6. Boğaziçi Zirvesi, “daha fazla refah” için toplandı

6. Boğaziçi Zirvesi, “daha fazla refah” için toplandı

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ev sahipliğinde bu yıl 6’ncısı düzenlenen Boğaziçi Zirvesi Bu yıl 80 ülkenin siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla 9-11 Aralık tarihleri arasında  Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti.

Açılış konuşmasını; Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) İcra Kurulu Başkanı Cengiz Özgencil yaptı. Özgencil yaptığı konuşmasında 6. gerçekleşen Konferansın Ülke için son derece faydalar sağladığını bu zirvede yine verimli bir hacım beklediğini ifade eden kısa özet ve teşekkürlerini sundu.

Bu yıl Katar’daki yatırım fırsatlarının da değerlendirileceği zirvede, Türkiye ile katılımcı ülkeler arasında 750 milyon dolarlık ön anlaşma imzalanması bekleniyor. Zirvede özellikle, küresel gelişimin lider sektörleri olarak bilinen inşaat, telekomünikasyon, bankacılık, enerji, dış ticaret, iskan ve kentsel dönüşüm sektörlerindeki iş fırsatları masaya yatırılacak.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Suriye’deki durumun insani sorun olmasının ötesinde kalkınma sorununa dönüştüğünü söyledi.

DÜNYADA 800 MİLYON AŞIRI YOKSUL

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2000 yılında bütün dünya için ortaya koyduğu Bin Yıl Kalkınma Hedefleri doğrultusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen henüz arzu edilen seviyeye ulaşılmadığına dikkati çeken Yılmaz, “Dünya genelinde hala 800 milyonun üzerinde insan aşırı yoksullukla mücadele ediyor. Okul çağındaki yaklaşık 60 milyon kız çocuğu temel eğitime erişemiyor. 6 milyon çocuk 5 yaşına gelmeden hayatını kaybediyor” diye konuştu.

11.KALKINMA PLANI UZUN VADELİ

Türkiye’nin bu kalkınma hedeflerini benimsediğini ve sistemli bir şekilde politikalarına entegre ettiğini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti: “En son 2018 yılına kadar geçerli olacak 10. Kalkınma Planımızı hazırladık. Ancak 2023 de artık bizim için yakın bir hedefe dönüşmeye başladı. Kalkınma Bakanlığı olarak bu ara daha uzun bir perspektif üzerinde de düşünüyoruz. Bu 2030 ya da 2035 olabilir. Yeni hazırlayacağımız 11. Kalkınma Planı’nı daha uzun vadeli bir perspektif çerçevesinde yapacağız.”

REFAH ARTIŞI SİYASİ İSTİKRARLA GELDİ

Bakan Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin bu konuda geçmiş performansının hiç de fena olmadığına değinerek, “Kişi başı günlük harcaması, cari satın alma gücü paritesine göre 4,3 doların altında kalan nüfus 2002 yılında yüzde 30,3 iken, 2014 yılında yüzde 1,62’ye geriledi. 2023 perspektifinde ise artık mutlak yoksulluğu sıfırlamayı hedefliyoruz” dedi. Bakan Cevdet Yılmaz, Türkiye’de yoksulluğun azaltılmasındaki çarpıcı iyileşmede, makro ekonomik istikrarla sağlanan büyümenin sosyal refaha dönüşmesinin, uyguladıkları sektörel politikalar ile çözülemeyen noktalarda uygulanan sosyal yardımların etkili olduğunu söyledi.

Onur Konuşmacı KKTC 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, zirvenin bu yılki teması olan Daha az yoksulluk, daha fazla refah” olan slogana atıf yaparak “Bugün Suriye’deki zenginlere bakın, hepsinde para var ama huzur ve güven yok. Biz bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin garantisi ve varlığı altında, huzur ve güven içinde yaşıyoruz” dedi.

