Bir Ahıska Türkü Olarak Dua’m Türk Bayrağı Sonsuza Kadar Dalgalansın..

Bir Ahıska Türkü Olarak Dua’m Türk Bayrağı Sonsuza Kadar Dalgalansın..

ÖZEL RÖPORTAJDAN DİKKAT ÇEKEN BAŞLIKLAR!

AHISKA TÜRKLERİNİN SIRRI ‘DİL VE DİN’

Sayın Remzi BAYRAM Bizler Uluslararası Sivil İnisiyatif Gezetesi olarak aylık basım ve Rusça&Türkçe yayınlar yapmaktayız.

Gazetemizin misyon ve vizyonu uluslararası insan odaklı haber yapmak olduğu gibi aynı zamanda Türk Dünyasına yönelik kültür ve değerlerin sesini duyurma, yaşatma ve gönül coğrafyasıyla bu değerleri paylaşma gayreti ve gayesi içerisindedir.

Gazetemizin bu sayımında, Ahıskalı Türklerin Sürgün Edilişinin tarihçesini kısaca yayınlayıp ardından bir Ahıskalı ailenin mensubuyla daha doğal ve daha içten bir röportaj yapmak istedik.  Bizlerde sizlere ulaştık. Kabul buyurursanız sizlere bir kaç sorumuz olacak. Sizlerden aldığımız cevapları Türk Dünyasının kültür ve miraslarını yaşatma gayesiyle sizden sonra gelen evlatlarınıza, torunlarınıza ve gelecek nesile arşiv niteliğinde kalsın istiyoruz.

Hakkınızda aldığımız bilgiler doğrultusunda, sizlerin yani dedelerinizin Ahıskalı Türkler olarak zulümden kaçarak, Türkiye’nin Ağrı İli’nin Eleşkirt ilçesine göç ettiğinizi  daha sonrasında da dedelerinizin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma hakkını elde ederek bu topraklarda yaşadığınızı biliyoruz.

Belki sizler evlatları olarak şahit olmadınız fakat babalarınızdan yahut dedelerinizden sizlere anlatılan konuşulan değerler üzerinden aşağıdaki şu sorular sormak isteriz.

Soru 1: Ahıskalı Türklerin uğramış olduğu zulüm ve çilesinden sonra gruplar halinde zorla göç ettirilirken dedeleriniz buralara hangi koşullarda gelmişler?

Soru 2: Zulüme uğrayan bir çok topluluk genellikle asimile olur. Ne mutlu ki bizlere Ahıskalı Türklerin her türlü zorluğa ve zulüme rağmen asimile olmadıklarını görüyoruz. Bunun sırrı sizce nedir? Dedeleriniz bu değerleri korurken islami değerlerden dolayı mı yoksa Türklük değerlerinden dolayı mı korumuşlar gördükleriniz ve öngörülerinizi anlatır mısınız? 

Soru 3: Ahıskalı Türkler olarak, Aile ortamlarınız ve aile şeması nasıl bir yapıdadır?  Türkler de Töre dediğimiz örfi gelenekler mi daha baskındı yoksa islami değerler mi?

 Soru 4: Dedeleriniz Türkiye’ye göç ederek sizce doğru bir karar vermiş midir? 

Soru 5: Ahıska Türkü ailesinin bir mensubu olarak sizler; Ülkemize, Türk Dünyasına, gönül coğrafyamıza ve dünyada ki diğer devletlere bir mesaj göndermek isteseydiniz ne derdiniz?

 SORU CEVAPLARI

SORU 1 CEVABI 

Öncelikle bana yaptığınız bu nezaketli davetten dolayı teşekkür ediyorum. Başta size söylediğim gibi aslında bu işlerden daha iyi anlayan daha içinde olan, sürekli Ahıska ile Türkiye arasında gidip gelen kıymetli temsilciler var onlarla bu röportajı yada sohbeti yapmış olsaydınız daha iyi olurdu çünkü Ahıska Türkleri ve onların zulümle sürgün edilişi Uluslararası İlişkiler alanında ve kıymetli Tarihçilerimizin tecrübeleriyle yorumlanmalı. Durum böyle iken sizin sorularınız daha özele yani bir Ahıskalı aile mensubuna yönelik olması sebebiyle kendi dede, ebe, nene ve büyüklerimden duyduğum dinlediğim bilgiler doğrultusunda aydınlatmaya çalışacağım.

Tabi zulüm ve çilelere ben bizzat şahit olmadım. Dedem ve kardeşleri bu konuda bir çok mücadele ve emek vermişlerdir. Rahmetli annem de bir çok bilgi paylaşırdı.

