Dünya, FİLİSTİN’i bir DEVLET olarak muhatap alacaktır

Dünya, FİLİSTİN’i bir DEVLET olarak muhatap alacaktır

Türkiye, hem yönetimi hem de halkıyla söylemlerinin ve eylemlerinin aynı olduğunu göstermiştir. Bu durumun önemli siyasi yansımaları olmuştur. Bunun son örneği, Türkiye Dışişleri Bakanlığının, BM’deki son oylama sürecindeki yoğun çaba göstermesi olmuştur. Türkiye, Filistin’in her yerinde varlığını göstermiştir, bunu sadece hükümet olarak değil, halkıyla ve tüm sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yapmıştır. Bu yüzden Başbakan Erdoğan, Filistin’in her şehrinde büyük bir coşkuyla karşılanacaktır.

  1. Öncelikle en son yaşanan gelişmeden başlayalım; Filistin BM’de “üye olmayan gözlemci devlet statüsü” kazandı. Bu kararın Filistin davasına ne gibi bir katkısı olacak?

Filistin’in uluslar arası camiada devlet olarak tanınması aşağıdaki sonuçlara yol açacaktır:

  1. Filistin, tarihinde ilk kez devlet olarak tanınmıştır. Böylece dünya bundan böyle Filistin’i bir devlet olarak muhatap alacaktır.
  2. Filistin’in devlet olarak tanınması, 4 Haziran 1967 tarihinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin sınırlarının da tanınması anlamına gelmektedir.
  3. Bu karar, Filistin ve İsrail arasında yapılacak gelecekteki görüşmeler için bir referans noktası olacaktır. Yani şöyle bir durum ortaya çıkmıştır: Filistin 4 Haziran 1967’deki sınırları ile bir devlettir ve şu anda İsrail işgali altındadır. Görüşmelerin bundan sonraki amacı İsrail devletinin işgali sona erdirmesi ve bu BM kararı ile resmen tanınan bu sınırların dışına çıkması olacaktır.
  4. Bu kararla birlikte Filistin topraklarının Filistin’in mülkü olduğu kabul edilmiştir. Yani bu durumda Cenevre Anlaşmasına göre, bu sınırlar içinde İsrail’in kurmuş olduğu yerleşim yerleri hukuksuzdur ve derhal boşaltılmaları gerekir.
  5. Bu kararla birlikte Filistin’in tüm uluslar arası kurum ve kuruluşlara üye olma hakkı doğmuştur. Böylelikle örneğin İsrail’in işlemiş olduğu tüm suçlar için Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinde dava açılabilecektir.
  6. Bu kararla birlikte dünya, Filistin halkının yaklaşık 100 yıldır süren milli kimlik mücadelesini tanımıştır.

 

  1. Filistin sorunu deyince Theodor Herzl başkanlığındaki Siyonistlerin Sultan 2. Abdulhamid’e gelerek Filistin topraklarını parayla satın almayı teklif etmeleri ve bunun karşılığında Sultan’ın tarihi cevabını hatırlarız. Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Filistin de sahipsiz kaldı diyebilir miyiz?

Osmanlı Devletinin çöküşü, Britanya’nın Filistin toprakları üzerindeki vesayetinin de başlangıcı olmuştur. Bu tahakküm, bu topraklara Yahudi göçmenlerin getirilmesi, yerleştirilmesi ve silahlandırılması fırsatını vermiştir. Britanya, 2 Kasım 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu ile bir İsrail devleti kurulmasını vaat etmiştir. Bu toprakların işgal, Britanya’ya bu vaadini gerçekleştirme imkanı sağlamıştır. Sonuç olarak, Osmanlı Devletinin yıkılması, Filistin’in felaketinin de başlangıcı olmuştur çünkü Osmanlı Devleti var olsaydı, Britanya bu tür bir planı uygulayamazdı.

 

  1. Filistin davası İslam dünyasında ve Arap ülkeleri arasında yeterince destek görüyor mu? Yoksa verilen destekler hep sözde mi kalıyor?

