‘’Bazı meselelere ahilik gözüyle bakmamız ,bize yeni ufuklar kazandıracaktır’’

‘’Bazı meselelere ahilik gözüyle bakmamız ,bize yeni ufuklar kazandıracaktır’’

Gazi üniversitesi Başkanı Yusuf EKİNCİ;

Ahilik; Selçuklular zamanında ortaya çıkmış, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda rol oynamış olan, siyasi, eğitim, askeri, sosyal ve ekonomik yönleri olan bir örgüttür. Ahi kelimesi “kardeş” anlamına gelir.
Ahilik sistemi ve felsefesini derinden anlayarak, dönemimizde yeniden ele alarak, günümüz problemlerinden olan dayanışma, eğitim, esnaf ve sanatkârların sorunları vs. çözümler getirilmesi sağlanabilir.
Günümüzde Ahilik sadece esnafa özgü bir kavram olarak algılanmaktadır. Ahilik denilince esnaf, esnaf denilince de Ahilik akla gelmektedir. Ancak, bu kavramın günümüze ve geleceğe ışık tutan daha derin ve geniş anlamı da vardır.
Ahiliğin, Türklerin İslamiyeti topluluk halinde kabul ettikleri yıllarda, Türk örf ve adetleri ile İslam inancını kaynaştırmak amacıyla geliştirilen bir düşünce sistemi ve yaşama tarzı olduğu söylenebilir.
Ahinin üç şeyi açık, üç şeyi kapalı olmalıdır.
Açık olanlar:
Eli açık olmalı; Yani cömert olmalı, 2- Kapısı açık olmalı; Yani konuksever olmalı, 3-Sofrası açık olmalı; Yani aç geleni tok döndürmeli,
Kapalı olanlar:
1-Gözü kapalı olmalı, Kimseye kötü bakmamalı, kimsenin ayıbını görmemeli, 2-Dili bağlı olmalı, Yani kimseye kötü söz söylememeli, 3- Beli bağlı olmalı, Yani kimsenin ırzına, namusuna, haysiyetine ve şerefine göz dikmemeli.
Türkiye’nin hedefi; 21. yy’da kalkınmış ve sanayileşmiş belli başlı ülkeler arasında yer almaktır. Bahsedilen hedefin gerçekleştirilmesi de milli kültüre dayalı eğitim politikasıyla bütünleşmiş bir ekonomi sisteminin kurulmasıyla mümkün olacaktır.
Türklerin İslam medeniyetine girişleri dünya tarihi açısından önemlidir. Ahi birlikleri üzerinde yapılacak çalışmaların bugün bir çok meselemize ışık tutacağı söylenebilir.
Ahi birliklerinin köklü kültür değişmelerinin olduğu dönemde bir birine karşı çatışmacı tavır alan grupları uzlaştırmak, zayıflayan aşiret bağlarının yerine yerleşik hayat tarzına uygun koruyucu değerler meydana getirmek, Bizanslılara karşı Müslüman-Türk menfaatlerini korumak ve toplum huzurunun korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur. Bu sebeple sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi yönleri vardır.
Ahilik İslam inancıyla Türk örf ve adetlerini kaynaştıran bir düşünce sistemidir.
Ahiliğin asıl amacı; insanların dünya ve ahirette huzur içinde olmalarını sağlamaktır. Ahi birliklerinin tüzüğü; Fütüvetnamelerdir. Üye olmak isteyenlerin ahlak ve terbiyesi üzerine incelemeler yapılır, olumlu olursa üyeliğe kabul edilirlerdi
Ahilikte iki tip üye bulunurdu; Dahililer, Hariciler olmak üzere.
Bilfiil çalışan yamaklar, çıraklar, kalfalar, ustalar, Dahili; bilfiil çalışamayacak durumda olanlar (Emekliler, güçsüzler, sakatlar ve hastalar) Harici üyeleri oluştururdu.
Her ahi birliğinin orta sandığı, esnaf vakfı, esnaf kesesi veya esnaf sandığı denilen yardımlaşma ve sosyal güvenlik sandığı vardı. Orta sandığın gelirleri esnafların satışlarından alınan belli bir yüzde meydana getirirdi. Bu sandığın giderleri çeşitli vergiler, görevlilerin maaşları, fakirlere yardım vs. idi. Ayrıca krediler de verilirdi. Ahi birliklerinin yönetimlerini bir başkan ile beş kişilik yönetim kurulu oluştururdu. Başkana esnaf şeyhi denirdi. Yönetim kuruluna ise Esnaf Kethudası, Yiğitbaşı, İşçibaşı ve son iki üyeye Ehli Hipre denirdi.
Her ayın sonuncu Cuma günü toplanan Büyük Meclis en yetkili üst organdı. Bütün esnaf şeyhlerinin toplanmasıyla meydana gelirdi. Ahi birliklerinin görevlileri seçimle işbaşına gelirlerdi.
