Beş Kıta’dan şairlerin buluştuğu Uluslararası “Struga Şiir Akşamları Struga şehrinde gerçekleştirildi.

Beş Kıta’dan şairlerin buluştuğu Uluslararası “Struga Şiir Akşamları Struga şehrinde gerçekleştirildi.

Beş Kıta’dan şairlerin buluştuğu Uluslararası “Struga Şiir Akşamları”nın 52.si, 22 – 28 Ağustos 2013 tarihleri arasında, Makedonya’nın harika güzelliği ile ünlü Ohrid Gölü kıyısındaki Struga şehrinde gerçekleştirildi.

Değişik ülkelerden 52 şairin katıldığı etkinliğe, Türkiye’den Abdullah Satoğlu ile onuncu defa iştirak eden Yahya Akengin, bu defa tertip komitesi tarafından “Onur Konuğu” olarak dâvet edilmişlerdir.

Struga Şiir Akşamları’na, daha önce 1974 yılında “Altın Çelenk Ödülü”nü kazanan Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan başka, Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Feyzi Halıcı, Coşkun Ertepınar, Ahmet Tufan Şentürk, Mustafa Necati Karaer, Nurettin Özdemir, Yavuz Bülent Bakiler, Ataol Behramoğlu ve Yahya Akengin gibi seçkin şairlerimiz katılarak, ülkemizi temsil etmişlerdir.

UNESCO ve Makedonya Kültür Bakanlığı’nın desteği ile bir komite  tarafından düzenlenen etkinliğin ilk günü,  şairlerin misafir edildiği Drim Oteli’nin bahçesinde verilen resepsiyonda, dünyanın dört bir yanından gelen şairler, bir birleriyle tanışmış ve samimi sohbetlerde bulunmuşlardır.

Akşam, Drim Köprüsü yakınındaki “Şiir Evi”nde, Kültür Bakanı Elizabeta Kançeska Milevska’nın açış konuşmasıyla başlayan oturumda, on ülke şairiyle birlikte, Türkiye’den Abdullah Satoğlu, aynı anda İngilizce ve Makedoncaya çevrilerek, dinleyicilere yansıtılan “İstanbul ve Sen” isimli;

                                               “Yeditepe”,dokuz tepe olmuş göğsünle

                                               Gözbebeklerindedir Kasr’ıyla Küçüksu.

                                               Çamlıca’da dağılan saçlarının

                                               Tarabya’dan gelir kokusu.

 

                                               Işık yağmuru altında mehtabın

                                               Dudakların gibi kıvrım kıvrım Kalamış.

                                               Bırakmaz hüzün beni

                                               Sımsıkı yakalamış.

                                              

                                               Yalnız odanda bir roman yazıver yeniden

                                               Beni canlandırsın bitkin perişan.

                                               Fatih’te, Eminönü’nde

                                               Bir yaz günü garip garip dolaşan…

                                              

                                               Bensiz inme akşamüstleri Beşiktaş’a.

                                               Mendil sallama ardından giden gemilerin.

                                               Kalbimi parça parça attığın yeter balıklara

                                               Okşamak bilmez mi hiç nârin ellerin?

 

                                               Martılar konar mı yine ak ak

                                               Köpük köpük sulara?

                                               Emirgan’da kaybolmuş duyarsan bir gün beni

                                               Lâle bahçelerinde ara!..

 

şiirini sunmuştur. Satoğlu’nun bu lirik ve nostaljik şiiri, dinleyenlerin ve özellikle oradaki Türk kardeşlerimizin büyük tezahürat ve takdirine mazhar olmuştur.

Program gereğince, ertesi gün Struga’nın Kaliştina Manastırı’nda, bütün misafir şairlerin katılımıyla bir şiir sunumu yapılmış, akşam da Ohri’deki Ayasofya Müzesi’nde, bu yılki “Altın Çelenk Ödülü”nü kazanan Meksikalı Jose Emilio Pacheco’nun tanıtıldığı bir toplantı düzenlenmiştir. Makedonya’nın dinî merkezlerinden biri olan bu bina, ilk önce kilise iken, bir ara camiye dönüştürülmüş, sonra yeniden kilise olarak kullanılmış ise de, halen müze olarak hizmet vermektedir.