Arap ve İslam halkları, Filistin davasına kalben bağlıdırlar. Ancak bu destek devletler ve hükümetler nezdinde fiiliyata dönüşmemektedir. Bu devletlerin Filistin’e verdiği bir destek var ancak bu destek, Batılı ülkelerin İsrail’e sağladığı maddi ve manevi destekle mukayese bile edilemeyecek bir orandadır. Eğer bu ülkeler Filistin’e gerektiği gibi destek verebilseydi, mevcut durumun yaşanması mümkün olmayacaktı.

 

  1. Arap Baharı sonrası yaşanan değişimler, Filistin davasını nasıl etkilemiştir/etkileyecektir?

Arap Baharının henüz bir “bahar” olup olmadığı kesin değildir. Eğer bu baharın filizleri Filistin’de de yeşerirse o zaman bir bahar olabilecektir.

 

  1. Türkiye’nin özellikle 2002’den sonra Filistin davasına gösterdiği hassasiyet ve Ortadoğu halkları ile yeniden kucaklaşma siyaseti, bölgede nasıl değerlendiriliyor?

Arap kamuoyu, Türkiye’nin Ortadoğu ve Filistin siyasetini, diğer bölge ülkelerininkine nazaran daha ileride görmektedir. Bu durum, Türkiye Başbakanı ve hükümetinin bölgedeki popülaritesini artırmıştır. Böylece Türk-Arap ilişkileri daha ileri bir seviyeye gelmiştir.

 

  1. Filistin’de yaşanan parçalanma ne zaman son bulacak, birlik ne zaman sağlanacak? Yaşanan bu ayrışma Filistin davasına da zarar vermiyor mu?

Uzak ve yakın herkes bilir ki, tüm Filistinliler farkındadır ki, bölünme, Filistin davasına zarar vermiştir ve bu bölünme sadece İsrail’e yaramıştır. Ancak bu bölünmeyi sona erdirecek olumlu işaretler de ortaya çıkmıştır. Doha Anlaşması meyvelerini yavaş yavaş vermeye başlamıştır. Kısa bir süre sonra bu bölünme inşallah tamamen sona ermiş olacaktır. Böylece işbirliğine dayalı yeni bir safha başlayacak ve özgürlük, bağımsızlık ve Filistin devletinin kurulması temelindeki esas davamıza odaklanma imkanı sağlanmış olacaktır.

 

  1. Sayın Başbakan Erdoğan’ın özellikle meşhur Davos çıkışından sonra Filistin’de ve bölgede çok sevildiğini biliyoruz. Sizce yakın zamanda Başbakan tarafından Filistin’e bir ziyaret gerçekleşir mi?

Türkiye, hem yönetimi hem de halkıyla söylemlerinin ve eylemlerinin aynı olduğunu göstermiştir. Bu durumun önemli siyasi yansımaları olmuştur. Bunun son örneği, Türkiye Dışişleri Bakanlığının, BM’deki son oylama sürecindeki yoğun çaba göstermesi olmuştur. Türkiye, Filistin’in her yerinde varlığını göstermiştir, bunu sadece hükümet olarak değil, halkıyla ve tüm sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yapmıştır. Bu yüzden Başbakan Erdoğan, Filistin’in her şehrinde büyük bir coşkuyla karşılanacaktır.

 

  1. Türkiye’de zamanız nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz, ülkemizde nereleri ziyaret ettiniz?

Türkiye, herhangi bir diplomat veya elçinin hayatında çok önemli bir ülke olarak yer etmektedir. Zamanımın büyük bir bölümünü, temelinde Türkiye-Filistin ilişkilerinin geliştirilmesi ve olabilecek en yüksek seviyeye çıkarılması hedefinin yer aldığı çalışmalarıma ayırıyorum. İlişkilerin güçlendirilmesi ve her alanda ve her seviyede işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla pek çok şehri ziyaret ettim.