çoğunluğa karşı bugüne kadar Esad’a destek veren “gönüllü bir azınlık” bulunmaktadır. Suriye’de on sekiz aydır yaşananlarında gösterdiği gibi söz konusu Esad’ın/Baas’ın destekçisi “gönüllü azınlık” mevcut otoriter yönetimin sürmesi için elindeki bütün meşru/gayri meşru imkanları kullanmaktan sakınmamaktadır. Bugüne kadar azınlık iktidarı diye tanımlanan Esad iktidarı genel olarak Nusayriler, Hıristiyanlar, Dürziler ve Sünni orta sınıfın desteğiyle ayakta duruyordu. On sekiz aydır bütün yaşananlara rağmen azınlıkların oluşturduğu “gönüllü azınlık” koalisyonu büyük oranda Esad’a verdiği desteği sürdürmektedir. Hala Esad’ın etrafındaki azınlık koalisyonunun çözülmediği görülmektedir. Peki, her şeye rağmen “gönüllü azınlık” niye Esad’ın yanında durmaktadır. Bunun iki önemli sebebi vardır; 1) Baas/Esad iktidarına kadar yönetim yüzü göremeyen azınlık grupları neredeyse en rahat dönemlerini Baas/Esad yönetimleri zamanında yaşadılar. Bugüne kadar elde ettikleri imkanların kaybolmasını istememektedirler. 2) mevcut rejimin yeri geçecek olan muhalif güçler ağırlıklı oluşacak olan bir yönetimden yeteri kadar emin değiller. Bu yüzden “gönüllü azınlık” Esad’la birlikte intihar edercesine mevcut rejime her türlü desteği vermektedir.
İkinci olarak, bölgede Esad’ın gitmesini isteyen “gönülsüz bir çoğunluk” var. Söz konusu “gönülsüz çoğunluk” büyük oranda Sünni Arap ülkelerinden oluşmaktadır. Bu ülkeler Esad’ın gitmesini destekleseler de yeteri kadar çaba sarf etmemektedirler. Suriye’de olaylar ilk başladığında Arap Birliği Esad Yönetimine karşı bazı önemli etki doğuracak kararlar alsa da zamanla işin kolay olmadığı görününce tam bir dağınıklık örneği sergilemeye başladı. Bugün itibariyle Arap Birliği’nin Esad’ı devre dışı bırakacak etkili bir politika ortaya koyamayacağı anlaşılmaktadır. Bunun dışında bireysel olarak Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi bölge ülkelerin tavırları ise Suriye’de bir dönüşümün yaşanması için yeterli olmamaktadır. Buna karşın, Esad Yönetiminin devam etmesi için Esad’a her türlü desteği veren başta İran olmak üzere Lübnan Hizbullah’ı ve Irak’ta Maliki Yönetimi bulunmaktadır. Esad’ın bölgedeki destekçisi az olmasına rağmen muhtemel bir geçiş sürecini rahatlıkla tıkayabilmektedirler. İran nerdeyse seküler Esad’ın bekasını kendi dini rejiminin geleceği açısından hayati olarak görmektedir. Aynen 1982 yılında baba Hafız Esad Hama’da yaklaşık 30 bin Müslümanı katlederken sesini çıkarmayan dini lider Ayetullah Humeyni’nin başında olduğu İran’daki dini rejim, bugün oğul Beşar Esad katliam yaparken bırak sessiz kalmayı sonsuz destek vermektedir. İran’ın Suriye konusunda takip etmiş olduğu politika İran’ın başta Araplar olmak üzere Sünni dünyadaki etkisine zarar verse de İran Esad’ı desteklemekten geri durmamaktadır. İran “direniş hatı/zincir”i olarak tanımladığı İran-Şiilerin Yönetimindeki Irak-Suriye’deki Esad-Lübnan’daki Hizbullah çizgisinin korunmasını dış politikasının ana ekseni olarak görmekte ve bu uğurda her türlü faaliyet içinde olmaktan kaçınmayacağını göstermektedir. Irak Başbakanı Maliki ise Esad’ı gitmesinin Sünnilerin etkisini artıracağını düşündüğünden Esad’ın kalması yönünde tavır ortaya koymaktadır. İşin garip tarafı Irak’ta yıllardır Baas zulmünü yaşayan/Baas’a karşı direnen Maliki ve destekçileri Suriye’de halkına karşı yıllardır zulüm uygulayan Baas’ın yanında durmalarıdır. Lübnan Hizbullah’ı bugüne kadar desteğini gördüğü İran ve Esad Yönetiminin yanında olmayı kendi açısından hayati görmektedir. Orta Doğu’da küçük bir koalisyonu temsil etseler de almış oldukları tavırla Suriye’deki muhtemel bir değişimim önünü tıkayabilmektedirler. Söz konusu “gönüllü azınlık’ın Esad’a her türlü desteği vermeye devam etmesi Esad’ın bölgesel alandaki etki gücünü artırmakta ve bölgede kullanabileceği bir alan yaratmaktadır. Böylece Suriye’deki sorunun bölgeselleşmesinin önü açılmaktadır.
Üçüncü olarak, uluslararası alanda Esad’ın gitmesini isteyen geniş bir çoğunluk var. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 2012 yılının Şubat ayında Esad rejimini kınayan tasarı 137 oyla kabul edildi. Karar konusunda 17 ülke çekimser kalırken tasarıya sadece 12 ülke karşı oy kullandı. Esad rejiminin meşruiyetinin kalmadığı konusunda çoğu devlet irade beyan etse de iş harekete geçmeye gelince sessizliği bürünmektedirler. Buna karşın BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden Rusya ve Çin’in desteği Esad’ın hareket alanını genişletmektedir. “Gönülsüz çoğunluk”un sessiz, buna karşın “gönüllü azınlık’ın kararlı tutumu Esad’ın katliamlarının devam etmesine neden olmaktadır.
Esad’ın kalması niye imkansız?
Mart 2011’den beri Esad’ın takip ettiği politika sonucunda Suriye’de yaşananların bilançosu göz önüne alındığında Esad’ın artık Suriye’yi yönetemeyeceği rahatlıkla söylenebilir. Olayların başladığı tarihten bugüne kadar yaklaşık olarak 30 bin insan Esad rejimine bağlı güçler tarafından öldürüldü. Yüz binlerce Suriyeli başta komşu ülkeler Ürdün, Türkiye, Lübnan ve Irak olmak üzere değişik ülkelerde mülteci/sığınmacı konumunda aylardır yaşamak zorunda kaldılar ve sayı her geçen gün hızla artmaktadır. Bunların dışında, binlerce Suriyeli Esad güçleri tarafından hapse atıldı ve işkence gördü. Bütün bunlar göz önüne alındığında Esad’ın Suriye’yi meşru bir lider olarak yönetmesinin imkansız hale geldiğini göstermektedir. Bugün Esad’ın hem Suriye içinde hem bölgede hem de uluslararası alanda “gönüllü azınlık” tarafından desteklenmesi Esad’ın ömrünü uzatsa da artık Suriye’yi yönetmesine yetmeyecektir. Nitekim her geçen gün Esad’ın Suriye’deki kontrolü kaybettiği görülmektedir.
Son olarak, eğer “gönüllü azınlık”ın kararlı tavrı “gönülsüz çoğunluk” tarafından da gösterilmez ise Suriye’de yaşanan katliamın daha da artacağı ve bölge güvenliğinin tehlikeye gireceği rahatlıkla söylenebilir.