Üçüncü gün ise, etkinliğe “Onur Konuğu” olarak davet edilen şair Yahya Akengin’in, Tertip Komitesi’nce yayınlanan “Bahtın Şiiri” isimli kitabının tanıtımı yapılmıştır.

Eseri Türkçeden Makedoncaya çeviren şair,yazar ve eleştirmen Esat Bayram’ın uzun konuşmasından sonra söz alan Yahya Akengin,  etkinliğe onur konuğu olarak dâvet edilmesinden ve eserinin yayınlanmış olması bakımından, Struga Şiir Akşamları Festivali Tertip Komitesine teşekkür etmiş ve Festivalin, Türkiye, Makedonya ve dünya şiirine ve dolayısıyla kültüre olan hizmet ve katkısından sitayişle bahseden veciz bir konuşma yapmıştır. Akengin’in konuşmasını, Makdonya Siyasi Bilimler Akademisi Türk ve İslam Medeniyetleri Tarihi Uzmanı Prof.Dr. Numan Aruç aynı anda Makedoncaya çevirerek, dinleyicilere nakletmiştir.

Struga Şiir Akşamları’nın sonuncusu, 25 Ağustos gecesi, kaynağını Ohri gölünden alan Drim Köprüsü’nde gerçekleştirildi.  Başta Türk bayrağı olmak üzere, katılımcı şairlerin ülke bayrakları, ışıklar, havai fişekler, çiçekler ve nehir üzerinde gösteri yapan sandallarla, son derece renkli ve görkemli bir şekilde donatılan bu geniş mekanda, önce Komite Başkanı Slave Gorgo Dimovski, “Altın Çelenk Ödülü”nü kazanan Meksikalı şair Jose Emilio Pacheco’nun  ödülünü takdim etti. Sonra da diğer yabancı şairler ve geceye onur konuğu olarak davet edilen şair Yahya Akengin kendi şiirlerini sundular.

 

Günümüz Türk Şiiri’nin sesini ve nefesini, ülke sınırları dışında da hissettiren Yahya Akengin;

 

                                             

Cemrelere düşmeyen bir yayladan

                                               İkinci göçün kervanı mı bu?

                                               Giden gidene sıladan..

 

                                               Demire dolanmış yüreklerin uğultusu

                                               Ağıt mıdır, ıslık mıdır bilinmez.

                                               Ürkmüş de gider bir ceylan yavrusu

                                               Belki döner, belki dönmez.

 

                                               Yamacında koşma söylediğimiz dağları

                                               Düşman değil, gurbet almış elimizden.

                                               Kiminle tutalım halayı barı

                                               Daracık sokaklar anlamaz halimizden.

 

                                               Sesin gelmiyor artık asmadan

                                               Issız bağımızda dünya ne kadar yalan…

                                               Öyle dağılmış ki yuvalardan muhabbet

                                               Dağlar geçit verdiğine pişman.

 

                                               Kavurmuş türkülerimizi esmiş de sam

                                               Kör bir geçim uğruna ayrılıklar.

                                               Bir dost bulamadan çöken akşam

                                               Gülünü koparmadan yitirdiğimiz bahar

                                               Kör bir geçim uğrunadır ay balam…

 

mısralarını ihtiva eden “Göç” isimli nefis şiiriyle, büyük bir alkış aldı…

– 3 –

Struga’da sürdürülen programın sona ermesinden sonra, Yahya Akengin ve Abdullah Satoğlu’nun da aralarında bulunduğu şairlerden bir grup, ertesi günü Kumanova’ya geçerek,  gece burada düzenlenen etkinlikte şiirlerini okudular. Seçkin bir dinleyici kitlesinin takip ettiği gecede, şairler büyük bir ilgiyle izlendi.

