Çavuşoğlu: Avrupa’da yükselen popülizm ırkçılık ve İslam düşmanlığı akımları AB’nin temsil ettiği...

Çavuşoğlu: Avrupa’da yükselen popülizm ırkçılık ve İslam düşmanlığı akımları AB’nin temsil ettiği değerleri aşındırdı

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Avrupa’da yükselen popülizm, ırkçılık ve İslam düşmanlığı gibi akımlar, bizzat AB’nin temsil ettiği değerleri aşındırdı” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya’da başkanlığını üstlendiği Güney Doğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Gayrıresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın açılış konuşmasını yaptı.

Avrupa Birliği (AB) entegrasyon sürecinin özellikle 1990’lar ve 2000’lerin başında birçok bölge ülkesi için değişim ve gelişmenin öncüsü olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, AB’yle birçok alanda entegrasyonu sağlamış bir ülke olarak Türkiye’nin AB’nin kurulduğu günkü idealleri doğrultusunda başarılı olmasını, ayrımcı değil bütünleştirici olmasını arzu ettiğinin altını çizdi.

Çavuşoğlu, “Bilahare, Avrupa çapında yükselen popülizm, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam düşmanlığı gibi akımlar, bizzat AB’nin temsil ettiği değerleri aşındırdı.” ifadesini kullandı.

“Hayatımızı ve ekonomilerimizi ‘yeni normale’ adapte ettik”

Çavuşoğlu, Kovid-19’un tüm dünya için zor bir sınama olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Sağlık, sosyal güvenlik, ulaştırma, turizm ve eğitim gibi sektörlerimiz olumsuz etkilendi. Türkiye’de bir yandan sağlık alanında önemli adımlar atarken, temel hizmetlerin devamını sağlamak için seferber olduk. Sağlık sektörüne yaptığımız zamanlı yatırımlar ve reformların da etkisiyle salgına kısa sürede etkin bir cevap verebildik. Yerli solunum cihazı üretimini birkaç haftada gerçekleştirdik. Pandemi küresel ve bölgesel iş birliğinin önemini bizlere yeniden hatırlattı. İnsani dış politikamız çerçevesinde 155 ülkenin tıbbi malzeme taleplerini çeşitli ölçülerde karşıladık. Çok sayıda tahliye operasyonunda 91 ülke vatandaşına yardımcı olduk. İlk sert dalgayı büyük bir dirayetle atlattık. Bilahare, hayatımızı ve ekonomilerimizi ‘yeni normale’ adapte ettik.”

Bu süreçte salgının kontrolüyle sosyal ve ekonomik faaliyetlerin devamı arasında iyi bir denge kurulduğuna değinen Çavuşoğlu, herkesin önemli tecrübeler edindiğini, bu tecrübelerin paylaşılması ve eş güdüm içinde hareket edilmesinin önem taşıdığını bildirdi.

“Güvenli turizm Türkiye’de başarıyla uygulanıyor”

Güvenli turizm kavramının, Türkiye’de başarılı şekilde uygulandığına dikkati çeken Çavuşoğlu, bu konuda bilgi ve tecrübe değişimine hazır olduklarını kaydetti.

Gelecek dönemde benzer sınamalara yönelik, bölgesel bir acil durum yönetim mekanizması kurabileceklerini vurgulayan Çavuşoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu kapsamda, salgın koordinasyon merkezlerimiz arasında daimi bir iş birliği mekanizması kurmayı öneriyorum. G-20 ve Türk Konseyi gibi uluslararası platformlarda hayata geçen bu uygulamanın meyvelerini aldık. Güney Doğu Avrupa Afetlere Hazırlık ve Önleme Girişimi’nden de bu amaçla istifade edilmesini de düşünebiliriz. Bölgesel ulaşım ve ticaret ağımızda aksamaların önüne geçmek için Yeşil Koridorlar gibi daha fazla proje üretmemiz gerekiyor. Sorunlarımıza sınırlarımıza duvarlar örerek çözüm bulamayız. Bilakis, bağlanırlığı artırmalı, tedarik zincirlerini güçlendirmeliyiz. Özellikle kara yolu taşımacılığında yaşadığımız kota sorunlarının aşılması gerekir. Refahın yolu daha çok ticaret, yatırım ve etkileşimden geçiyor. Bunları sınırlamak herkese zarar verir.”

Çavuşoğlu, Kovid-19 sonrası dönemde sağlık, beyin göçü, gençlik, bölge içi ticaret ve bağlanırlık gibi konularda da ortak bir gündem belirlenmesi ve daha etkin işbirliği içinde olunması gerektiğini vurguladı.