Kurulan denetim ve ceza sistemiyle üyelerin meslek ahlakına ilişkin davranışlarda bulunup bulunmadıkları tespit edilir ve ibret alınacak şekilde cezalandırılırlardı. Örneğin; kurban kesme dükkân kapatma gibi.
Ahiler Selçuklu sultanlarının uyguladıkları politikayı benimsemiş ve gerek iç karışıklıklarda gerekse sınır bölgelerindeki ayaklanmalarda devletin yanında olmuşlardır. Ahiler Anadolu Beylikleri döneminde Osmanlıyı desteklemişlerdir. Osmanlının kurulup gelişmesindeki rolünden dolayı, yay askerlerin kıyafetleri ahi giysilerine benzetilmiştir. Ahilerin bir rolü de ordu sefere giderken geçtiği şehirlerde giyecek, yiyecek, içecek vb. ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Türkler Anadolu’ya gelirken, Anadolu’yu yurt yapmaya ve yerleşik hayata geçmeye kararlıdırlar. Ekonomik faaliyetlerini yeni hayat tarzına uygun şekilde düzenlemelerinde tarım dışı ekonomik faaliyetlerin denetimini yapacak şekilde teşkilatlanan ahi birliklerinin çok önemli rolü olmuştur.
Ahiler çalışmayı ibadet saymışlar ve işyerlerini ibadet yeri olarak görmüşlerdir. Bu yüzden çalışmaya ve dürüstlüğe çok büyük önem vermişlerdir. Aralarında işbölümü yapmışlar ve herkes kendisine uygun bir sanat dalıyla uğraşmıştır. İhtiyaca göre üretim yapmışlar, israf olmasın diye üretim sınırlamasına gitmişlerdir. Aralarında çok büyük bir dayanışma vardır. Öyle ki toplumdaki dayanışmayı bozacağı endişesiyle aşırı kazanç arzusu bile kesinlikle engellenmiştir.
Ahi birlikleri üretim ile tüketim arasında denge kurarak, üretici ile tüketici arasındaki münasebetleri sosyal huzuru sağlayacak şekilde gelişmesi için çalışmışlardır.
Ahi kültüründe sosyal faaliyetlerde dikkat çekicidir; ziyafet toplantıları, üç gün toplantısı, yaren sohbetleri yapılmaktadır. Yaren sohbetleri en önemli sohbetleridir. Uzun kış gecelerinde düzenlenir.
Eğitimlerinin amacı, ferde kendini tanıma yolunu göstermek, insanın fıtratını korumak, iyi insan yetiştirmek, fertteki gizli kabiliyetleri ortaya çıkarmak ve bu kabiliyetlere yön vermektir. Mesleki eğitimleri iş başında kalfalar ve ustalar tarafından verilirdi. Kaçınılması gereken davranışlar öğretilirdi. “Terbiye ocağı” olan zaviyelerde okur-yazarlık eğitimi ve dini, ilmi bilgiler öğretilirdi. Mesleki eğitimde yamaklık, çıraklık, kalfalık şeklinde sıra izlenirdi. Bunlar merasimle bir üste terfi ederlerdi.
Zaman içerisinde ahilik sisteminde çözülmeler başlamıştır. Bunun sebeplerine gelince; ticaret yollarındaki ve ekonomik anlayıştaki değişiklik ile devletin ekonomik hayatındaki gelişmeler bu birliğin çözülmesinde etkili olmuştur. Bununla birlikte kendi içerisindeki bozulmalarda etkilidir. Çözülme 16. yy’ın sonlarında Batı sanayi ürünlerinin Anadolu’ya gelmesiyle başlar.
Bozulmalara rağmen İstanbul’da Meşrutiyet dönemine kadar “peştamalcılar” esnafı Ahi geleneğini yaşatmaya çalışmışlardır. Cumhuriyetten sonra çıkartılan tekke ve zaviyeleri yasaklayan kanunla ortadan kalkmışlardır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren esnaf ve sanatkârların teşkilatlanmalarıyla ilgili hususlarda düzenlemeye gidildi, bunların ilki; 1924’teki Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu’dur 1949 yılında Esnaf Dernekleri ve Esnaf Birlikleri Kanunu çıkartılmıştır. 1972’de çıkarılan Bağkur Kanunu’yla esnaflar sosyal güvenliğe kavuşmuşlardır.

Cumhuriyetle birlikte esnaf ve sanatkarları korumak için dernekler kurulmuş, 12 eylül hareketiyle dernekler kapatılmış fakat bu yanlışlık sonradan düzeltilmiştir.
Türk ticaret Kanunu esnafı tüccarlara karşı zayıf düşürür. Bunun giderilmesi gerekmektedir. Hukuki açıdan yeni düzenlemeler kanunlarla desteklenmelidir.

İlginizi çekebilir