Etkinliğin son günü olan 27 Ağustos’ta ise, Üsküp’e 30 km. mesafedeki, bir  tabiat harikası olan meşhur Makta Kalyonu’nu gezdikten sonra Üsküp’e ve oradan da ertesi sabah, uçakla ülkemize dönmüş bulunuyoruz…

Hemen ifade etmek istiyorum ki, dünyanın dört bir tarafından yeni şair dostlar edinmiş olmanın yanında, yüzyıllardır ayakta kalabilen ve bir Cuma namazını edâ ettiğimiz Struga’daki Tekke Camii ve Ohri kıyısındaki “Subaşı”nda yediğimiz balık çorbası ile,  gezme ve görme  imkânını bulduğumuz güzel beldeler, unutamayacağımız hâtıralar arasında yer alacaktır.

Bilindiği gibi, İslâmiyeti yaymak amacıyla, “Sarı Saltuk” tarafından asırlarca önce mesken tutulan bu coğrafyada, Makedon, Arnavut,Türk ve diğer etnik gruplardan, 2 milyon insan yaşamaktadır. Yıldırım Beyazıt  Han zamanında, Paşa Yiğit tarafından fethedilen ve 540 yıl Osmanlı idaresinde kalan Makedonya’da, bugün 500 bine yakın Türk bulunmaktadır…

I.Murad Han, konar-göçer Türk aşiretlerini sevk ederek, yeni alınan bu bölgelerin Türkleşmesin sağlamıştır. Sonra da, 1908’den 1923 yılına kadar 300 bin kişi, 1952 – 58 yılları arasında da 70 bin aile, evini barkını terk ederek, Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.

Buna rağmen Kırçova, Vardar ve Kalkandelen gibi köy ve kasabaların hemen hepsinde, cami kubbeleri ve minareler, Müslümanların geçmişini geleceğe bağlayan ve ruhlara inşirah veren simgeler olarak yükselmektedir…Üsküp’teki Sultan Murad, Köse Kadı, İshak Bey, İsa Bey ve Mustafa Paşa camileri, bugün de vakit namazlarını cemaatle kılan Müslümanlarla dolup taşmaktadır.

Vardar Irmağı’nın tam ortasından ikiye böldüğü Üsküp’ün bir tarafında, Anadolu’nun herhangi bir şehir veya kasabasını andıran, Osmanlı’dan kalma tarihî kalenin çevresindeki camiler, hanlar, hamamlar, genellikle Türklere ait ev ve iş yerleri, o bir tarafında ise, yeni Üsküp’ü simgeleyen ruhsuz gökdelenler, lüks oteller ve eğlence yerleri yer almaktadır…Bir kısım çevrelerin, her türlü tahrip ve imha politikasına rağmen, Osmanlının muhteşem eserlerine ve izlerine rastlamak mümkündür. Kapan Han, Kurşunlu Han ve Sulu Han da bunlar arasında sayılabilir…

Makedonya intibalarımızı böylece özetlerken Üsküp Hava Limanı’na indiğimiz andan itibaren, yakın ilgilerini esirgemeyen Struga Şiir Akşamları Tertip Komitesi Başkanı Slave Gorgo Dimovski ve Müdür Mite Stepovski ile bizleri yalnız bırakmayan değerli dostlarımız yazar – eleştirmen  Esat Bayram, Prof.Dr. Numan Aruç ve Ohri Belediyesi Turizm Müdürü İlker Mustafa Beylere, sıcak ve samimi misafirperverliklerinden  dolayı şükranlarımızı sunuyoruz.

Ve önümüzdeki yıllarda, “Uluslararası Struga Şiir Akşamları Festivali – Altın Çelenk Ödülü”nün, bu defa yine ülkemiz şairlerinden Yahya Akengin’e verileceği yolundaki ümit ve temennimizi tazelemek istiyoruz.

Ayrıca bu vesile ile, “Struga Şiir Akşamları” çapında, ülkemizde de Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde, “Uluslararası – BOĞAZİÇİ ŞİİR AKŞAMLARI”  (Boğaziçi Poetry Evenıngs) düzenlenmesi için, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın en kısa zamanda teşebbüse geçmesini beklediğimizi de belirtmek istiyoruz…