 “Batı Balkanlar ve Türkiye ayrımını doğru bulmuyoruz”

Konuşmasında, Avrupa Birliği (AB) entegrasyon sürecine değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“AB’nin Tiran ve Üsküp ile esasen geç kalmış katılım müzakerelerini başlatma kararını memnuniyetle karşılıyoruz. Sofya ve Üsküp’ün ev sahipliğinde 9-10 Kasım’da düzenlenecek Berlin Süreci Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Liderler Zirvesi’nin de verimli geçmesini diliyoruz. Bununla birlikte AB genişleme politikasında yaratılmaya çalışılan ve Türkiye’nin adaylık statüsünü göz ardı eden ‘Batı Balkanlar ve Türkiye’ ayrımını doğru bulmuyoruz. Tiran ve Üsküp’le ilgili tartışmalarda da görüldüğü üzere, bazı AB üyeleri ulusal gündemleri ve ikili sorunları nedeniyle AB’nin genişleme sürecini ipotek altına almaktadır. Esasen 15 yıldır ülkemizle ilgili yaşanan da budur. AB’ye tam üyelik stratejik önceliğimizdir. Buna karşın, AB de vizyoner olmalı, ilke ve sözlerine sadık kalmalıdır. ”

Güney Doğu Avrupa’daki çok sayıda bölgesel örgüt arasında etkin bir eş güdümün eksikliğini hep vurguladıklarını belirten Çavuşoğlu, “GDAÜ ile operasyonel kolu olan Bölgesel İşbirliği Konseyi’nin daha aktif rol üstlenmesi bu açıdan da önem arz ediyor. Siyasi direktörlerimiz ile Bölgesel İşbirliği Konseyi sekretaryası, diğer bölgesel örgütlerle işbirliği halinde somut projeler geliştirebilir ve neticelerini Haziran’daki zirvede paylaşabilir. Bölgesel İşbirliği Konseyi kurumsal, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşmalı, statüsü daha güçlü operasyonel katkı sağlamaya imkan tanıyacak hale getirilmelidir.” ifadesini kullandı.

Toplantıya, Arnavutluk, Sırbistan, Hırvatistan, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek ve Moldova’nın dışişleri bakanları katıldı.

Güney Doğu Avrupa İşbirliği Süreci 

1996’da kurulan GDAÜ, 13 Balkan ülkesinin (Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kuzey Makedonya, Moldova, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Yunanistan ve Kosova) tümünün dahil olduğu bölgedeki tek iş birliği forumu olarak biliniyor. Türkiye’nin dönem başkanlığında ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen toplantının bu yılki teması, “Bölgenin Kovid-19 Pandemisi Tecrübeleri Esas Alınarak Güney Doğu Avrupa’da İşbirliğini Güçlendirmenin Yolları” olarak belirlendi.

1998-1999 ile 2009-2010 dönemlerinin ardından Türkiye’nin 1 Temmuz itibarıyla üçüncü kez üstlendiği dönem başkanlığının sloganı, bölgenin birliği, ortak coğrafya ve geçmişi ile iyi komşuluk ilişkilerini öne çıkartacak şekilde “Neighbours SEE Together (Komşular Birlikte Görür)” olarak belirlendi. SEE, aynı zamanda Güney Doğu Avrupa’nın İngilizce kısaltması olduğu için slogan bir kelime oyunu da içeriyor.

Türkiye, GDAÜ’nün dönem başkanı ve bölgenin en önemli ülkelerinden biri olarak önceliklerini, karşı karşıya bulunulan ortak sınamalarla ortak mücadeleyi hedefleyen bir anlayışla belirledi. Bu çerçevede, Türkiye, diğer birçok alanda olduğu gibi, Kovid-19 sonrası dönemde sağlık alanında iş birliği, beyin göçü, gençlik, kültür ve turizm, altyapı, ticaretin artırılması, güvenlik ve göç yönetimi alanlarında da bölgeye öncülük etmeyi amaçlıyor.

Türkiye’nin dönem başkanlığını devredeceği Haziran 2021’deki GDAÜ Zirvesi’ne kadar olan süreçte, çok sayıda üst düzey etkinliğin yanı sıra 40’ın üzerinde proje, toplantı ve çalıştayın da Türk bakanlık ve kurumlarınca düzenlenmesi planlanıyor.

GDAÜ kuralları uyarınca, GDAÜ etkinliklerinde ülke isimlerine ve bayrak gibi devlet sembollerine yer verilmiyor. İlk aşamada Kuzey Makedonya’nın isim sorunundan kaynaklanan bu uygulama; Kosova’nın oluşuma üye olmasının ardından, bu ülkenin bazı GDAÜ üyelerince tanınmaması sebebiyle devam etmişti. Bu sorun karşısında pratik bir çözüm olarak “üye ülke” ifadesi yerine “katılımcı” tabiri kullanılırken, ülke isimleri yerine de başkent isimleri kullanılıyor.

Türkiye, GDAÜ’nün dönem başkanlığını 1 Temmuz 2021’de Yunanistan’a devredecek.