Tabi bizimkiler Ahıskada bir çok direniş sergilemiş bu zaman zarfı içerisinde, bir taraftan direniş yaparken bir taraftan da kadın, ihtiyar ve çocuklar için Türkiye’ye yerleşme bölgesi keşfi yapmışlar.

Dedemiz bu işlerde bir çok alanda öncülük yapmış fakat dedemiz bir müddet sonra Türkiye’den kayboldu izine rastlayamadık. Bizim Eleşkirt civarında Patnoslu bir müslüman vardı daha sonradan onun üzerinden dedemin izine rastladık. Sonrasında Rahmetli babamın ohlat dediğimiz yerde ahırda dedemin mektuplarınını ağlayarak okuduğuna şahit olmuşumdur. Dedemizin izine rastladıktan sonra Türkiye’ye geri geldiğini öğrendik. Birinci olarak Bandırma ikinci yer Ankara, üçüncü yer Eleşkirt, dördüncü yer Mersin. Bende Mersine gittim dedemi orda gördüm beraber ikindi namazı kıldık beraber uzun yıllar sonra… Sonra yine Türkiye’den gitti görmedik. Sonra kabede vefat ettiğini öğrendik. Daha sonrasında dedemin yanında talebelik yapan kişilerden birisi ‘efendi baba’ dediğimiz kişi bizde 5 sene boyunca zaman zaman gelip giderdi yazları misafirimiz olurdu. Onunla bir çok muhabbetimiz oldu sonra oda vefat etti. Dedemiz Türkiye’ye yıllar sonra geldikten sonra kabeye niye gitmiş, oranın vatandaşımıdır, ne yapmış ne etmiş hiç bir ize kayıta ulaşamadık. O zamanlar bilgi tecrübe bizlerde olmadığı için bunları öğrenmeye geç kaldık. Aslında şu bilgileri bilmemiz bize farklı ışıklar tutacaktır.

Dedem Ahıska Türkleri’nin Türkiye’ye girişinde öncülük ve organizelik yapmış. Mihmandarlık yapanlara da mihmandarlık yaparmış. Ben bunları tabi annemin anlattığına göre söylüyorum. Bizim oralarda Ağrı’da Elles Çavuş adında birisi vardı. Bu kişi zaman zaman Türkiye’den çıkış yapar, Ahıska tarafına gidip Türkiye’ye gelmek isteyenler şu gün, şu saatte, falanca derede toplansın gideceğiz dermiş. Annemin anlattığı rivayete göre dedemin onun üzerinde de manevi bir emeği varmış.

Sonradan dedemi SSCB askerlerine ihbar eden bir kişi olmuş. Adam sonra pişman olup üzülmüş dedemden helallik istemiş. Ben seni ihbar ettim çok pişman oldum özür dilerim haberin olsun demiş.

Bunun gibi bir çok sıkıntılarla yaşanmışlıklarla bir süreç yaşayarak buralara kadar gelmişiz.

SORU 2 CEVABI

BU İŞİN SIRRI ‘DİL VE DİN’ 

Bizim dilimiz öz türkçe dilidir. Bizim asimile olmamamızın iki büyük sebebi vardır. Birincisi Öz Türkçemizi kaybetmediğimiz için. Diğeri ise islamiyete bağlılığımızdır. Bir Ahıskalı Türk’ü tanımak istiyorsanız ‘Allı Güllü giyiniyorsa, 33 dişinin bir kaçında altın diş varsa ve konuşurken geliruk, gideruk’ diyorsa bilin ki Ahıskalıdır. Bizde örfi gelenekler hep devam etmiş dilimizden vaz geçmemişiz ve dinimize sıkı sıkı bağlanmışız. Benim analizim bu yöndedir. Bu işin sırrı ‘dil ve din’ olduğunu düşünüyorum. İslam da ise şekilcilikten ziyade güzel ahlak üzere olmanın önemini  bilmemiz zaten hepimizce malumdur.

SORU 3 CEVABI

BİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ DEĞERLERİNİ KENDİMİZE HER ZAMAN ROL MODEL ALDIK!

Anadoluda ki özellikle Erzurum, Ağrı, Bayburt yöreleri nasıl ise bizdeki de hemen hemen aynı şema yapısına sahiptir. Ata Erkil yani dedeler ebeler ile yaşanan bir aile ortamı hakimdir. Ailenin büyükleri vardır. Onların yanında edep dediğimiz unsur her daim var olmuştur. Ailenin bir reisi büyüğü vardır herkes ona uyar. Tabi bunun yanında aile dışında eğer bir molla zade kişinin aile dostu olma durumu varsa orada da örfi değerlerden daha baskın Islami değerlerin olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bizde efendi baba dediğimiz kişi dedemizin dostu veya talebesi ailemizde çok saygın bir yerde duruyordu. Orada aile geleneklerinin üstünde de manevi bir değerin olduğunu da yaşadık. Bunları yaşarken de her zaman Türkiye Cumhuriyeti Devletinin değerlerini kendimize rol model aldık.