Kıbrıs politikalarıyla ilgili bilgi veren Eroğlu, özetle  “Elbette refahı herkes tatmak ister ama huzur ve güven yoksa… Bugün Suriye’deki zenginlere bakın, hepsinde para var ama huzur ve güven yok. Biz bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin garantisi ve varlığı altında, huzur ve güven içinde yaşıyoruz . Elbette savaşı değil barışı istiyorum ama ‘nasıl olursa olsun da barış olsun’ düşüncesi içerisinde olmadım” değerlendirmesini yaptı.

Zirvesi’nin son gününün açılışında “Küresel Enerji Piyasası” başlıkla yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi”

Toplantıda konuşan Difiglio, hali hazırda Çin’de yaşanan ekonomik sıkıntıların diğer ülkelerde de ekonomik yavaşlamayla devam ettiğini belirterek, dünya genelinde üretilen petrol üretimine değindi.

Difiglio, ABD’de petrol üretiminin azaltılacağını belirterek, bu düşüşün bir dönüm noktası olabileceğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın yıllardır süren petrol üretim politikalarını devam ettirdiğinin görüldüğünü dile getiren Difiglio, Suudi Arabistan’ın OPEC’teki pazar payının bu şekilde devam edeceğini ifade etti.

Difiglio, petrol piyasasında küçük değişikliğin büyük değişimlere sebep olabildiğini kaydederek, 1972 yılına kadar dünya petrol piyasasında çok büyük değişiklikler görüldüğünü anımsattı.

Difiglio, “ABD petrol üretiminde azaltmaya gitse de petrol fiyatlarındaki düşük seyir bir süre daha devam edecektir” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı (IAE) Enerji Piyasaları ve Güvenliği Direktörü Sadamori ise düşük petrol senaryosunun 2020’ye kadar sürebileceğini söyledi.

Doğal gaz konusunda Çin, Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın kilit noktada olduğunu dile getiren Sadamori, doğal gaz talebinin zamanla artacağını belirtti.

Sadamori, Çin’de GSYH ve enerji talebinin artacağını kaydederken dengelerin değişeceğini aktardı. Sadamori, “Hindistan’da bütün sektörlerde talep artacak ve bu ülke kömür talebinde lider konumunda olacak” dedi.

Enerji sektöründeki kaynakların çoğunun zamanla yenilenebilir enerjiden sağlanacağını bildiren Sadamori, “Bu yenilenebilir enerji de güneş veya rüzgardan kaynağını alacak” diye konuştu.

 “TÜRKİYE, ENERJİ GÜVENLİĞİ KONUSUNDA ÖNEMLİ”

Eski IAE Direktörü Nobuo Tanaka da Asya’da enerji talebinin çok hızlı büyüdüğünü belirterek, “IAE verilerine göre Hindistan enerji talebinde Çin’i geçmiş durumda” dedi.

Geçen yıl enerji fiyatlarının düşmeye başladığını dile getiren Tanaka, bu düşüşün 2020’ye kadar devam edebileceğini, IAE verilerine göre düşük fiyatların devam etmesi durumunda küresel pazarın Orta Doğu’ya bağımlı hale geleceğini söyledi.

Tanaka, ABD’de kaya gazı ve petrolünün üretilmesi sonrasında bazı değişiklikler yaşandığını belirterek, “ABD, bu sürecin tek kazanını olabilir. ABD artık Orta Doğu’dan 2019 yılına kadar petrol alma durumda kalmayacak. Bu durum Rusya ile ilişkilerine de yansıyacak” diye konuştu.

Türkiye ile Rusya arasındaki gerilimin kendisini endişelendirdiğini anlatan Tanaka, bunun sebeplerinden birisinin “enerji güvenliği” olduğunu vurguladı.

Tanaka, Türkiye’nin, Avrupa’ya petrol ve doğal gaz akışı konusunda coğrafi olarak önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek enerji güvenliği alanında da ağırlıklı ülke olduğuna vurgu yaptı..

İlginizi çekebilir