SORU 4 CEVABI

Bizim Şeriatımız Türkiye’nin Şeriatı olmuştur. TÜRKİYE TÜRK DÜNYASININ TEMSİLİYETİDİR. 

Dedelerimiz zulüm altında iken Türkiye’ye göç ederek elbette çok doğru bir karar almıştır. Ahıska ve civarından diğer Türkler aslında birer osmanlı sancağıdır. Bizler yüz yıllardır Türkiye’yi kendimize zaten hep ağabey olarak gördük.  Bizim Şeriatımız Türkiye’nin şeriatı olmuştur her zaman. Zaten yapı itibariyle aile ortamına bağlı, sessiz sakin kendi halimizde ve himayesinde olduğumuz devletin kanunlarına ve kurallarına uyan bir yapıda olmuşuzdur dedelerimizden bugüne. Ne zaman zulüme uğradık, ne zaman rızkımız, dilimiz, dinimiz ve namusumuz tehlikeye düştüyse o zaman Türk Milletini karakterine yakışacak şekilde mücadele vermiş ve mücadelede karşılığında zulüme uğradığımızda ana yurdumuz Türkiye’ye dönmek zorunda kalmışızdır. Türk Liderlerinin hiç birini ayırt etmeksizin bugünün koşul ve şartlarında da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın’da en güzel şekilde Türkiye’yi temsil ettiğini düşünüyorum. Bahsettiğimiz örfi ve islami değerlerimizi en güzel şekilde temsil ettiğini ve çok güzel Türk Milliyetçiliği yaptığını düşünüyorum. Bugün zulüme uğrayan diğer gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimize ve soydaşlarımıza Türkiye’nin tutumu her zaman bir ağabey pozisyonunda olmuştur ve bu hep böyle kalacaktır. Bu yüzden Allah ülkemize devletimize zeval vermesin. Her daim Türk Bayrağını dalgalandırsın.

SORU 5 CEVABI

 TÜRKİYE’Yİ OKUYUN. ‘İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN’

Bir Ahıska Türk’ü olarak dünyada zulümlerin son bulmasını ve insanlara değer verilmesini sevgi verilmesini istiyorum. Çocuklar, bebekler, anneler ve babalar artık göz yaşı dökmesin. Uzun soluklu devlet olmanın sırrı halkına sevgi gösteren devlettir. Halkını yaşatan devlettir. İnsanı yaşatmak ile Devleti yaşatmak aynıdır. Bu yüzden uluslararası alanda güçlü olan devletlerin Türkiye Cumhuriyeti Devletini örnek almalarını istiyorum. Eğer merhamet gösteren, insanlara değer veren, onların yaşaması için alan açan ve tüm milletleri kucaklayan bir devlet olurlarsa işte o zaman Rusya’da, Amerika’da, Avrupa’da, Çin’de ve Tüm devletler de uzun soluklu bir yapıda olur. İşte bu yüzden İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın demiş atalarımız. Ancak bunu samimiyetle içten gelerek hiç bir beklentiye girmeden canı gönülden yapmalarını arzu ederim.

Türk Dünyasına mesajım şudur; Türkiye’yi okuyun. Ancak Türkiye’deki öz değerleri okuyun. Türkiye’de yaşayan bir çok öz değerler var. Misal bizlerde Ahıskalılar olarak Türkiye’nin öz değerlerinden bir tanesiyiz. Dilimize, Dinimize ve Örfümüze sahip çıkmakla beraber modern dünyanın ekseninde, Tarımda, teknolojide ve sanayide birlik oluşturacak hazırlıklar yapmalarını çok isterim. Birlik ve beraberliğin bozulmamasını ve Türkiye’den kopmamalarını isterim.

Güzel ülkem Türkiye’ye mesajım ise şudur; Gönül coğrafyamızdaki insanları ve soydaşlarımızın her zaman bizlerden bir umutla geleceğimizi beklediklerini lütfen unutmayın. Bizlere yüklenen değerler sevgiler çok kutsal bunları asla kaybetmemeliyiz. Bunun için öncelikle kendi içimizde barış ve kardeşliğe sahip çıkmalıyız. Değerlerimize ve özlerimize sımsıkı sarılmalıyız.

Bu vesile ile Uluslararası Sivil İnisiyatif Gazetesine ve çalışanlarına sesimizi duyurmalarına vesile oldukları için  teşekkür ediyorum.

Röportaj: Hasan Salih KURT